ANA SAYFA BİZE ULAŞIN BAĞLANTILAR
HIZLI ERİŞİM

08 Ağustos 2008 Cuma  

ADANA ANTALYA AYDIN BALIKESİR BURSA ÇANAKKALE DENİZLİ DİYARBAKIR ERZURUM ESKİŞEHİR GAZİANTEP HATAY İSTANBUL İZMİR KAYSERİ KAHRAMANMARAŞ KONYA MANİSA MERSİN MUĞLA RİZE SAMSUN ŞANLIURFA TEKİRDAĞ TRABZON VAN İL TEMSİLCİLİKLERİ

 

     Genel Kategoriler

 » HABERLER

 » BASIN AÇIKLAMALARI

 » YAZILI BASINDA ODAMIZ

 » GÖRSEL BASINDA ODAMIZ

 » ODA GÖRÜŞLERİ

 » HUKUKİ ÇALIŞMALARIMIZ

 » RESMİ YAZIŞMALAR

 

     Özlük Çalışmaları

 » 

TARIMSAL YAYIM VE DANIŞMANLIK

 » 

BİTKİ KORUMA ÜRÜNLERİ

 » 

KAPASİTE RAPORU

 » 

TOPRAK KORUMA PROJESİ EĞİTİMİ

 » 

TARIMSAL YAPILAR

 » 

PEYZAJ ALANINDAKİ YETKİLERİMİZ

 » 

KIRSAL KALKINMA VE TARIMSAL PROJELER

 » 

GIDA ALANINDAKİ YETKİLERİMİZ

 » 

BİLİRKİŞİLİK

 » 

GIDA GÜVENLİĞİ

 » 

DAMLA SULAMA SİSTEMLERİ

 » 

TARIM ALET VE MAKİNALARI PROJELENDİRME

 

     Konular

 » 

TARIM POLİTİKALARI

 » 

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ÜRÜNLER

 » 

KURAKLIK VE SU YÖNETİMİ

 » 

BİYOYAKITLAR

 » 

TOPRAK

 » 

AB VE TÜRK TARIMI

 » 

TÜRKİYE GÜNDEMİ

 » 

ÖRGÜTSEL ETKİNLİKLER

 » 

SOSYAL ETKİNLİKLER

 » 

ZMO GENÇ

 
VETERİNERLİK, GIDA VE YEM KANUN TASLAĞINA İLİŞKİN 3 ODANIN GÖRÜŞÜ
VETERİNER HİZMETLERİ, GIDA VE YEM KANUNU TASLAĞI
VETERİNER HİZMETLERİ, GIDA VE YEM KANUNU TASLAĞI HAKKINDA ODAMIZIN GÖRÜŞÜ
DÖRTLÜ GIDA PAKETİ VE ODAMIZ GÖRÜŞÜ
TARIMSAL YAYIM VE DANIŞMANLIK HİZMETLERİ UYGULAMA ESASLARI
TOPRAK KORUMA PROJESİ EĞİTİMİNE KATILARAK BAŞARILI OLAN VE YETKİ BELGESİ ALAN ÜYELER
DAMLA SULAMA SİSTEMLERİNİN TASARIMI EĞİTİMİNE KATILARAK BAŞARILI OLAN VE YETKİ BELGESİ ALAN ÜYELER
TOPRAK KORUMA PROJESİ HAZIRLAMA ASGARİ ÜCRET TABLOSU
TARIM ALET VE MAKİNALARI PROJELENDİRME EĞİTİMİNE KATILARAK BAŞARILI OLAN VE YETKİ BELGESİ ALAN ÜYELER
 

—S. S. Sorular

»GENEL

»ÜYELİK İŞLEMLERİ

 

—Bilgi Edinme

Kendi adınıza
(Bireysel / Gerçek Kişilik)
Bilgi Edinme Başvurusu

Kurumunuz adına
(Tüzel Kişilik)
Bilgi Edinme Başvurusu

 BİLİRKİŞİLİK


                                       T.C
                                 Y A R G I T A Y
                             Beşinci Hukuk Dairesi
Esas No:2000/011631
Karar No:2000/014045

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz üzerinde bulunan duvar bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz üzerinde bulunan kavak ve duvar bedelinin tahsili istemine ilişkidir.

Kamulaştırmasız el atmaya dayalı bedel davalarında da Kamulaştırma Kanunu’nun değer biçmeye esas kuralları kıyas yoluyla uygulanır. Davaya konu kavak ve duvar bedelinin, birisi mülk diğer ikisi de teknik olmaküzere üç kişiden oluşacak bilirkişi kuruluyla tespiti gerekirken delil tespiti dosyasındaki tek bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre hüküm kurulmuş olması,

Doğru görülmemiştir.

Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenle HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine 28.09.2000 gününde oybirliğiyle karar verildi.


                                       T.C
                                 Y A R G I T A Y
                             Beşinci Hukuk Dairesi
Esas No:2001/026032
Karar No:2001/024279

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Mahallinde keşifler yapılarak bilirkişi raporları alınmıştır. Alınan ilk rapor geçersizdir. Şöyle ki;

l-Kamulaştırmasız el atmaya dayanan bedel davalarında, Kamulaştırma Kanununun değer biçilmesine ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır. Kamulaştırma Kanununun ll/3-g maddesine göre arsa niteliğindeki taşınmazlara özel amacı olmayan ve değerlendirme tarihinden önceki emsal satışlara göre, kamulaştırma yapılarak değer biçilmesi gerekir. Bu raporda değerlendirmeye esas alınan emsalin satış tarihi değerlendirme gününden sonradır. Emsal olarak alınması mümkün değildir.

2-İkinci bilirkişi raporu değer biçme yöntemi bakımından doğrudur. Arsa niteliğindeki taşınmaza el koyma günündeki niteliğine göre dava tarihindeki değerinin emsal karşılaştırması yapılarak değer tespit edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Dava konusu taşınmaz tapu kaydına göre imar planına dahil olmakla birlikte olduğu gibi bırakılan kadastro parselidir. Değerlendirmeye esas alınan emsal taşınmazların fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri olup olmadıkları ilgili belediye imar ve kadastro müdürlüklerinden sorularak, fiili imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri ise; taşınmaza biçilen değerden % 35 Düzenleme Ortaklık Payı düşülerek bulunacak miktara hükmedilmesi gerekirken, geçersiz olan ilk rapora göre karar verilmesi, Doğru görülmemiştir.


                                       T.C
                                 Y A R G I T A Y
                             Beşinci Hukuk Dairesi
Esas No:2001/015683
Karar No:2001/016248

Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi idare vekilince verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Yapılan inceleme ve alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyle ki;

l-Kamulaştırmasız el atmaya dayanan bedel davalarında da kamulaştırma bedelinin artırılması davalarında olduğu gibi özel amacı olmayan serbest satışlara dayanılarak emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle değer biçilmesi gerekir. Bilirkişi raporunda bundan l3 sene önce yapılan taşınmazın satışı emsal alınmak suretiyle değer biçilmiştir. Değerlendirme tarihine yakın zamanlarda emsal satışlar mevcut ise; eski tarihlerdeki satışlar emsal alınamaz.

Kayseri gibi büyük bir merkezde, değerlendirme tarihine yakın zamanlarda ve yerlerde emsal satışların olacağı kesindir. Bu durumda taraflara değerlendirme tarihine yakın emsal satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde res’en emsal celbi yoluna gidilmesi ve yakın zamanlarda satışı yapılmış emsale göre değer biçilmesi konusunda rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

2-Kabule göre de; Bilirkişi kurulunca emsal olarak alınan taşınmazın satış bedelinin toptan eşya fiat endeksi uygulanmak suretiyle değerlendirme tarihindeki karşılığı bulunduktan sonra, emsal alınan taşınmazla dava konusu taşınmazın üstün ve eksik yönleri belirlenip gerçek değerinin belirlenmesi gerekir. Bilirkişi kurulunca böyle bir inceleme yapılmadan emsal taşınmazın satış fiatına gerekçesi gösterilmeden her yıl için ilave yapılmak suretiyle taşınmaza değer biçilmesi, Doğru görülmemiştir.


                                       T.C
                                 Y A R G I T A Y
                             Onsekizinci Hukuk Dairesi
Esas No:1995/001278
Karar No:1995/002869

Davacı Ali Aslangiray ile davalı DSİ Genel Müdürlüğü aralarındaki kamulaştırma bedelinin arttırılması davasına dair Baskil Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 2.12.1993 günlü ve 1993/227-404 sayılı hükmün bozulması hakkında dairece verilen 6.10.1994 günlü ve 1994/10814-11819 sayılı ilama karşı davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiştir.

Düzeltme isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.

YARGITAY KARARI

Mahkeme kararı, yasa hükümlerine uygun bir kamulaştırma bulunmadığı bu nedenle davaya kamulaştırma bedelinin arttırılması davası olarak bakılamayacağı gerekçesi ile bozulmuş ise de, karar düzeltme istemi üzerine yeniden yapılan inceleme sonunda dava konusu taşınmazla ilgili (parsel numarası belirtilerek) kamu yararı kararı alınmış olmasına, buna dayanılarak taşınmazın kıymet takdiri yapılmış, takdir edilen bedel davacı adına da olmasa o tarihte malik bilinen kişiler adına bankaya yatırılmış ve kayıtlardaki maliklere tebligat yapılmasına tevessül edilmiş bulunmasına göre davanın kamulaştırma bedelinin arttırılması davası olarak nitelendirilip ona göre de tahkikatın ikmali doğru olup, taşınmazın tarım arazisi niteliğinde kabulü ile olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri dikkate alınarak bilimsel yöntemle değerinin tesbitinde ve buna göre kamulaştırma parasının arttırılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak:

Kamulaştırma, dayanağı Anayasanın 46. maddesinde yeralan, Devletin ve Kamu Tüzel kişilerinin kamu yararının gerektirdiği hallerde özel mülkiyette bulunan taşınmazların edinilmesi müessesesidir. Kamulaştırmanın bu niteliği 29.10.1989 gün ve 1988/4-1989/3 sayılı İçtihatların Birleştirilmesi Kararında da tanımlanmış ve bundan hareketle, kamulaştırma üzerine açılan bedel arttırımı davalarında hüküm altına alınan kamulaştırma bedeline hükmedilecek "faizin" bir haksız eylem tazminatı değil, kamulaştırmanın kesinleşmesiyle mülkiyeti kamu idaresine geçen taşınmaz üzerindeki hak, bu suretle bedeli olan para alacağına dönüşmüş olmakla bu bedelin tam olarak tediyesine kadar, ödemesi gereken temerrüt faizi olduğu vurgulanmıştır. Bu nedenledir ki, kamulaştırma bedeline, ancak kamulaştırmanın kesinleşmesi ve bu suretle M.K.nun 633. maddesi hükmü uyarınca kamulaştırılan taşınmaz mülkiyetinin idareye geçtiği tarihten itibaren faiz yürütülebileceği benimsenmiştir. Sözü edilen içtihatları birleştirme kararında, hernekadar uygulanacak faiz başlangıcına esas alınabilecek diğer olguların (örneğin elatma, ferağ vs.) incelenmediği, bunların Tevhidi İçtihat dışında bırakıldığı açıklanmış ise de, ilke vazedilmiş, esas itibariyle açılan dava sonunda arttırılmasına karar verilen bedel, mülkiyetin idareye geçmesiyle, diğer bir deyimle kamulaştırmanın Kamulaştırma Kanununun 14. maddesi uyarınca idari yönden kesinleşmesiyle muaccel olacak ve faize bu tarihten itibaren hükmedilebilecektir.

Kanun hükümlerine göre, kamu yararı kararı verilip, kamulaştırılması öngörülen taşınmaza takdir komisyonunca bedel takdir edilir. Bu bedel taşınmaz maliki adına bir bankaya bloke edildikten ve diğer usul işlemleri tamamlandıktan sonra bütün işlemleri belgeleyen evrakın malike noter aracılığı ile tebliğe çıkarılması gerekir. Usulüne uygun bir tebligat yapılıp, kamulaştırmanın iptali ile ilgili idari dava açılmadıkça 30 gün (Kamulaştırma Kanunu madde 14) geçmekle kamulaştırma idari yönden kesinleşmekte (bedel arttırımı davası açılmış da olsa) ve mülkiyet idareye geçmektedir.

Bazı hallerde, değişik nedenlerle (taşınmaz maliklerinin saptanamaması yada tebligatın usulüne uygun yapılamaması vs.) tebligat öngörülen şekilde gerçekleştirilememekte, bu suretle kamulaştırmanın idari yönden kesinleşmesi ve mülkiyetin idareye geçiş süreci uzamaktadır. Bu gibi durumlarda tebligat çıkaramayan yada tebligatı çıkarmakla beraber usulüne uygun tebligat yapılmadığının ayırdında olmayan idare kamulaştırmanın amacınauygun kamu hizmetinin gerçekleşmesine yönelik olarak taşınmaza fiilen elkoymak durumunda kalmaktadır. Bu durumlarda idare, tebligatın hiç yapılmamış olması yada usulüne uygun yapılmamış bulunması nedeniyle kamulaştırmadan itibaren çok uzun süreler geçmesinden sonra bedel arttırımı davalarına muhatap olmaktadır. Bu davalar sonunda hüküm altına alınan arttırımlar için istenmesi halinde faize de hükmedilmesi gerekmektedir. Bu faizin başlangıcının hangi olaya yada olguya dayanacağı keyfiyeti konumuzu oluşturan sorundur.

Kamulaştırma Kanununun 15. maddesinin 13. fıkrası hükmüne göre, kamulaştırma işlemi taşınmaz malikine, kamulaştırma kararının tamamlanmasından itibaren bir yıl içinde usulüne göre tebliğ edilememiş olursa, açılacak bedel arttırımı davalarında, dava tarihi esas alınarak taşınmazın değeri belirlenir. Örneğin 1980 yılında alınmış kamu yararı kararı üzerine, Kamulaştırma Kanununun 13. maddesinde belirtilen belge ve bilgileri içeren (kamu yararı kararı, takdir komisyonu raporu, paranın bankaya yatırıldığına dair banka dekontu, kamulaştırma krokisi, davanın aleyhine açılacak idarenin adı vs.) tebligatın çıkarılmamış yada tebligatı çıkarmakla beraber geçersiz kılınmış veya usulüne uygun (Tebligat Kanunu hükümlerine göre) yapılmamış ise davacının bu tarihten 15 yıl sonra kamulaştırmaya yeni muttali olduğu gerekçesiyle açabileceği bedel arttırım davasında taşınmazın değeri, 1995 yılındaki özellikleri ve birim fiyatlarına göre belirlenecektir. Bu suretle belirlenen değere faiz yürütülmesi gerektiğinden faizin başlangıcı ne olacağı önem kazanmaktadır.

Kamulaştırılan taşınmaza, kamu yararının alındığı tarihte el atılmış (örneğin yol yapımı sebebiyle) yada kamulaştırma gereği taşınmaz, inşaa edilen tesis ile bütünleşmiş (baraj kamulaştırmalarında su altında kalmış) ise bu olguların gerçekleştiği tarihin, faizin başlangıcı olarak alınmasının doğru olmayacağı iki yönden kendini açıkça göstermektedir.

Her şeyden önce kamulaştırma yasal bir işlem olup, Yasanınöngördüğü işlemleri yaptıktan sonra (Kamulaştırma Kanununun 13. maddesinde belgelendirilmeleri öngörülen işlemler ve tebligata çıkarma) kamu hizmetinin ifası için taşınmaza el koyan idarenin bu davranışı bir haksız eylem olarak nitelendirilemez. Çünkü, idare haksız yararlanma yada gasp amacıyla taşınmaza el atmış değildir. Belli yasal işlemlerden sonra bu yola başvurmuştur. Kaldı ki idarenin bu davranışı "elatma" haksız eylem olarak nitelendirildiği takdirde bir "kamulaştırma"dan söz edilemez. Böyle hallerde Kamulaştırma Kanununun 38. maddesinde tanımlanan kamulaştırmasız el atmadan ancak sözedilebilir ki bu konumuz dışında olup, taşınmaz maliki yıllar sonra bu olguya değil, kamulaştırma hukuki nedenine dayanarak bedel arttırım davası açmıştır. Bu durumda arttırılan bedele haksız eylem tazminatında olduğu gibi zararın gerçekleştiği (elatma) tarihin faiz başlangıcına esas alınmasına hukuken olanak yoktur.

Diğer taraftan yukarıda açıklandığı gibi böyle "geç kalmış" bedel arttırım davalarında, Kamulaştırma Kanununun 15. maddesinin 13. fıkrası hükmü gereği taşınmaz dava tarihindeki kıymet ve niteliklerine (örneğin tarım arazisinde net gelir esas alınacağı için dava tarihindeki üretim miktarı ve ürünün fiyatları- arsalarda dava tarihindeki benzer alım satımlar) göre değerlendirilir. Böylece, 1995 fiyatları ile bulunan değere, sanki bu değer 1980 yılında gerçekleşmiş gibi bu yıldan itibaren (elatma tarihi) faiz yürütülmesi anlamsız ve dayanaksız kalmaktadır. Çünkü, bilinmektedir ki haksız eyleme dayalı tazminat davalarında, haksız eylemin gerçekleştiği tarihteki zarar dikkate alındığı için bunun karşılığı olan tazminata zararın vuku bulduğu bu suretle tazminatın muaccel sayıldığı tarihten itibaren faiz yürütülür. O halde kamulaştırma hukuki nedenine dayanılarak açılan bedel arttırımı davalarında hükmolunan arttırılmış bedele, kamulaştırma bir haksız eylem olmadığı ve yasa gereği değerlendirmede dava tarihi esas alındığı için (elatma) tarihinden geçerli olmak üzere faize hükmedilemeyeceği sonucuna varılmalıdır. Bu gibi "gecikmiş" davalarda, tebligat yokluğuna, geçersizliğine yada usulsüzlüğüne dayanıldığı için, ıttıla (tebliğ) tarihi (Tebligat Kanunu madde 32/son) en geç dava tarihi kabul edilerek bunu izleyen 30 günlük sürenin bitiminde kamulaştırma idari yönden kesinleşmiş olacağından, (ve bu suretle Medeni Kanunun 633. maddesi uyarınca mülkiyet davalı idareye geçmiş olacağından) bu tarih esas alınarak faize hükmedilmelidir. Böylece daha önce el koyma veya işgal mevcut olsa bile tebligat yapılamamış olması nedeniyle değerlendirmede Kamulaştırma Kanununun 15. maddesinin 13. fıkrası uygulandığı durumlarda faiz başlangıcı yönünden yukarıda sözü edilen 20.10.1989 tarihli Tevhidi İçtihat Kararıyla paralellik sağlamış olmaktadır.

Taşınmaz malikinin, kamulaştırma üzerine idarenin elatma tarihi ile açtığı dava tarihi arasındaki süre içinde taşınmazdan yararlanmadığı, bu hakkın kendisinden alındığı, bu sebeple haksız yere zarara uğradığına dair iddiaları kamulaştırma bedelinin arttırılması davası kapsamı dışındadır.

Değerlendirilmesi gereken bir hususta şudur; Kamulaştırma benzeri yada "fiili kamulaştırma" olarak tanımlanabilen, Kamulaştırma Kanununun 38. maddesi kapsamındaki kamulaştırmasız elatma davalarında, 16.5.1956 gün ve 1956/1-6 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararı ile Yargıtay uygulamalarına göre, malikin taşınmazını elatan idareye bırakması karşılığında alacağı tazminat (bedel) taşınmaza ilk elatıldığı tarihteki nitelikleri dikkate alınarak, dava tarihindeki değerine göre hesaplanmakta ve faiz, taşınmazın dava tarihindeki değerine hükmedildiği için bu tarihten başlatılmaktadır. Yasal kamulaştırma olarak kabul edilerek açılan bu davalarda (bedel arttırım davası) yasal olmayan (kamulaştırmasız elatma) eyleme dayanılarak açılan davadakinden daha fazlasına hükmedilemeyeceği açıktır.

Bu itibarla Dairenin, davaya kamulaştırma bedelinin artırılması davası olarak bakılamayacağına, kamulaştırmasız elatma davası olarak nitelendirilebileceğine dair bozma yönünden karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin buna ilişkin kararının kaldırılmasına, ancak yukarıdaki açıklamalar karşısında, faize kamulaştırmanın idari yönden kesinleşip taşınmaz mülkiyetinin davalı idareye geçtiği 19.8.1993 tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiği halde, taşınmazın baraj gölü su seviyesinin kendisine ulaştığı (elatma) 16.11.1986 tarihinden başlatılarak hüküm kurulması doğru görülmediğinden, mahkeme kararının bu gerekçeyle BOZULMASINA, karar düzeltme harcının istek halinde düzeltme isteyene iadesine, 7.3.1995 gününde oybirliğiyle karar verildi.


                                       T.C
                                 Y A R G I T A Y
                             Beşinci Hukuk Dairesi
Esas No:2001/021257
Karar No:2001/002322

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan yer bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla,dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, kamulaştırmasız el atılan yer bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkeme mahallinde yapılan keşif neticesinde fon ve ziraat bilirkişisinden ayrı ayrı rapor alınmıştır. Fen Bilirkişi raporundan kamulaştırma nedeniyle ifraz gören ve kamulaştırma dışında kalan parsellere davalı idarece el konulduğu anlaşılmaktadır. Ancak;

1-Kamulaştırmasız el atma davalarında da 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kıyasen uygulanmak suretiyle oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi kurulu eşliğinde yapılacak keşif sonucu alınarak raporla değer biçilmesi gerekir. Mahkemece bir ziraat mühendisinden rapor alınmak suretiyle geçersiz rapora dayanılarak hüküm kurulması,

2-Dava konusu taşınmazlara arazi niteliğinde olması nedeniyle olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değeri tesbit edilirken münavebe bitkilerinin dekara verim miktarları ile üretim giderlerinin İlçe Tarım Müdürlüğünden, kilogram satış fiyatlarınında ilgili resmi kuruluşlardan sorularak, resmi verilere göre kapitilizasyon faizi de uygulanması suretiyle değer biçilmesi gerekirken bu yönteme uyulmadan değerlendirme yapılması,

3-Davacılardan Ali ve Ahmet ....’ün dava konusu taşınmazın tapu kaydında malik olarak adları yoktur. Bu kişilerin dava konusu taşınmazla ilişkisini gösterir veraset ilamı ve sair belge getirtilmeden dava haklarının kabulü, Doğru görülmemiştir.

Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden hükmün açıklanan nedenle H.U.M.K.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine 9.02.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.


                                       T.C
                                 Y A R G I T A Y
                             Beşinci Hukuk Dairesi
Esas No:2001/021495
Karar No:2001/023935

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atmaya dayalı bedel istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: İ... Büyükşehir Belediyesi hakkında açılan davanın husumet yönünden reddine, İ... Genel Müdürlüğü davasının kısmen kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi İ.... Genel Müdürlüğü vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, kamulaştırmasız el atmaya dayalı bedel istemiyle İ.... Büyükşehir Belediyesi ve İ... Genel Müdürlüğü aleyhine açılmıştır. İzmir Büyükşehir Belediyesi aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş, kamulaştırmasız el atılan bölümün tüm bedelinin İ... Genel Müdürlüğünden tahsiline hükmedilmiştir. Mahkemenin inceleme ve araştırması hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyleki;

1-Dava konusu taşınmazın 5.55 metrekarelik bölümüne davalı İ... Genel Müdürlüğü tarafından su pompası yapılıp vana konulmak suretiyle kamulaştırmasız el atılmıştır. Davalı İ... Genel Müdürlüğü’nden sadece bu bölüm bedelinin tahsiline karar verilmesi, diğer 39.40 metrekarelik bölüme ana arter niteliğinde olmayan yol olarak, 17.24 metrekarelik bölüme de yaya kaldırımı yapmak suretiyle el atan idarenin Konak Belediyesi olduğu ve bu bölümler yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,

2-Kabule göre;

a)Kamulaştırmasız el atmaya dayanan bedel davalarında bilirkişi kurulunun oluşturulmasında ve değer biçilmesinde, Kamulaştırma Kanunu hükümleri kıyas yoluyla uygulanır. Dava konusu taşınmaz arsa niteliğinde olduğuna göre, taraflara emsal bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re’sen Tapu Sicil Müdürlüğünden emsal celbi yoluna gidilmesi birisi mülk sahibi ikiside teknik olmak üzere üç kişiden oluşan bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle değer biçilmesi g22.11.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.


                                       T.C
                                 Y A R G I T A Y
                             Beşinci Hukuk Dairesi
Esas No: 1995/1716
Karar No: 1995/2687
T. 10.2.1995

ÖZET: Kamuştırmasız elatılan yer bedelinin tahsili davalarında, taşınmazın elatma günündeki niteliğine göre, arsa veya arazi olduğu tesbit edilir.

Üç kişiden oluşacak bilirkişi heyeti, belirlenen niteliğe göre seçilmelidir. Bedelin tahsiline ve tescile karar verilirken, taşınmazın bütünü değil, elatılan miktar gözönünde tutulmalıdır.

(743 s. MK. m. 618, 908)

(2942 s. Kamulaştırma K. m. 11, 15)

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız elatılan yer bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı İdare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla; dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp, düşünüldü:

Dava, kamulaştırmasız elatılan taşınmaz malın bedelinin alınması istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı İdare vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan araştırma, inceleme hüküm kurmaya yetirli değildir.

Şöyleki;

1- Kamulaştırmasız elatma davalarında; taşınmaz malın elatma günündeki niteliğine göre dava tarihindeki değerinin biçilmesi gerekirken, dava konusu yerin arazi mi, arsa mı olduğu tesbit edilmeden genel deyimlerle değer belirlenmesi,

2- Bilirkişi kurulunun taşınmaz malın tesbit edilecek niteliğine göre üç kişiden oluşturulması gerekirken ihtisas durumları tesbit edilmeyen bilirkişilerden teşekkül eden kurula değer biçtirilmesi,

3- Taşınmaz malın 2158 metrekaresine elatıldığı bildirildiği halde tamamına el atılmış gibi davacıların payı hesap edilerek fazlaya hükmedilmesi,

4- Taşınmaz malın elatılan kısımdaki davacıların paylarına isabet eden miktarın tesciline karar verilmek gerekirken, tamamındaki paylarının tesciline karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

Davalı İdare vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 10.2.1995 gününde oybirliğiyle karar verildi.


                                       T.C
                                 Y A R G I T A Y
                             Beşinci Hukuk Dairesi
Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2003/5-252
Karar No:: 2003/288

Mahkemesi : Kadıköy 2.Asliye Hukuk Mahkemesi
Günü : 24.12.2002
Sayısı : 2002/1630-1482

Taraflar arasındaki "kamulaştırmasız elkoyma nedeniyle tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy Asliye 2.Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 10.4.2002 gün ve 1267-390 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 2.7.2002 gün ve 10103-15255 sayılı ilamı ile; (...Dava, imar uygulaması sırasında şuyulandırmaya esas teşkil eden encümen kararının idare mahkemesince iptali sonucu kamulaştırmasız el konulan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor geçersizdir.

Şöyleki;

Dava konusu taşınmaz mal arsa niteliğindedir. Kamulaştırma Kanunu'nun değer biçmeye ilişkin hükümleri kamulaştırmasız el atma davalarında da kıyasen uygulanır. Kamulaştırma Kanunu'nun 11/3-g maddesi uyarınca arsalara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi gerekir. Bilirkişi raporlarında, getirtilen emsallerin satışlarının vergi ve harçtan kaçınmak için düşük gösterildiği açıklandıktan sonra sonuçta piyasa rayicinden söz edilerek soyut ifadelerle değer biçildiğinden, bu raporlara göre hüküm kurulması mümkün değildir. Taraflara emsal göstermeleri için yeniden imkan tanınması, lüzumu halinde re'sen emsal celbi yoluna gidilmesi ve dava konusu taşınmaz değerinin emsal karşılaştırması suretiyle tesbiti çin bilirkişi kurullarından ek rapor alınması,mümkün olmadığı takdirinde yeniden keşif yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile hüküm kurulması, Doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü;

Dava, kamulaştırmasız elkonulan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Davacı, 774 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 90/3840 payına isabet eden 211 m2 yerin maliki iken Belediye Encümeni'nin 21.12.1993 tarihli kararıyla şuyulandırıldığını; İdare Mahkemesince şuyulandırma işleminin iptaline karar verilmesine rağmen davalı idarenin kararı uygulamadığını ileri sürerek, 211 metrekare arsanın bedel karşılığı 31.800.000.000.TL.sının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Belediye Başkanlığı vekili, dava konusu arsadan şuyulandırma nedeniyle imar düzenleme ortaklık payı kesildikten sonra kalan 159 metrekare yerin bedele dönüştürülerek şahıslar adına tescil edildiğinden idare mahkemesi kararının infazının mümkün olmadığını, davacıya verilmesi teklif edilen taşınmaz yönünden de bir girişimi bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Dava konusu 774 ada 3 parsel sayılı taşınmazda 90/3840 pay maliki olan davacının 211 metrekare yüzölçümündeki arsasının şuyulandırılarak 159 metrekarelik bölümünün bedele dönüştürülmesine ilişkin Encümen Kararının idare mahkemesince iptali sonucu kararın yerine geti


                                       T.C
                                 Y A R G I T A Y
                             Beşinci Hukuk Dairesi
Esas No: 1992/3527
Karar No: 1992/7700
T. 11.3.1992

ÖZET : Kamulaştırmasız elatma davalarında, 2942 sayılı Kanunun 15. maddesinin öngördüğü biçimde üç kişilik bilirkişi kurulu oluşturulması,Taşınmazın niteliğinin belediye imar müdürlüğünden sorulup tesbit edilmesi, Özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tesbiti, Taşınmazın elatma günündeki niteliğine göre dava tarihindeki değerinin biçilmesi,Taşınmaz malın yola bırakılan kısmının tapu kaydından terkinine karar verilmesi gerekir.

(2942 s. Kamulaştırma K. m. 11, 15) (743 s. MK. m. 912)

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atmadan doğan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1- Dava, kamulaştırma yapılmaksızın idarece el atılan yerin bedelinin alınması istemine ilşikindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Yapılan inceleme, araştırma ve alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyleki: Kamulaştırmasız el atma davalarında kamulaştırma bedelinin artırılması davaları gibi idareler ile kişiler arasında idarece el atılan taşınmaz bedelinin tesbiti ile alınması istemine ilişkindir. Bu bakımdan değer biçme yöntemininde birbirine uygun olması gerekir. O halde, değer takdiri için 2942 sayılı Kanunun 15. maddesinin öngördüğü biçimde üç kişilik bilirkişi kurulu oluşturulması, taşınmaz malın el koyma günündeki niteliği tesbit edilerek arsa veya arazi olması durumları gözönüne alınarak değerinin biçilmesi, varsa arta kalan kısmında değer değişikliğinin olup olmadığının incelenmesi gerekirken taşınmaz malın niteliği tesbit edilmeden veya yukarıda sözü edilen 2942 sayılı Kanunun 15. maddesine aykırı biçimde oluşturulan iki kişilik bilirkişinin verdiği rapora dayanılarak değer takdir edilmesi,

2- Kabule görede:

a) Bilirkişiler taşınmazın arsa niteliğinde bulunduğunu belirterek değer biçmişlerdir. Bir yerin arsa olabilmesi için belediye imar planı içerisinde bulunması, değilse belediye veya mücavir alanda olması, etrafının meskun bulunması ve belediye hizmetlerinden yararlanması gerekir. Dava konusu taşınmazın niteliği belediye imar müdürlüğünden sorulup tesbit edilmeden arsa olarak değer biçilmesi,

b) 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun kıymet takdiri esaslarını gösteren 11. maddesinin 3. fıkrasının özellikle arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tesbiti ve bedelin tesbitinde etkisi olan diğer unsurlarda dikkate alınarak 4. fıkra gereğince her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekmektedir.

Emsalin kamulaştırılan taşınmaz malla aynı konumda olması, taşınmaza yakın yerlerde bulunması, aynı nitelik ve özellikleri taşıması, benzer yüzölçümünde olması veya kamulaştırmaya yakın günlerde satılması zorunlu değildir. Ayrı özellik ve nitelikleri taşıyan başka yerlerde bulunan ve eski günlerde satılmış olan emsal kayıtlarda tek tek dava konusu taşınmazla karşılaştırılıp incelenerek aradaki farklılıklar belirlenip üstün ve eksik yönleri açıklanmalı ve eksik günlerdeki satışlarla kamulaştırma günü arasında geçen zaman içindeki taşınmaz malların değerinde ortaya çıkan değişiklikler gösterilerek gerekirse


                                       T.C
                                 Y A R G I T A Y
                             Beşinci Hukuk Dairesi
E. 1995/1716 
K. 1995/2687 
T. 10.2.1995 

ÖZET: Kamuştırmasız elatılan yer bedelinin tahsili davalarında, taşınmazın elatma günündeki niteliğine göre, arsa veya arazi olduğu tesbit edilir.

Üç kişiden oluşacak bilirkişi heyeti, belirlenen niteliğe göre seçilmelidir. Bedelin tahsiline ve tescile karar verilirken, taşınmazın bütünü değil, elatılan miktar gözönünde tutulmalıdır.

(743 s. MK. m. 618, 908) 
(2942 s. Kamulaştırma K. m. 11, 15)

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız elatılan yer bedelinin tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı İdare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla; dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp, düşünüldü:

Dava, kamulaştırmasız elatılan taşınmaz malın bedelinin alınması istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı İdare vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan araştırma, inceleme hüküm kurmaya yetirli değildir.

Şöyleki;

1- Kamulaştırmasız elatma davalarında; taşınmaz malın elatma günündeki niteliğine göre dava tarihindeki değerinin biçilmesi gerekirken, dava konusu yerin arazi mi, arsa mı olduğu tesbit edilmeden genel deyimlerle değer belirlenmesi,

2- Bilirkişi kurulunun taşınmaz malın tesbit edilecek niteliğine göre üç kişiden oluşturulması gerekirken ihtisas durumları tesbit edilmeyen bilirkişilerden teşekkül eden kurula değer biçtirilmesi,

3- Taşınmaz malın 2158 metrekaresine elatıldığı bildirildiği halde tamamına el atılmış gibi davacıların payı hesap edilerek fazlaya hükmedilmesi,

4- Taşınmaz malın elatılan kısımdaki davacıların paylarına isabet eden miktarın tesciline karar verilmek gerekirken, tamamındaki paylarının tesciline karar verilmesi,

Doğru görülmemiştir.

Davalı İdare vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA) ve peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ödeyene geri verilmesine, 10.2.1995 gününde oybirliğiyle karar verildi.


                                       T.C
                                 Y A R G I T A Y
                             Hukuk Genel Kurulu 
2003/5-252 2003/288
Mahkemesi : Kadıköy 2.Asliye Hukuk Mahkemesi 
Günü : 24.12.2002 
Sayısı : 2002/1630-1482

Taraflar arasındaki "kamulaştırmasız elkoyma nedeniyle tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy Asliye 2.Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 10.4.2002 gün ve 1267-390 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 2.7.2002 gün ve 10103-15255 sayılı ilamı ile; (...Dava, imar uygulaması sırasında şuyulandırmaya esas teşkil eden encümen kararının idare mahkemesince iptali sonucu kamulaştırmasız el konulan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Alınan rapor geçersizdir.

Şöyleki;

Dava konusu taşınmaz mal arsa niteliğindedir. Kamulaştırma Kanunu'nun değer biçmeye ilişkin hükümleri kamulaştırmasız el atma davalarında da kıyasen uygulanır. Kamulaştırma Kanunu'nun 11/3-g maddesi uyarınca arsalara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi gerekir.

Bilirkişi raporlarında, getirtilen emsallerin satışlarının vergi ve harçtan kaçınmak için düşük gösterildiği açıklandıktan sonra sonuçta piyasa rayicinden söz edilerek soyut ifadelerle değer biçildiğinden, bu raporlara göre hüküm kurulması mümkün değildir. Taraflara emsal göstermeleri için yeniden imkan tanınması, lüzumu halinde re'sen emsal celbi yoluna gidilmesi ve dava konusu taşınmaz değerinin emsal karşılaştırması suretiyle tesbiti için bilirkişi kurullarından ek rapor alınması,mümkün olmadığı takdirinde yeniden keşif yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile hüküm kurulması,

Doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davalı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü;

Dava, kamulaştırmasız elkonulan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Davacı, 774 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 90/3840 payına isabet eden 211 m2 yerin maliki iken Belediye Encümeni'nin 21.12.1993 tarihli kararıyla şuyulandırıldığını; İdare Mahkemesince şuyulandırma işleminin iptaline karar verilmesine rağmen davalı idarenin kararı uygulamadığını ileri sürerek, 211 metrekare arsanın bedel karşılığı 31.800.000.000.TL.sının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Belediye Başkanlığı vekili, dava konusu arsadan şuyulandırma nedeniyle imar düzenleme ortaklık payı kesildikten sonra kalan 159 metrekare yerin bedele dönüştürülerek şahıslar adına tescil edildiğinden idare mahkemesi kararının infazının mümkün olmadığını, davacıya verilmesi teklif edilen taşınmaz yönünden de bir girişimi bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Dava konusu 774 ada 3 parsel sayılı taşınmazda 90/3840 pay maliki olan davacının 211 metrekare yüzölçümündeki arsasının şuyulandırılarak 159 metrekarelik bölümünün bedele dönüştürülmesine ilişkin Encümen Kararının idare mahkemesince iptali sonucu kararın yerine geti


                                       T.C
                                 Y A R G I T A Y
                             Beşinci Hukuk Dairesi
E. 1992/3527 
K. 1992/7700 
T. 11.3.1992

ÖZET : Kamulaştırmasız elatma davalarında, 2942 sayılı Kanunun 15. maddesinin öngördüğü biçimde üç kişilik bilirkişi kurulu oluşturulması, Taşınmazın niteliğinin belediye imar müdürlüğünden sorulup tesbit edilmesi, Özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tesbiti, Taşınmazın elatma günündeki niteliğine göre dava tarihindeki değerinin biçilmesi, Taşınmaz malın yola bırakılan kısmının tapu kaydından terkinine karar verilmesi gerekir.

(2942 s. Kamulaştırma K. m. 11, 15) (743 s. MK. m. 912)

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atmadan doğan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1- Dava, kamulaştırma yapılmaksızın idarece el atılan yerin bedelinin alınması istemine ilşikindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı idare vekilince temyiz edilmiştir.

Yapılan inceleme, araştırma ve alınan rapor hüküm kurmaya yeterli değildir. Şöyleki: Kamulaştırmasız el atma davalarında kamulaştırma bedelinin artırılması davaları gibi idareler ile kişiler arasında idarece el atılan taşınmaz bedelinin tesbiti ile alınması istemine ilişkindir. Bu bakımdan değer biçme yöntemininde birbirine uygun olması gerekir. O halde, değer takdiri için 2942 sayılı Kanunun 15. maddesinin öngördüğü biçimde üç kişilik bilirkişi kurulu oluşturulması, taşınmaz malın el koyma günündeki niteliği tesbit edilerek arsa veya arazi olması durumları gözönüne alınarak değerinin biçilmesi, varsa arta kalan kısmında değer değişikliğinin olup olmadığının incelenmesi gerekirken taşınmaz malın niteliği tesbit edilmeden veya yukarıda sözü edilen 2942 sayılı Kanunun 15. maddesine aykırı biçimde oluşturulan iki kişilik bilirkişinin verdiği rapora dayanılarak değer takdir edilmesi,

2- Kabule görede:

a) Bilirkişiler taşınmazın arsa niteliğinde bulunduğunu belirterek değer biçmişlerdir. Bir yerin arsa olabilmesi için belediye imar planı içerisinde bulunması, değilse belediye veya mücavir alanda olması, etrafının meskun bulunması ve belediye hizmetlerinden yararlanması gerekir. Dava konusu taşınmazın niteliği belediye imar müdürlüğünden sorulup tesbit edilmeden arsa olarak değer biçilmesi,

b) 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun kıymet takdiri esaslarını gösteren 11. maddesinin 3. fıkrasının özellikle arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tesbiti ve bedelin tesbitinde etkisi olan diğer unsurlarda dikkate alınarak 4. fıkra gereğince her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekmektedir.

Emsalin kamulaştırılan taşınmaz malla aynı konumda olması, taşınmaza yakın yerlerde bulunması, aynı nitelik ve özellikleri taşıması, benzer yüzölçümünde olması veya kamulaştırmaya yakın günlerde satılması zorunlu değildir. Ayrı özellik ve nitelikleri taşıyan başka yerlerde bulunan ve eski günlerde satılmış olan emsal kayıtlarda tek tek dava konusu taşınmazla karşılaştırılıp incelenerek aradaki farklılıklar belirlenip üstün ve eksik yönleri açıklanmalı ve eksik günlerdeki satışlarla kamulaştırma günü arasında geçen zaman içindeki taşınmaz malların değerinde ortaya çıkan değişiklikler gösterilerek gerekirse

Google Windows Live Yahoo! MyWeb Del.icio.us Technorati Digg Facebook Sık Kullanılanlar e-Posta Gönder RSS Haber Kaynağı

ADANA ·  ANTALYA ·  AYDIN ·  BALIKESİR ·  BURSA ·  ÇANAKKALE ·  DENİZLİ ·  DİYARBAKIR ·  ERZURUM ·  ESKİŞEHİR ·  GAZİANTEP ·  HATAY ·  İSTANBUL ·  İZMİR
KAYSERİ ·  KAHRAMANMARAŞ ·  KONYA ·  MANİSA ·  MERSİN ·  MUĞLA ·  RİZE ·  SAMSUN ·  ŞANLIURFA ·  TEKİRDAĞ ·  TRABZON ·  VAN

COPYRIGHT © 2004-2008 TMMOB ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI
KARANFİL SK. 28/12 06640 KIZILAY / ANKARA
TEL: (+90) 312 444 1 ZMO (444 1 966)   FAKS:(+90) 312 418 51 98

KEY İnternet Hizmetleri