AOÇ HAYVANAT BAHÇESİ YENİLEME ALANI İLE İLGİLİ KARARA KARŞI DAVA AÇTIK

GENEL MERKEZ
30.10.2012 (Son Güncelleme: 26.12.2012 12:06:13)

YÜRÜTMEYİ DURDURMA

TALEPLİDİR

 

 

DANIŞTAY (   ). DAİRESİ BAŞKANLIĞI`NA

 

 

DAVACI                                        : 1 - TMMOB Peyzaj Mimarları Odası

                                                            2 - TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

VEKİLLERİ                                    :     Av. Emre Baturay ALTINOK

                             Kahraman Kadın Sok. No: 18/1 GOP- Çankaya/ANKARA

 

DAVACI                                        :  3 - TMMOB Şehir Plancıları Odası (Ankara Şubesi)

VEKİLİ                                           :     Av. Koray CENGİZ

                                                               Cinnah Cad. Farabi Sk. No:38/4 Çankaya Ankara

 

DAVACI                                        :   4 - TMMOB Mimarlar Odası (Ankara Şubesi)

VEKİLİ                                           :     Av. Gökçe BOLAT

                                                               Konur Sokak 4/3 06650 Yenişehir / Ankara

 

DAVACI                                        :     5 - TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası

VEKİLİ                                           :     Av. Zuhal SİRKECİOĞLU DÖNMEZ

                                      Bestekar Sok. 49/5 Kavaklıdere/ANKARA

 

DAVALI                                         :   Başbakanlık - ANKARA

                                                           

DAVA KONUSU                         :   9 Eylül 2012 Tarih ve 28406 sayılı Resmi Gazete`de yayınlanan Ankara ili, Yenimahalle ilçesinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır koordinatları gösterilen alanın AOÇ Hayvanat Bahçesi Yenileme Alanı olarak kabul edilmesine dair Bakanlar Kurulu kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemidir.

 

BİLDİRİM TARİHİ                       :   9 Eylül 2012 Tarih ve 28406 sayılı Resmi Gazete

 

DAVA KONUSU İDARİ İŞLEM VE HUKUKİ SÜREÇ

 

9.9.2012 tarih ve 28406 sayılı Resmi Gazete `de yayımlanarak yürürlüğe giren, Bakanlar Kurulu`nun, 2012ì7 sayılı kararıyla, Ankara İli Yenimahalle İlçesinde bulunan alanın Atatürk Orman Çiftliği Hayvanat Bahçesi Yenileme Alanı olarak kabul edilmesine ilişkin karar yayınlanmış,  Atatürk Orman Çiftliği alanında bu kadar geniş bir alanın Hayvanat Bahçesi yapılıp yapılamayacağı tartışmaları ise kamuoyuna taşınmıştır.

 

AOÇ Kuruluş Kanunu`nda, 5524 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğe göre, "Tarım ve Köyişleri Bakanlığının uygun görüşü ile Atatürk Orman Çiftliği arazilerinin onaylı imar planlarında görülen hayvanat bahçesi 10 yılı aşmamak üzere herhangi bir şekilde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Atatürk Orman Çiftliği tüzel kişiliğine bir külfet ve yükümlülük getirmemesi kaydı ile Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında yapılacak bir protokol ile Ankara Büyükşehir Belediyesi lehine intifa hakkı tesis edilebilir Tarım ve Köyişleri Bakanlığının uygun görüşü üzerine Hayvanat Bahçesi içerisindeki işletmeler tahsis amacına uygun olarak Büyükşehir Belediyesi tarafından üçüncü şahıslara kiraya verilebilir." denilmekteydi.

 

Bu Kanun hükmüne dayalı olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi,  AOÇ Genel Müdürlüğü ile2011 yılında bir protokol imzaladı. Bu protokole dayalı olarak da 2012 tarihinde Atatürk Orman Çiftliği Genel Müdürlüğü ile yapılan ek protokol ile AOÇ alanı içindeki neredeyse tüm işletmelerin haklarını üzerine almaya çalıştı. Ama Bu protokol henüz yürürlüğe girmedi. Çünkü Protokol`ün yürürlük maddesine göre, Protokol, Kentsel tasarım projesi ve parselasyon planları hazırlandıktan sonra yürürlüğe girecekti. Fakat Belediye yürürlüğe girmemiş protokole dayalı olarak, işyerlerine bu alanda tüm yetkilerin kendisine geçtiğinden bahisle bu alanı boşaltın diye ihtar çekmeye başladı. Oysaki Ankara Büyükşehir Belediyesi`nin alanda herhangi bir kira hakkı olmadığı gibi kanun da bu duruma izin veren koşullar oluşmamıştı. Bu gelişmeler sürerken, 9 Eylül 2012 tarihli Bakanlar Kurulu Kararıyla AOÇ alanı içinde çok büyük bir alan Hayvanat bahçesi olarak kentsel yenileme alanı ilan edildi. Böylece 2006 yılında çıkan yasadan sonra, AOÇ alanı içinde etap etap AOÇ`nin yapılaşmaya açılmasına yönelik fikir hareket alanı buldu. 2006 yılında yasa değişirken, AOÇ alanının yapılaşmaya açılmaması ve mevcut hayvanat bahçesinin iyileştirilmesi koşuluyla mecliste mutabakat sağlanmıştı. Ancak şimdi baktığımızda, mevcut hayvanat bahçesi sınırlarından çok daha büyük bir alan, Hayvanat bahçesi genişleme alanı adıyla" Kentsel yenileme" alanı ilan ediliyor. Bu durum, AOÇ Kanunu`na aykırılıklar taşıyor.

 

Bu bağlamda  ihtilaf, AOÇ alanında, mevcut "hayvanat bahçesi" alanını kat be kat genişletecek biçimde uygulama yapılıp yapılamayacağına, bu uygulamanın Kentsel Yenileme hukukuyla bağdaşıp bağdaşmadığına ilişkin bir gerekçeden hareketle,  dava konusu düzenlemenin iptali talebidir.

 

Nitekim halihazırda konu ile ilgili davalarımızın dökümü aşağıdaki gibidir. 

 

 

-              Ankara 13. İdare Mahkemesi 2007/2394 E. 

 

Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 12.1.2007 tarih ve 207 sayılı kararla kabul edilen "Atatürk Orman Çiftliği Arazileri ve Doğal Sit Alanına ilişkin 1.000 nazım imar planı ve 1.000 ölçekli Nazım İmar Planı ve Koruma Amaçlı Nazım İmar Planlarına" ait işlemin iptali talep edilmiştir. Mahkemece verilen iptal kararı, Danıştay 6. Dairesinin 2009/1245 E. Sayılı kararı ile onanmıştır.

 

-              Ankara 5. İdare Mahkemesi 2011/879 E. (Dava tarihi: 30.11.2010)

 

Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.08.2010 gün ve 2494 sayılı kararıyla onaylanan "1/10.000 ölçekli Atatürk Orman Çiftliği Alanları Nazım İmar Planı ve I. Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı"nın ve eki olarak onaylanan "1/10.000 ölçekli Ulaşım Şeması" ile "1/1000 ölçekli Ulaşım (Yol-Kavşak vb.) Uygulama Projesi"nin iptali talep edilmiştir.

 

-              Ankara 11. İdare Mah. 2012/1364 - 2012/1365 (Dava tarihi: 24.10.2011)

 

Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu`nun 10.08.2011 tarihli ve 6281 sayılı "Yenimahalle İlçesi Atatürk Orman Çiftliği Orman Genel Müdürlüğü Gazi Tesisleri`nin 1. Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı şerhinin kaldırılarak, sadece 3. Derece Doğal Sit Alanı olarak tesciline" ilişkin kararının iptali talep edilmiştir.

 

-              Ankara 11. İdare Mahkemesi 2012/424 E. (Dava tarihi: 04.11.2011)

 

Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 17.06.2011 gün ve 1806 sayılı kararıyla kabul edilen ve 12.08.2011 gün ve 2484 sayılı kararıyla kesinleşen "Orman Genel Müdürlüğü Gazi Tesisleri Alanı 1. Derece Doğal ve Tarihi sit Alanı 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı İmar Planı" nın iptali.

 

 

 

 

 

-              Ankara 10. İdare 2012/608 E. (Dava tarihi: 29.03.2012)

 

Ankara Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu`nun 02.02.2012 gün ve 15 sayılı "Ankara İli, Yenimahalle İlçesinde, Atatürk Orman Çiftliği 1. Derece Doğal ve Tarihi Sit içerisinde yer alan mülkiyeti Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğüne ait 2100 ada 16 parsel ve mülkiyeti Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğüne ve Ankara Büyükşehir Belediyesine ait olan 13585 ada 12 parselin bir bölümünü de içine alan ve yaklaşık 7 ha`lık alanın 1. Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı şerhinin kaldırılarak, sadece 3. Derece Doğal Sit Alanı olarak tesciline" ilişkin kararının iptali.

 

-              Ankara 10. İdare Mah. 2012/1288 (Dava tarihi: 29.03.2012)

 

Ankara Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu`nun 03.02.2012 gün ve 468 sayılı  "Ankara İli, Yenimahalle İlçesinde, Atatürk Orman Çiftliği 1. Derece Doğal ve Tarihi Sit içerisinde yer alan mülkiyeti Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğüne ait 2100 ada 16 parsel ve mülkiyeti Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğüne ve Ankara Büyükşehir Belediyesine ait olan 13585 ada 12 parselin bir bölümünü de içine alan ve yaklaşık 7 ha`lık yürürlükteki mevzuat ile yürürlükteki ilke kararlarındaki 1. Derece Doğal Sit Alanı özellikleri taşımadığı, bölgedeki bitki dokusunun insan eliyle oluşturulan yapay bir çevre olarak geliştirildiği gerekçeleriyle söz konusu alandaki 1. Derece Doğal Sit şerhinin kaldırılarak, sadece 3. Derece Doğal Sit alanı olarak tescil edilmesine ilişkin Ankara Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu`nun 02.02.2012 gün ve 15 sayılı Kararı`nın alanın tarihi açıdan bir özellik ve nitelik taşımadığı belirlendiğinde 3. Derece Doğal Sit alanı olarak tescil edilmesine ilişkin kararın uygun olduğuna" ilişkin kararın iptali.

 

Yukarıdaki davaları özetlemek gerekirse; dava konusu alan önce 1. derece doğal sit alanından 3. derece doğal sit alanına çevrilmiştir Daha sonra uygulama imar planı yapılmıştır Bunların ardından alana 7 hektarlık ilave bir alan daha katılmıştır. Bu ilave alan da 1. derece doğal sit alanından 3. derece doğal sit alanına çevrilmiştir. Ancak bu aşamada 644 ve 648 sayılı KHK`ler ile mevzuata yapılan değişiklik sonucu koruma kurulu ve tabiat komisyonu tarafından ayrı ayrı kararlar alınmıştır

 

-              Danıştay 6. Daire 2012/4044 E. (Dava tarihi: 29.03.2012)

 

27 Nisan 2012 tarih ve 28276 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "T.C. Başbakanlık Gazi Yerleşkesi (OGM) Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı" ilan edilmesine ilişkin 2012/3074 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali

 

-              Ankara 14. İdare 2012/1129 E. (Dava tarihi: 29.03.2012)

 

Güneyde Beştepe Caddesi, batıda  Söğütözü  Caddesi,  doğuda  Çiftlik  (Alparslan  Türkeş)  Caddesi   ile çevrili  Orman  Genel Müdürlüğü Gazi Yerleşkesi ve civarının; 5393 sayılı Belediye Kanunun 73. maddesi uyarınca Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı ilanına ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi`nin 16.01.2012 tarih ve 136 sayılı kararının iptali

 

-              Ankara 1. İdare Mahkemesi 2012/1338 E. (Dava tarihi: 29.03.2012)

 

T.C. Başbakanlık, Orman Genel Müdürlüğü (OGM), T.C. Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) arasında imzalanan ve OGM mülkiyetindeki muhtelif parsellerde yer alan taşınmazların TOKİ`ye devrine ve TOKİ tarafından bunun karşılığında muhtelif inşai faaliyetlerin kararlaştırıldığı 28.02.2012 tarihli protokolün öncelikle yürütmesinin durdurulmasına takiben iptali

 

 

 

 "KENTSEL YENİLEME" KAVRAMI, DOKTRİN VE AOÇ ALANI

 

Kentsel yenileme kavramının temelde üç amacı gerçekleştirmeye yardımcı olmak amacıyla kullanıldığı, kent kuramları doktrininde iddia edilmektedir. Bunlardan biri, yoksulluk yuvalarının temizlenmesi, ikincisi kent özeklerinin (merkezlerinin) anakentlerin öteki kesimleri ve yöre kentler ile aralarındaki ekonomik canlılık ayrımlarının giderilmesi ve yenilenmesi, üçüncüsü ise kent özeklerindeki yerel yönetimlerin akçal (mali) olanaklarının arttırılmasıdır. Bu doğrultuda da kentsel yenileme kavramının üç unsuru olduğu belirtilmektedir. Bunlardan birisi yoksulluk yuvalarının temizlenmesi, diğeri canlandırma bir diğeri de korumadır. Kentlerin büyümesi ile birlikte kent merkezlerinin giderek eski canlılığını yitirmesi, bu alanların eskimesi ve yıpranması ve "çöküntü alanı" olarak kabul edilmesiyle birlikte bu alanların yenilenmesi ihtiyacı gündeme taşınmıştır. Canlandırma, yapıların özgün işlevlerini yitirdikleri, yapı olarak sağlam bulunmalarına karşın, değerlerinin türlü nedenlerle azaldığı durumlarda bir gereksinme olarak tanımlanmaktadır. Bu bağlamda Koruma ise, "genellikle işlevlerini yerine getirebilmekte olan yapıların, büyük tarihsel, mimari ve kültürel değer taşıyan bölgeler içinde, onlarla birlikte korunmasını sağlamak için plansızlığın denetlenmesi ve aşırı nüfus birikiminin önlenmesi" olarak tanımlanmaktadır.  Yoksulluk yuvaklarının temizlenmesi, canlandırma ve bu bağlamda korumaya yüklenen anlam kentsel yenileme kavramına, kimi zaman "yıkıp yeniden yapma" anlamını da yüklemektedir. Kentsel yenileme kavramı, salt fiziksel yapının iyileştirilmesi olarak görülmese de, kentsel yenileme yapılan alanda yaşayan "eski sakinlerin yaşamaya devam edip edemeyeceği" ölçeğinden hareketle kentsel yenilemenin bir tür seçkinleştirme ve veya soylulaştırma unsurunu da barındırdığı söylenmektedir. Bu nedenle "kentsel yenileme" kavramının doğmasının önemli nedenlerinden birisi olarak da Avrupa`da savaş sonrasında yıkılan kent merkezlerinin yeniden kente kazandırılması ve tarihi kent merkezi algısının canlı kılınması ihtiyacı olduğu söylenmektedir. Kent merkezleri, savaş veya şehrin çeperlere taşınması ile boşalmaya yüz tutmuş, kentin büyümesi sonucunda da; şehrin merkezinin, yoksul alt sınıfların yerleştiği bir alan haline dönüşmeye başladığı gerçeği de bu yenilenme ihtiyacının bir gerekçesi olarak sunulmaktadır. Bu yönüyle, tarihi kent merkezi olarak yenilenen bu merkezlerde, sosyal ve ekonomik canlanma amaçlanmaktadır.

 

Bu bağlamda kentsel yenileme kavramının doktrin açısından uygulama alanının unsurlarını saymak gerekir.

 

Kentsel yenileme,

 

1) kent merkezlerinde yenilemeyi amaç edinir,

2) Kent merkezlerindeki tarihi ve kültürel dokunun iyileştirilmesini esas alır

3) Bu dokunun modernleştirilmesi ile birlikte yeniden işlevlendirilmesini sağlar.

 

Böylece kentsel "yenileme alanı" ilan edilecek bir yerin öncelikli olarak, kent merkezinde, tarihi dokusu bulunan, tarihi ve kültürel değerler taşıyan, eskimeye yüz tutmuş yönlerinin iyileştirilerek kullanılmasının zorunlu olduğu koşulların oluşması gerekir. Anılan kavramsallaştırmadan anlaşılacağı üzere Kent merkezi niteliği taşımayan bir alan, kentsel "yenileme alanı" adıyla dönüşüme tabi tutulamaz ve bu kavramın unsurları doğrultusunda yenilenemez.  Atatürk Orman Çiftliği alanı tarihi ve kültürel açıdan koruma niteliği olsa da doktrin açısından, kent merkezi niteliği taşımadığından bu alanda "kentsel yenileme" alanı ilanı gerçekleştirilemez. Atatürk Orman Çiftliği alanı kırsal niteliği ağır basan ve bu işleve yüzü dönük niteliklerle donatılmış bir alandır. Bu alanda kentsel yenileme alanı ilan edilmesi söz konusu olamaz Bu doktrinde yapılan kavramsallaştırma, Kentsel Yenileme alanı kavramının hukuki bir niteliğe dönüştüğü 5366 sayılı Kanun açısından da  geçerlidir.

Türkiye Cumhuriyetinin kuran kadrolar, siyasal alanda kazandıkları başarıları sürekli hale getirecek ekonomik modelin gerekliliğini her defasında dillendirmişlerdir. Bir yandan modern siyasal kurumlar hayata geçirilirken diğer yandan bu siyasal kurumları besleyecek ekonomik model olarak kırsal ve kentsel alanda sanayileşme ön plana çıkmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti hem kent hem kır yaşamında sanayileşmeye dayalı bir kalkınma modelini ön plana çıkartır. Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) projesi de Türkiye Cumhuriyeti`nin kalkınma politikasının hem mekânsal hem de hukuki bir görünümüdür. AOÇ, Kır ve Kent yaşamının bir biri içine girişine ve harmanlanışına bir örnek olması açısından tasarlandığı Atatürk`ün vasiyetinde açıkça görülür.

Mustafa Kemal Atatürk, 11.6.1937 tarihinde tasarrufu altında bulunan ve şahsi malvarlığı olan AOÇ arazisini vasiyeti doğrultusunda şartlı olarak hazineye bağışlamıştır (EK 1). Mustafa Kemal, 13.06.1937 tarihli yazısında da, Çiftliklerin Türk Köylüsüne ve Ulusuna naçizane bir vazifesi olduğunu vurgular. Dolayısıyla, savaş koşullarından çıkmış bir ülkenin kendi kendini besleyebilmesi, tarımsal alanda sanayileşmesinin bir modeli olarak AOÇ ortaya çıkmıştır. AOÇ, kooperatifler yoluyla örgütlenmiş üreticiler, üreticilerin ürünlerini tüketen kentliler ile birlikte, kentin sosyal dokusuna ve ekonomik gelişimine, siyasal hayatına, kentsel çevrenin yapılandırılmasına dair de bir ufuk çizgisidir. AOÇ kuruluş amacı açısından bugün dünyanın pek çok ülkesinde hayat bulan "kentsel tarım" modelinin ilk örneği olarak değerlendirilmelidir. Bunun yanı sıra, bu işlevleri nedeniyle halk için rekreatif olanaklar da sunar.

AOÇ Hazineye hibe edilişinden 60 yıl sonra amacına uygun olarak kullanılmaması nedeniyle, 02.06.1992 tarih ve 2436 sayılı Kurul Kararı (EK2) ile doğal ve tarihi sit alanı ilan edilmiş, 27.07.1993 tarih ve 3097 sayılı Kurul Kararı (EK3) ile sit alanı sınırları belirlenmiştir. Buna ilave olarak Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 07.05.1998 tarih ve 5742 sayılı Kararı (EK4) ile de Birinci Derece Sit alanı olarak ilan edilmiştir

Kısacası AOÇ, kent açısından kısır, dar kapsamlı değerlendirilecek kentsel yeşil alan- rekreasyon alanı olarak tasarlanmamış ve işlevlendirilmemiştir. AOÇ`nin Cumhuriyetin kuruluş yıllarında belirlenen bu misyonu, bu mekânın geleceğine ilişkin vizyonumuzu da belirmektedir.

Atatürk Orman Çiftliği Alanının Atatürk`ün Vasiyetine Aykırı Olarak Amaç Dışı Kullanılması ve Küçültülmesi Sürecinin Bir Parçasıdır.

Mustafa Kemal Atatürk 1925 yılında, Ankara`nın tarımsal üretim için uygun bir zemin sağlamayan, bataklık ve kıraç arazilerinde, yurttaştan gerçekleştirdiği satın almalarla, bugünkü adıyla Atatürk Orman Çiftliğini kurmuştur. İlk adı Orman Çiftliği olan, Atatürk Orman Çiftliği, 5/5/1925 tarihinde 20 bin dekar, daha sonra Balgat, Etimesgut, Çakırlar, Macun, Güvercinlik, Tatar ve Yağmurbaba gibi alanların satın alınmasıyla 52 bin dekar alan üzerine kurulmuştur.

Mustafa Kemal, AOÇ`yi 13 yıl bizzat işlettikten sonra 11 Haziran 1937 tarihli vasiyetnamesinde "tasarrufum altındaki bu çiftlikleri bütün tesisat, hayvanat ve demirbaşları ile beraber hazineye emanet ediyorum" ifadesini kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hazinesine hibe ve emanet etmiştir.

Ancak 1938 yılından bugüne birçok yasal düzenleme yapılarak AOÇ alanının amaç dışı kullanımına olanak sağlanmıştır.

·         İlk kez 1938-1950 arası dönemde, "Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu İdare Meclisi" kararlarıyla AOÇ alanının amaç dışı kullanımının yolu açılmıştır. 1938-1950 yılları arasında AOÇ`nin 7372 dekar alanı çeşitli kuruluşlara (uçak fabrikası için Türk Hava Kurumuna, tohum ıslah istasyonu için Tarım Bakanlığına, kısa dalga verici istasyonu için Basın Yayın Genel Müdürlüğüne, mensucat sanayii için Sümerbank`a, bira fabrikası için Tekel`e vb.)  devredilmiştir.

·         1950 yılında 5659 sayılı "Atatürk Orman Çiftliği Kuruluş Kanunu" çıkarılmıştır. 5659 sayılı Yasanın 10`uncu maddesine göre çıkarılan 6000, 6238, 6947 7310 sayılı yasalar AOÇ alanının tarım dışı kullanımını artarak devam ettirmiştir. 

·         1976 yılında çıkarılan 2015 sayılı yasa ve 1983 yılında çıkarılan 2823 sayılı yasa çerçevesinde toplam 14.541 dekar çiftlik alanı daha çeşitli kuruluşlara satılmıştır. Ayrıca, mahkeme kararı ile çeşitli şahıslara verilen arazilerle AOÇ alanı daraltmıştır.

·         1994 yılında 4046 sayılı "Özelleştirme Uygulamalarının Düzenlenmesine ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" çerçevesinde özelleştirilen ve özel kanunlarla AOÇ alanı içinden yer edinen Sümerbank, Tekel Genel Müdürlüğü ve Zirai Donatım Kurumu gibi kuruluşlara ait alanların satılmasıyla özel şahısların eline geçmiştir. Böylece AOÇ alanı içinde yeni özel mülkiyet adacıkları meydana gelmiştir.

·         2005 yılı sonu itibarıyla genel hatları yukarıda belirtilen nedenlerle AOÇ alanında toplam 22.078 dekar arazi kaybı ortaya çıkmıştır. Kaybedilen alan büyüklüğü, Mustafa Kemal`in hazineye hibe etmiş olduğu toplam AOÇ alanının % 42`sine denk gelmektedir.

 

5366 Sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Yasanın Amacı ve Kapsamı Açısından Hukuka Aykırılıklar

 

16.6.2005 tarihinde kabul edilen ve 5.7.2005 tarihli Resmi Gazete‘de yayımlanan 5366 sayılı "Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanun" Kabul edilmesiyle "yenileme alanı" kavramı kanuni bir anlam kazandı. Koruma ve kullanma dengesinin somutlaştığı bu yasayı incelediğimizde kentsel yenileme kavramının hukuki boyutunun temel çerçevesini de açığa çıkartacağız.

 

"Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Kanunu Tasarısı" TBMM`deki görüşmeler esnasında isim değiştirerek "Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkındaki Kanun" adını almıştır.

 

TBMM`ye gönderilen bu kanun taslağının genel gerekçesinde

 

"Hızla gelişen kentleşme süreci ülkemizin önemli sorunlarının başında gelmektedir. Bu süreç özellikle kentlerimizin merkez bölgelerindeki eski kent dokularının ve korunması gerekli kültürel mirasın olumsuz etkilenmesine neden olmuştur. Kültürel mirasın yoğun olarak bulunduğu alanlar, gerek eskimeleri ve bakımsız kalmaları, gerekse yoğun olarak denetimsiz bir şekilde iskan edilmeleri ve kullanılmaları nedeniyle toplumun can ve mal güvenliğini tehdit eder duruma gelmiştir. Bu bölgelerde güvenliğin sağlanması özellikle gelişen şehirlerimizde büyük problem teşkil etmektedir.

 

Bu düşünceden hareketle, kentin eskiyen dokularını ve yerleşim alanlarını, kültürel miras değerini korumak, koruma/kullanma dengesini sağlayarak sosyal donatı alanlarını büyütmek ve sağlıklaştırmak, otopark sorununu çözüme kavuşturmak, günümüz konforu ve kullanım şartlarını içeren konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturmak, tarihi ve kültürel dokuyu geleceğe taşımak amacıyla restore ederek kullanmak, böylelikle kentlerin merkez alanlarının sağlıklı bir şekilde iskan edilerek şehrin güvenliğini tehdit eden denetimsiz bölgeler olmaktan çıkarıp yenileştirmek ve günümüz gereklerine uygun olarak kullanılabilir hale getirmek amacıyla bu alanları "kentsel dönüşüm ve gelişim alanı" ilan etmek ve bu alanlarda uygulama yapmaya imkan vermek gerekliliği ortaya çıkmıştır.(…).

 

Bu bölgelerin yenileştirilmesi ve etkin bir şekilde kullanımı gerek kent, gerek yaşayanların ekonomik düzeyinin ve yaşam standartlarının yükselmesini sağlayacaktır. Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilen yerler için hazırlanan plan ve projelerin hızla uygulanabilmesi, kurum ve kuruluşlar arasında yetki ve mülkiyet çatışmasını önleyebilmek için bu alanların bu Kanun çerçevesinde yapılan çalışmalara ve hazırlanan plan ve projelere tabi olmasını ve diğer planların durdurulmasını gerektirmektedir. Ayrıca, belediyelerin bu uygulamaları hızlı ve etkin bir şekilde yürütebilmeleri için normal kamulaştırma sürecinin dışında daha etkin yetkilere sahip olmaları gerekmektedir. Yukarıda belirtilen sorunların en belirgin şekilde hissedildiği yerlerden birisi de İstanbul`dur. Uzun yıllar boyu İstanbul, Süleymaniye ve Zeyrek gibi bölgelerin tüm çalışmalara karşı korunamaması ve yenileşme çalışmalarına başlanamaması giderek İstanbul`un, UNESCO tarafından tehlike altındaki kültür mirası düzeyinde değerlendirilmesi tehdidine yol açmıştır. Bu durum mevcut yasal düzenlemelerin var olan problemleri çözmekte yetersiz kaldığını göstermektedir. Bu nedenle mevcut yasal düzenlemeler içerisinde tarif edilen alanlarda yenileştirme çalışmalarının hızlı ve etkili sonuca ulaştırılmasının zaman alacağı ve çalışmaların tamamlanamayacağı düşünceleriyle, bu konudaki yetki ve sorumlulukların uygulama yapan belediyede toplanmasının etkili sonuç alınabilmesi için gerekli olduğu sonucuna varılmıştır. Bundan dolayı mevzuatın izin verdiği sınırlar içerisinde yetkinin söz konusu alanlardaki yapılaşmalar için kullanımı amaçlanmıştır. Bu yetkilerin, tek elden kullanılması yenileşme çalışmalarının kesintiye uğramaması, kaynak kaybına neden olmaması ve çalışmaların yarıda kalmaması için gereklidir. Bu yetkinin sınırsız bir şekilde kullanımına neden olmamak ve denetim altında tutmak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilecek bölgelerin sınırlarının Bakanlar Kurulunca kabul ve ilan edilmesi şartı getirilmiştir." Denilmektedir.

 

5366 sayılı yasanın genel gerekçesinden de anlaşılacağı üzere yasa koyucu iradenin, bu yasadan temel olarak beklentisini şu başlıklarla sıralayabiliriz:

 

-          Tarihi kent merkezlerinin, sosyal donatı alanlarını büyütmek ve sağlıklaştırmak,  konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturmak, tarihi ve kültürel dokuyu geleceğe taşımak amacıyla restore ederek kullanmak,

-          Tarihi kent merkezlerini, kentsel yenileme ve gelişim alanı ilan etmek,

-          Bu yerler için plan ve projeleri 5366 sayılı kanun kapsamında yapmak,

-          Tarihi Kent Merkezlerinde kurum ve kuruluşlar arasında yetki ve mülkiyet çatışmasını önleyebilme

-          Tarihi kent merkezlerinde, yetki ve sorumlulukların uygulama yapan belediyede toplanmasını sağlamak, bunun için bu alanların bu kanun çerçevesinde yapılan çalışmalara ve hazırlanan plan ve projelere tabi olmasını ve diğer planların durdurulmasını sağlamak

-          Belediyelerin bu uygulamaları hızlı ve etkin bir şekilde yürütebilmeleri için normal kamulaştırma sürecinin dışında, daha etkin yetkilerle donatmaktır.

 

5366 sayılı yasanın 1. maddesinde, yasanın kapsamı belirtilmektedir. Buna göre,

 

Büyükşehir belediyeleri,

Büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri,

İl, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000‘in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idareleri kapsamında yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarında bu kanun uygulanacaktır. 5366 sayılı yasa hem belediyelerin hem de belediyelerin yetki alanı dışındaki il özel idarelerinin yetki alanında bulunan kültür ve doğa varlıklarının yenilenmesini kapsamına almaktadır

 

Oldukça geniş bir kapsamı olan yasanın aynı maddesinde amaç ise şu şekilde düzenlenmiştir.

 

-          Sit alanı ve bu alana ait koruma alanlarında bulunan, yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore ettirmek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturmak,

-          Bu alanlarda tabii afet risklerine karşı tedbirler almak,

-          Tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunmasını ve yaşatılarak kullanılmasını sağlamaktır.

 

Belediyeler ve il özel idaresinin yetki alanında bulunan kültür ve doğa varlıklarının bu kanun kapsamında değerlendirilmesi için iki unsur aranmaktadır. Bunlardan birincisi, kültür ve doğa varlıklarının sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgelerde bulunması ve bu sit alanına ait koruma alanlarının de belirlenmiş olması yasa tarafından aranmaktadır. Bununla birlikte, kültür ve tabiat varlıklarının bu kanun kapsamında değerlendirilebilmesi için ikinci unsur ise bu varlıkların, yıpranmış ve özelliklerini kaybetmeye yüz tutmuş olmasıdır. 

 

Yasanın amaç maddesinin yazılışından anlaşılacağı üzere, sit ve koruma alanlarında yürütülecek inşa ve restore faaliyeti; konut, ticaret, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturma amacına özgülenmektedir. Bu amacın gerçekleşmesiyle de tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların korunacağı varsayılmaktadır. Yasa kapsamında amaç, sit ve koruma alanlarında konut, ticaret, turizm ve sosyal donatı alanları yapmak, bu amacın sonucunda umulan da tarihi ve kültürel varlıkların korunmasıdır. Bu bağlamda yasanın amaç ve kapsamından anlaşılacağı üzere, "yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş;" kültür varlıkları vurgusuyla, bu yasanın amacının, gerekçesinde olduğu gibi kentsel yapı stoğu odaklı bir iyileştirme, dönüşümü kapsadığı anlaşılmaktadır. Eğer yasa koyucunun amacı tüm tarihi ve doğal sitleri kapsayacak, kırsal ve kentsel alanlarda dönüşümü bu yasayla sağlamayı amaçlasa idi o zaman yukarda vurgulandığı gibi yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş kültür varlıkları vurgusu yapmazdı. Doğası gereği, koruma hukuku bağlamında kültürel varlıkların yıpranma ve özelliklerini kaybetmesinden bahsedilebilir. Doğal bir kültür varlığının eskimesinden ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmasından bahsetmek mümkün değildir. Doğal varlıklar, (toprak, su, hava, iklim, besin ve canlılık) için nitelikleri dönüşür, bozulur, yok olmaya yüz tutabilir. Ama bu varlıklar için, eskidi, yıprandı veya özelliğini kaybetti gibi bir sıfat kullanılmaz. Bu sıfatlar, insan dolayımıyla üretilen kentsel değerler yüklü ve tarihi kent merkezi vasfındaki alanlarda bulunan kültür varlıkları için kullanılır.  Bu anlamıyla Atatürk Orman Çiftliği alanının ne kuruluşundaki amaç tarihi kent merkezi olmasına yöneliktir, ne de AOÇ alanının bir tarihi kent merkezi niteliği vardır. AOÇ alanında bu nedenle bu yasanın uygulanmasının olanağı yoktur. 5366 sayılı yasaya dayanılarak AOÇ alanında, kentsel yenileme alanı ilanı kararında hukuka uyarlık yoktur.

 

5366 sayılı yasadan beklenen amaç ve AOÇ alanından beklenen amaçla uyuşmamaktadır. Bu nedenle de Bakanlar Kurulu Kararı`nın kentsel yenileme hukukuna aykırı olduğu açıktır.

 

AOÇ alanı, kırsal niteliği ağır basan ve bu vasıflarla işlevlendirilmesi ve şehirle bütünleştirilmesi gereken bir alandır. Bu kırsal niteliğin içinde yapay yollarla kurulmuş bir hayvanat bahçesi kurgusunun tüm AOÇ alanını kapsaması ise AOÇ alanından beklenene amaca ve dönüşüme uygun bulunmamaktadır. Hayvanat bahçelerinin özelliği, seyirlik mekanlar olmalarıdır. Bu seyirlik mekanlarda doğadan kopmuş insan, diğer canlılarla bir etkileşime girme olanağını bulamaz. Bu alanları seyreder ve gider. Bir yönüyle alışveriş merkezi vitrini seyretmekten daha farklı bir kurgusu yoktur bu mekanların. Vitrindeki ayakkabıya bakılır gibi bakılır. Ancak AOÇ alanının oluşturulmasının temel amacı, şehir yaşamında giderek daha fazla yorulan, kendini ait olduğu topraktan kopartan yaşam alışkanlıklarından bir nebze de olsa sıyırabileceği ve gerektiğinde kent içinde doğa ile bütünleşebileceği bir mekâna duyulan ihtiyaç olarak görülmelidir. Bu anlamıyla, kırsal ve kentsel alanların bir arada düşünülmesi, insanın fiziki ve sosyal gelişimi açısından da son derece önemlidir. İnsanların seyirlik bir dünya içinde kalmaları, bu dünyayı algılayamaz hale gelmeleri ve giderek yeteneksizleşmelerine yol açacak bir kültürel ortamın inşa edilmesi, idarenin işlemlerinden beklenen üstün kamu yararı niteliği taşımamaktadır.

 

İdare, Anayasal ödevleri doğrultusunda, yurttaşların maddi ve manevi varlıklarını korumalarına yol açacak bir biçimde düzenlemeler yapmak zorundadır. Bugün insanın manevi varlığını korumasının yegane yollarından biri de kopartıldığı doğa ile uyumlu yaşam biçimlerine olanak sağlayacak toprağa, havaya ve suya duyduğu ihtiyacı fark edeceği mekanlar içinde yaşamasıyla mümkün olacaktır.  Ankara için AOÇ bu olanakların geliştirilmesine yüzü dönük bir biçimde kurgulanmıştır. Kuruluş kanunu ve daha sonradan doğal ve tarihi sit alanı ilanlarının gerekçelerinde de AOÇ alanını tarımsal, üretken olma niteliklerine vurgu yapılarak koruma konusu haline getirilmiştir.

 

AOÇ alanında bu kadar büyük bir hayvanat bahçesinin yaracağı sağlık ve güvenlik sorunları düşünülmeden, bir tarımsal yapının, bu yönüyle fidanlık, çiftlik niteliği ağır basan dinlence yönüyle anılan yeşil alanın, kentsel bir gösteri mekanı haline getirilmesinin sonuçları, kentte yaşayan insanların daha fazla diğer canlılardan kopmasına yol açacaktır.

 

 

 

 

İnsanlar, hayvanat bahçesindeki gibi uysal, ezik, kimsesiz bir seyir kültürüne alıştırılırsa, zihinlerinin ve bedenlerinin dinlenmesine olanak sağlanmazsa toplum sağlığı da giderek bozulacaktır.  Bu gerekçeler ve nitelikler yok sayılarak, AOÇ alanının önemlice bir kısmının kentsel yenileme alanı ilan edilmesi ve bu alanın hayvanat bahçesine dönüştürülmesi, 5366 sayılı yasadan beklenen amaç ve AOÇ alanından beklenen amaçla uyuşmamaktadır. Bu nedenle de Bakanlar Kurulu Kararı`nın kentsel yenileme hukukuna aykırı olduğu açıktır.

 

SONUÇ VE İSTEM                     : Açıklanan ve Mahkemenizce resen saptanacak nedenlerle;

 

9 Eylül 2012 Tarih ve 28406 sayılı Resmi Gazete`de yayınlanan Ankara ili, Yenimahalle ilçesinde bulunan ve ekli kroki ile listede sınır koordinatları gösterilen alanın AOÇ Hayvanat Bahçesi Yenileme Alanı olarak kabul edilmesine dair Bakanlar Kurulu kararının öncelikle yürütmesinin durdurulmasına takiben iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idareye yüklenmesine karar verilmesini saygılarımıza vekaleten arz ve talep ederiz.

 

Şehir Plancıları Odası

(Ankara Şubesi) vekili

Av. Koray CENGİZ

 

 

 

 

 

 

Mimarlar Odası

(Ankara Şubesi) vekili

Av. Gökçe ER

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ziraat Mühendisleri Odası

vekili Av. Zuhal

SİRKECİOĞLU DÖNMEZ

 

 

 

 

 

 

Peyzaj Mimarları Odası

vekili Av. Emre

Baturay ALTINOK

 

 

 

 

 

 

Çevre Mühendisleri Odası vekili Av. Emre

Baturay ALTINOK

 

 

 

 

 

 

Ekler:

 

1.       Mustafa Kemal Atatürk`ün, 11.6.1937 tarihli bağış senedi

2.       Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 02.06.1992 tarih ve 2436 sayılı kararı

3.       Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 27.07.1993 tarih ve 3097 sayılı kararı

4.       Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 07.05.1998 tarih ve 5742 sayılı kararı

5.       9 Eylül 2012 Tarih ve 28406 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan karar ver eki

6.       Ankara 13. İdare  Mahkemesi`nin 28.11.2008 gün ve 2007/2394 E., 2008/1795 K. sayılı kararı

7.       Çiftliğin Kuruluş Esasları (Kaynak: ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ )

 

Okunma Sayısı: 878