TMMOB ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI’NIN “TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNU VE TÜRK MEDENİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI”NA İLİŞKİN GÖRÜŞÜ

GENEL MERKEZ
11.03.2013 (Son Güncelleme: 19.06.2013 17:31:01)

TMMOB ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI‘NIN "TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNU VE TÜRK MEDENİ KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TASARISI TASLAĞI"NA İLİŞKİN GÖRÜŞÜ


MADDE 1 - Hakkındaki Görüşümüz: Arazi sınıflandırması ve asgari büyüklüklerinin belirlenebilmesi için toprak özelliklerinin modern sistemlere göre tesbit edilerek haritalanması gerekmektedir. Ancak, ülkemizde bu şekilde hazırlanmış bir veri tabanı bulunmamaktadır. Mevcut veri tabanı ile bu işlem gerçekleştirilemeyecektir. Dolayısıyla yeni bir toprak etüt ve haritalama çalışmalarının (T.C. Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı, Toprak Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından) yapılması uygun olacaktır.

Yukarıda izah edilen çerçevede 1 inci maddenin aşağıdaki şekilde revize edilmesi gerekmektedir.
 

"MADDE 1.-Bu Kanunun amacı; toprağın doğal veya yapay yollarla kaybını ve niteliklerini yitirmesini engelleyerek korunmasını, geliştirilmesini temel toprak etüdleri ve toprak veri tabanı esas alınarak tarımsal işletmelerin ve tarım arazilerinin sınıflandırılmasını, asgari büyüklüklerinin belirlenmesini, bölünmelerinin önlenmesini ve çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak, plânlı arazi kullanımını sağlayacak usûl ve esasları belirlemektir."
 

MADDE 2 Hakkındaki Görüşümüz: "toprak kaynaklarının bilimsel esaslara uygun olarak belirlenmesi" ifadesinin söz konusu madde içeriğinden kaldırılmaması gerekmekte olup, 2 inci maddenin aşağıdaki şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.


"MADDE 2- Bu Kanun; arazi ve toprak kaynaklarının bilimsel esaslara uygun olarak belirlenmesini,haritalanmasını, tarımsal işletmelerin ve tarım arazilerinin sınıflandırılmasını, korunmasını ve asgari büyüklüklerinin belirlenmesini, bölünmelerinin önlenmesini, arazi kullanım planlarının hazırlanmasını, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesini, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesini, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin sorumluluk, görev ve yetkilerin tanımlanması ile ilgili usul ve esasları kapsar."


MADDE 8 ve Sonrasındaki Maddeler Hakkındaki Genel Görüşümüz: Madde 8 ve sonrasındaki maddeler bir bütün halinde incelenerek görüş oluşturulmuştur. Çünkü, Madde 8 ve sonrasında yapılacak değişiklikler, özellikle miras yoluyla arazi parçalanmasını önlemeye yönelik olarak hazırlanmıştır. Ancak bu değişiklikler ülkemizde çok büyük sorunları beraberinde getirecektir.


5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Yasası, fakir çiftçinin elinden zorla toprağını alma yasasına dönüşecektir. Örneğin 2 kardeşe miras kalan bir arazi, yeter büyüklükte tarımsal araziye bölünemiyorsa (yasal olarak şu anda da bölünememektedir) 2 yıl içerisinde mahkeme tarafından belirlenecek ehil olan satın alma gücüne sahip kişiye devredilmesini, satın alma gücünün sağlanamayacağı durumlarda çok kolay borçlanmayı getirmektedir. Kamu veya özel bankalara borçlanarak, arazi hissesini satın alan kişilerin tarımsal girdilerin çok yüksek olduğu koşullarda, özellikle kuru tarımın yapıldığı alanlarda, borçlarını ödeme gücüne sahip olamayacakları açıktır. Bu nedenle bu araziler, kırsal kesimde yaşayan köylülerin topraklarının elinden gitmesini sağlayacaktır. Bu nedenle yapılacak değişiklikler son derece sakıncalıdır.


Yine aynı şekilde ehil olan kişinin borcunu ödediğini düşünelim. Bu durumda arazideki hissesini satmak zorunda olan ve geçimini bir şekilde bu araziden sağlayan kişilerin geleceği ne olacaktır? Bu kişiler geçimlerini nasıl sağlayacaklardır?

Bakanlık 6 yıldır yerine getirmediği "5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunun " 11., 14., 15., 16., maddelerindeki görev ve sorumluluklarını yerine getirmesi gerekirken,son yıllarda sürekli olarak dillendirildiği gibi tek sorun arazilerin küçüklüğü veya parçalılığı gibi açıklanmaya çalışılan ancak gerçek anlamdadesteklenmeyerekgirdi maliyetleri altında ezilen, her geçen gün yoksullaşan ve tarımdan uzaklaşan/uzaklaştırılan köylülerimizin, küçük üreticilerimizin arazilerinin kimlere transfer edileceği belli olmayacak biçimdeKanun teklifinin (8/K) maddesinde sunulduğu gibi Bakanlık emlakçılık yapmak gibi bir iş ve sorumluluk yüklenmemelidir.


Ayrıca Bakanlık 10 yılda bir yani 2011 yılında yapılmış olması gereken; sonuncusu ise 2001 yılında yapılmış olan Türkiye Genel Tarım Sayımını bir an önce yaparak söz konusu düzenlemeleri, tarımla ilgili kararları Genel Tarım Sayımından elde edilecek sonuçlara göre yapmalıdır. Zira Kanun tasarısı genel gerekçesi içerisinde sunulan 5,9 hektar ortalama işletme büyüklüğü rakamı 1991 yılı Genel Tarım Sayımı sonuçlarına ve o tarihteki 3.966.822 olan tarım işletmesi sayısı baz alınarak elde edilmiştir. 2001 yılında yapılan Genel Tarım Sayım sonuçları Bakanlığın 2023 yılı için 5 hektar ortalama işletme büyüklüğü öngörüsü ile çelişmektedir.2001  yılı Genel Tarım Sayımı sonuçları tarım işletme sayısının 3.022.127 ‘ye düştüğünü
dolayısı ile ortalama işletme büyüklüğünün 6.1 hektara yükseldiğini göstermektedir. Kanunda yapılması planlanan değişikliklerden önce  genel gerekçelerde sunulan bilgiler doğru olarak verilmelidir. Ayrıca  yapılan açıklamalardan anlaşılacağı gibi, üzülerek ifade etmek gerekir ki geçerli, kabul edilebilir ve uygulanabilir  planlamalara temel oluşturacak kararların alınabilmesi için ne tarım arazilerimize (topraklarımız) ne de ülke tarımına ait sağlıklı ve güncel verilere sahip olmadığımızdır.


Kişilerin miras yolu ile arazilerinin parçalanmasını bu şekilde önlemek mümkün değildir. Bu şekilde yapılacak değişiklikler, topraklarımızın, büyük firmalara, bankalara, çok uluslu şirketlere geçmesini sağlayacaktır. Bu nedenle yasal düzenleme fiziksel parçalanmayı önlemek üzerine yapılmalıdır. Arazilerin asgari işletme büyüklüğü tespit edildikten sonra kardeşlerin veya mirasçıların araziyi tek bir parça olarak işletmesi sağlanmalıdır. Arazi fiziksel olarak tek parça kalabilir ve mirasçılar gelire ortak veya hissedar olabilirler. Toplulaştırma çalışmalarının yapılması, arazi birleştirme konusunda teşviklerin geliştirilmesi yerinde olacaktır.

Yukarıda genel olarak belirtilen açıklamalar ışığında Madde 8 ve sonrasında yapılacak değişiklikler kabul edilemez olarak görülmektedir.

 

 

Okunma Sayısı: 1397