TÜRKİYE‘DE BÜYÜKBAŞ HAYVAN YETİŞTİRİCİLİĞİ

GENEL MERKEZ
02.02.2015 (Son Güncelleme: 12.08.2015 17:38:14)

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Büyükbaş Hayvancılık konusunda rapor hazırladı...

 TÜRKİYE‘DE BÜYÜKBAŞ HAYVAN YETİŞTİRİCİLİĞİ

Dünyanın kutuplar hariç hemen her yerinde yaşayıp çeşitli seviyelerde et ve süt verebilen 800`den fazla sığır ırkı vardır. Ancak dünya süt ve et üretiminin büyük bölümü sınırlı sayıda ırktan karşılanmaktadır.

Sığır dünya süt üretiminin %83`ü, et üretiminin de yaklaşık %21`ini sağlamaktadır. Mandanın dünya süt ve et üretimindeki payı ise yaklaşık %13 ve  %1,2 kadardır. AB ve ABD söz konusu olduğunda durum biraz farklılaşır. Dünya süt üretiminin yaklaşık beşte birini üreten AB ülkeleri ile %12`sini üreten ABD`de sütün hemen hemen tümü sığırdan sağlanır. AB ve ABD et üretiminde sığırın payı sırasıyla, %17,1 ve %27,8`dir (Tablo 1).

Tablo 1- Dünya, Avrupa Birliği (28) ve Türkiye`nin 2012 Yılı Et ve Süt Üretiminde Sığırın Payı, %

 

Toplam süt

üretiminde

Toplam et

üretiminde

Kırmızı et üretiminde

(Domuz eti hariç)

Dünya

83,0

20,9

75,6

AB(28)

96,8

17,1

87,8

ABD

100,0

27,8

99,4

Türkiye

91,8

29,8

87,3

Kaynak: Akman ve ark. (2015)

TÜİK`e göre 2013 yılında Türkiye`de üretilen 18,2 milyon ton sütün %91,4`ü sığırdan elde edilmiştir. Bir başka ifadeyle sığırdan elde edilen süt miktarı 16,7 milyon tondur.

Et üretiminde sığırın payı %30 kadardır. Kırmızı et üretimi söz konusu olduğunda bu pay artar ve %90`a yaklaşır.

Türkiye`de kişi başına hayvansal proteinin %47,3`ü sütten elde edilirken, bu değer Dünya, ABD, AB`de sırasıyla %25,9 ve %31,4, %33,8`dir. Buna karşılık etin Türkiye`de hayvansal gıdalardan üretilen proteine katkısı %38,4 iken; Dünya, ABD, AB`de sırasıyla %44,8, %55,2 ve %46,0`dır (Akman ve ark., 2015).

TÜİK verilerine göre son 11 yıllık dönemde sabit fiyatlarla gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) yılda ortalama %4,9 oranında artarken, tarım sektöründeki büyüme hızı %2,2 olmuştur. Değişim hızlarındaki bu farklılık gayri safi yurt içi hasılada tarımın payını %12,2`den %9,2`ye düşürmüştür.

2012 yılı itibariyle tarımsal üretiminde hayvancılığın payı Türkiye‘de yaklaşık %35, AB`de %44 kadardır. Hayvansal üretimden sağlanan gelirin Türkiye`de yaklaşık %58`i, AB`de de %51`i sığırdan elde edilmiştir. Bir başka ifadeyle sığır, toplam tarımsal gelirin Türkiye‘de %20`sini, AB`de ise %23`ünü gerçekleştirmiştir (Akman ve ark., 2015).

TÜRKİYE`DE SIĞIRCILIK

1980 yılından bu yana Türkiye`de nüfusun %70`in üzerinde (yaklaşık 44 milyondan 77 milyona) artmasına karşılık, toplam hayvan varlığının %32 düzeyinde gerilediği (yaklaşık olarak 85 milyondan 57 milyon başa düştüğü) görülmektedir.

Tablo 2- Yıllar İtibariyle Türkiye Hayvan Varlığındaki Değişmeler (1000 Baş)

Yıllar

Sığır

Koyun

Ankara

Keçisi

Kıl

Keçisi

Manda

1928

6.934

13.632

3.170

8.936

795

1950

10.123

23.083

3.966

14.498

948

1980

15.894

48.638

3.658

15.385

1.031

1984

12.410

40.391

1.973

11.127

544

1990

11.377

40.553

1.279

9.698

371

2000

10.761

28.492

373

6.828

146

2005

10.526

25.304

233

6.284

105

2007

11.037

25.462

191

6.095

85

2009

10.724

21.750

147

4.981

87

2010

11.370

23.090

153

6.141

85

2011

12.386

25.032

151

7.127

98

2012

13.915

27.425

158

8 199

107

2013

14.415

29.284

166

9.059

118

 2014*

14.899

32.186

176

10.010

124

1980-2009

-33

-55

-96

-68

-92

2009-2014

-6

-34

-95

-35

-88

1980-2014

+28

+32

+16

+50

+30

(*) TÜİK (2014a)

Kaynak: TÜİK (2014b ve 2015b)

Türkiye`de özelde hayvansal üretim, genelde de tarımsal üretimle ilgili istatistiklerin güvenilir ve doğru bir zemine oturtulamamış olması, hemen her dönem yöneticilere istatistikler üzerinde şu ya da bu şekilde tasarrufta bulunma imkânı sağlayabilmektedir.  Bu nedenle hayvan popülâsyonunun belirli bir dönemde biyolojik olarak artamayacağı kadar abartılı rakamlar ortaya çıkmaktadır. Örneğin 1980-2009 yıllarını kapsayan 30 yıllık dönemde toplam hayvan varlığı %55 oranında azalırken, 2009`u izleyen 5 yılda %50`nin üzerinde artabilmiştir!

Grafik 1`de hem dönem ortalaması olarak sığır sayıları hem de dönemden döneme değişim hızları verilmiştir. Görüleceği gibi 1984`ten 2004 yılına kadar olan zaman diliminde azalma dikkat çekmektedir. Bu dönemde (1984-1986 ile 2002-2004) yıllık azalma hızı ortalama %1.24 olmuştur. Buna karşılık 2004 ve 2009 yılları arasında az da olsa bir artış vardır. Bu dönem için artış hızı neredeyse önceki 20 yıllık dönemin azalış hızına eşittir (%1.26). Yalnız son dönemde sığır sayısındaki artış %7.31 gibi oldukça yüksek bir değere ulaşmıştır. Yıl esas alınarak bir değerlendirme yapıldığında artış hızı 2010 yılından 2011‘e %8,9, 2011 yılından 2012 yılına da %12,4 bulunmuştur. Özellikle bu değerleri güvenilir saymak için geçerli herhangi bir neden bulmak oldukça zordur (Akman ve ark., 2015).

 

Grafik 1- Üçer Yıllık Dönemlerin Ortalama Sığır Sayısı ve Değişim Hızı, % (Akman ve ark., 2015)

2000 yılında sığır varlığının %16,8`i kültür ırkı, %44,0`ü kültür ırkı melezi ve %39,2`si yerli ırk olarak tanımlanırken; bu oranlar 2013 yılında aynı sırayla %41,3, %42,4 ve %16,3 olarak hesaplanmıştır. 2000-2013 yılları arasındaki 13 yılda kültür ırkı oranı %16,8 dan %41,3`e yükselmiştir (Tablo 3). Bir başka ifadeyle 2000 yılında 1,8 milyon olan kültür ırkı sığır sayısı 2013 yılında 6 milyon başa ulaşmıştır. Yani yıllık artış hızı ortalama %9,6 olmuştur.

Buna karşılık kültür ırkı melezlerinin sayı ve paylarındaki artış daha yavaştır. Örneğin 2000 yılında 4,7 milyon baş olan kültür ırkı melezi sayısı yıllık %2,0`lik artışla 2013 yılında 6,1 milyon başa ulaşmıştır. Bu dönemde, beklendiği şekilde yerli ırktan sığırların sayısı azalmış, 4,2 milyon baş olan yerli sığır sayısı, yıllık ortalama %4,4 azalarak 2,3 milyon başa gerilemiştir.

Tablo 3- Tarım Bölgelerine Göre Sığır Varlığında Genotiplerin Payı, %

Tarım Bölgeleri

2000

2013

Kültür Irkı

Kültür

Melezi

Yerli

Kültür Irkı

Kültür

Melezi

Yerli

Ortakuzey

17,9

46,1

36,0

40,1

42,9

17,0

Ege

36,8

46,9

16,3

72,2

21,4

6,4

Marmara

39,4

53,5

7,1

63,2

32,3

4,5

Akdeniz

12,9

66,1

21,0

35,8

57,3

6,9

Kuzeydoğu

4,9

30,9

64,1

10,2

63,8

26,0

Güneydoğu

7,8

24,3

67,9

23,0

38,6

38,5

Karadeniz

8,4

51,8

39,9

24,0

53,2

22,8

Ortadoğu

9,6

38,6

51,7

29,2

54,4

16,4

Ortagüney

27,0

50,8

22,2

60,8

31,4

7,8

Toplam

16,8

44,0

39,2

41,3

42,4

16,3

Kaynak: TÜİK (2015c) ve Akman ve ark. (2015)

Genotip gruplarının tarım bölgelerine dağılımı, bir başka ifadeyle her genotip gurubunda tarım bölgelerinin payları ile bu payların zaman içerisindeki değişimi Tablo 4`te verilmiştir. Tablodan da görüleceği gibi toplam sığır varlığında 2000-2013 yılları arasını kapsayan dönemde Karadeniz ve Ortadoğu tarım bölgelerinin payı gerilerken, Ege ve Ortagüney tarım bölgelerinin payı artmış; diğer bölgelerde ise önemli bir değişiklik olmamıştır.

Gerek 2010, gerekse 2013 yıllarında kültür ırkı sığır varlığının yaklaşık %43`ü Ege ve Marmara Bölgelerinde bulunmaktadır.

Tablo 4- Genotiplere Göre Sığır Varlığında Tarım Bölgelerinin Payı, %

Tarım Bölgeleri

Kültür Irkı

Kültür Irkı Melezi

Yerli

Toplam

2000

2013

2000

2013

2000

2013

2000

2013

Ortakuzey

13,7

12,0

13,5

12,5

11,8

12,9

12,8

12,4

Ege

26,7

31,4

13,0

9,1

5,1

7,1

12,2

17,9

Marmara

16,3

11,4

8,4

5,7

1,2

2,0

6,9

7,4

Akdeniz

5,1

6,4

10,0

10,0

3,6

3,1

6,7

7,4

Kuzeydoğu

4,3

3,5

10,4

21,5

24,2

22,8

14,8

14,3

Güneydoğu

4,8

5,7

5,7

9,3

18,0

24,1

10,4

10,2

Karadeniz

7,9

5,8

18,6

12,4

16,1

13,9

15,8

9,9

Ortadoğu

6,5

5,7

9,9

10,3

14,9

8,1

11,3

8,1

Ortagüney

14,7

18,2

10,5

9,2

5,2

5,9

9,1

12,4

Toplam

100

 

Türkiye`de sığır varlığının en yüksek olduğu 10 il Tablo 5`te verilmiştir. Görüleceği gibi sığır varlığının üçte biri bu illerde barındırılmaktadır.

Tablo 5- Türkiye`de İllere Göre Toplam Sığır Varlığı

İller

Sayısı (Baş)

Oranı (%)

2010

2013

2010

2013

Konya

390.640

750.693

3,6

5,1

Erzurum

545.030

693.019

5,1

4,7

Balıkesir

233.790

581.525

2,2

3,9

Kars

269.290

538.572

2,5

3,6

İzmir

240.380

513.817

2,2

3,5

Diyarbakır

245.710

350.058

2,3

2,4

Sivas

366.140

348.434

3,4

2,4

Ağrı

287.500

344.058

2,7

2,3

Aydın

214.550

335.438

2,0

2,3

Samsun

325.500

335.003

3,0

2,3

10 il toplamı

3.118.530

4.790.617

29,0

32,5

Genel toplam

10.761.000

14.774.924

100,0

100,0

Kaynak: TÜİK (2015c)

Kültür ırkı sığır varlığının en yüksek olduğu başlıca iller Konya, Balıkesir ve İzmir; kültür ırkı melezlerinin en yüksek olduğu il Erzurum`dur. Buna karşılık en fazla yerli sığıra sahip il ise Ağrı`dır (Tablo 6).

Tablo 6- Türkiye`de Sığır Genotiplerinin İllere Göre Dağılımı

SIĞIR (KÜLTÜR)

SIĞIR (MELEZ)

SIĞIR (YERLİ)

İller

Baş

İller

Baş

İller

Baş

Konya

471.999

Erzurum

544.686

Ağrı

177.762

Balıkesir

453.336

Kars

389.148

Diyarbakır

135.503

İzmir

385.564

Ardahan

268.584

Muş

112.797

Aydın

251.213

Sivas

231.276

Kars

94.316

Denizli

220.043

Konya

225.199

Samsun

83.364

Afyon

218.478

Samsun

173.501

Şanlıurfa

73.436

Burdur

192.093

Ağrı

145.837

Yozgat

71.723

Çanakkale

177.414

Kayseri

145.746

Tokat

67.584

Bursa

146.530

Muş

141.599

Van

66.097

Kırklareli

137.796

Ankara

138.666

Erzurum

64.527

10 il

2.654.466

10 il

2.404.242

10 il

947.109

Toplam

6.216.665

Toplam

6.366.660

Toplam

2.191.599

Kaynak: TÜİK (2015c)

Türkiye‘de sığırcılık işletmelerinin büyüklüğü ve sayısına ilişkin bilgiler Tablo 7 ve Tablo 8`de verilmiştir. Tablo 7`de görüldüğü üzere 2013 yılında toplam süt sığırcılığı işletme sayısı 1.250.097`dir. Bunların yarısından fazlasında sığır sayısı 1-5 baş arasında, %76`sındaki sığır sayısı da 10 başın altındadır. 100 ve daha fazla sığıra sahip işletmelerin oranı %0,33 kadardır.

Çizelge 8`de görüleceği üzere besi işletmelerinin yaklaşık %76`sının kapasitesi 1-10 baş arasındadır. 50 ve daha fazla hayvan besleme kapasitesinde olan işletmelerin payı ise %3,5 kadardır.

Tablo 7- Süt Sığırcılığı İşletmelerinin Sayısı (2013) ve

Büyüklük Gruplarına Dağılımı

Büyüklük grubu, baş

Sayı

%

1-5

701.907

56,1

6-9

252.776

20,2

10-19

190.009

15,2

20-49

85.910

6,9

50-99

16.204

1,3

100-199

3.141

0,3

200+

1.000

0,1

Toplam

1.250.947

100,0

Kaynak: Ulusal Süt Konseyi (2014)

Tablo 8- Sığır Besi İşletmelerinin Büyüklük Gruplarına Dağılımı

Büyüklük grubu, baş

İşletme sayısı

Grubun payı, %

1-5

210.532

56,2

6-10

76.084

20,3

11-25

58.917

15,7

26-49

16.339

4,4

50-100

10.720

2,9

100-200

1.770

0,5

201+

589

0,2

Toplam

374.951

100,0

Kaynak: Kayhan (2012)

Türkiye`de sığır ve mandadan elde edilen süt ve et üretimi, bunların toplam üretimdeki payları ve iki dönem için (2000-2009 ve 2009-2013 yılları) yıllık değişim hızları Tablo 9`da verilmiştir. Tabloda görüldüğü üzere bu süre içerisinde toplam süt üretiminde sığırın payı bir miktar artmış, mandanın zaten az olan payı iyice düşmüştür.

İnek sütü üretiminin yıllık artış hızı 2000-2009 döneminde yıllık %3,2 iken, 2009-2013 döneminde %9,5 olmuştur.

Çizelge 9`da görüleceği üzere, kırmızı et üretiminde yıldan yıla önemli değişiklikler olabilmektedir.

Öte yandan kırmızı et üretiminde sığırın payı 1998-2001 döneminde %66 iken 2010-2013 döneminde %85`e yükselmiştir (Akman ve ark., 2015).

Tablo 9- Türkiye‘de Sığır ve Mandadan Süt ve Et Üretimi, Bu Türlerin Toplam Üretimde Payları ve Üretimin Yıllık Değişim Hızı (YDH)

Yıllar

SÜT

ET

Sığır

Manda

Sığır

Manda

Üretim

1000 t

Pay

%

Üretim

1000 t

Pay

%

Üretim, t

Pay

%

Üretim, t

Pay

%

2000

8.732

89,2

67

0,7

609.043

64,8

9.233

1,0

2002

7.491

89,1

51

0,6

721.867

69,7

7.401

0,7

2004

9.609

90,0

39

0,4

522.012

68,1

6.579

0,9

2006

10.867

90,9

36

0,3

547.349

71,4

4.866

0,6

2008

11.255

91,9

31

0,3

744.573

73,7

2.980

0,3

2009

11.583

92,4

32

0,3

734.991

72,4

3.563

0,4

2010

12.419

91,7

35

0,3

618.584

79,2

3.387

0,4

2011

13.802

91,7

40

0,3

644.906

83,0

1.615

0,2

2012

15.978

91,8

47

0,3

799.344

87,3

1.736

0,2

2013

16.655

91,4

52

0,3

869.292

87,3

336

0,0

YDH,

%

2000-2009

3,2

-7,9

2,1

-10,0

2009-2013

9,5

12,9

4,3

-44,6

Kaynak: TÜİK (2015b) ve Akman ve ark. (2015)

Üretimin karlılığı açısından süt ve yem fiyatlarının tek başlarına değerlendirilmeleri bir anlam ifade etmez. Bunun için süt fiyatı/yem fiyatı eşitliğinden elde edilen oran, yani süt–yem paritesi daha uygun bir değerlendirme aracıdır (Akman ve ark., 2015). Ulusal Süt Konseyi (USK) tarafından yayınlanan istatistikler arasında 2007-2014 dönemi süt/yem paritesi değerleri de mevcuttur (USK, 2015). Bu dönemde en düşük değer 0,98 ile 2011`de gerçekleşirken; en yüksek değer 1,45 ile 2009 yılında elde edilmiştir.

Aynı yıllarda bir karşılaştırmaya olanak tanımak için Türkiye ve ABD`de süt-yem paritesi değerleri Grafik 2`de bir araya getirilmiştir. Görüldüğü üzere Türkiye`de süt-yem paritesi, incelenen dönem içerisinde, bir kez bile ABD`deki değerlere yaklaşmamıştır.

 

Grafik 2- Türkiye ve ABD`de Süt-Yem Paritesi (Akman ve ark., 2015 ve USK, 2015)

Grafik 3`da Türkiye`de süt-yoğun yem paritesi verilmiştir. Görüldüğü gibi parite yalnızca 1998-2001 döneminde 2`nin üzerine çıkabilmiştir. Son yıllarda ise 1 – 1,1 arasında değişmektedir.

Grafik 3- Türkiye`de Süt / Yoğun yem paritesi (Koç, 2014)

Türkiye, 2010 yılında kırmızı et fiyatlarını çok yüksek bularak; sığır eti, kasaplık ve besilik canlı sığır ile kasaplık koyun kuzu ithalatına başlamıştır. 2010 yılı Ağustos ayından günümüze kadar yapılan ithalatın tutarı 3,6 milyar dolara ulaşmıştır. Ancak söz konusu dönemde karkas ve et fiyatları da artmaya devam etmiştir. Bu durum Türkiye`nin bu kısır döngüde yaşamaya zorlandığının önemli kanıtları arasında görülebilir (Akman ve ark., 2015).

Türkiye`nin 2010-2014 yıllarını kapsayan 5 yıllık dönemdeki canlı hayvanlar ile et ve et ürünleri ithalatı Tablo 10`da verilmiştir. Tablodan da görüleceği gibi, söz konusu dönemde 2,7 milyar dolarlık canlı hayvan, 900 bin dolarlık et ve et ürünleri olmak üzere toplam 3,6 milyar dolarlık ithalat yapılmıştır.

Tablo 10. Yıllara Göre Türkiye`nin Canlı Hayvan ve Et İthalatı (Bin $)

Yıllar

Canlı hayvanlar

Et ve et ürünleri

Toplam

2010

333.080

251.235

584.315

2011

1.028.121

514.810

1.542.931

2012

852.074

99.743

951.817

2013

346.448

29.279

375.727

2014

139.897

12.106

152.003

TOPLAM

2.699.620

907.173

3.606.793

Kaynak: TÜİK(2015a)

Söz konusu dönemde canlı sığır ve sığır eti dış ticareti Tablo 11`de verilmiştir. Tablodan da görüldüğü üzere bu dönemdeki ithalat yaklaşık 3,2 milyar dolardır.

Tablo 11- Türkiye`nin Yıllara göre Canlı Sığır (Damızlık, Kasaplık, Besilik) ve

Sığır Eti İthalat ve İhracatı (ABD Doları)

Yıllar

 

İhracat ($)

İthalat ($)

2010

Sığır (damızlık)

0

65.544.857

Sığır (damızlık olmayanlar)

3.030

208.210.314

Sığır eti

840.847

249.256.831

Genel Toplam

843.877

523.012.002

2011

Sığır (damızlık)

0

292.952.534

Sığır (damızlık olmayanlar)

0

555.783.158

Sığır eti

637.924

511.868.440

Genel Toplam

637.924

1.360.604.132

2012

Sığır (damızlık)

0

163.824.429

Sığır (damızlık olmayanlar)

30.001

611.588.954

Sığır eti

845.027

95.992.271

Genel Toplam

875.028

871.405.654

2013

Sığır (damızlık)

1.133.494

102.182.831

Sığır (damızlık olmayanlar)

25.090

195.627.308

Sığır eti

1.035.456

24.271.868

Genel Toplam

2.194.040

322.082.007

2014

Sığır (damızlık)

1.948.050

67.313.617

Sığır (damızlık olmayanlar)

42.672

35.727.231

Sığır eti

665.792

1.942.216

Genel Toplam

2.656.514

104.983.064

2010-2014 YILLARI TOPLAMI

7.207.383

3.182.086.859

Kaynak: TÜİK(2015a)

Bakanlık yetkilileri büyükbaş hayvancılıkta işletme ölçeğinin büyütülmesinin hayvancılıktaki gelişmenin göstergesi olduğunu öne sürmekte; Türkiye`de 2002 yılında 50 baş ve üzeri büyükbaş hayvan bulunan orta ve büyük boy hayvancılık işletmesi sayısının 4.300 iken, 2014 yılı itibariyle 31 bin 450‘ye yükselmesi ile övünmektedirler (Eker, 2015).

Yetkililerin bu artışı sürekli olarak gündeme taşımaları, büyük işletme sayısının artmasını politikalarının başarısı olarak algılamalarından ileri gelmektedir. Oysa büyük işletmelerin özendirilmesi tekelleşme eğilimini artırmasının yanı sıra bu gelişme söz konusu işletmelerin çok daha fazla arazi talep etmelerine yol açarak toprak mülkiyet yapısını değiştirecek, belirli bölgelerde yaygınlaşan üretim, en azından o bölgeler için çevre kirliliğini daha büyük bir sorun haline getirecektir (Akman ve ark., 2015).

Hayvancılıkta sorunların çözümü için  öncelikle şirket tarımını öne çıkaran politikalar terk edilerek, mevcut üreticileri daha iyi duruma taşıyacak uygulamalara geçilmeli, var olan imkânlar ithalat için değil ülkemizin üreticileri için kullanılmalıdır.

KAYNAKLAR 

Akman N., Yener S.M., Cedden F., Şen A.Ö., 2015. Türkiye‘de Büyükbaş Hayvan Yetiştiriciliğinde; Durum, Değişimler ve Anlayışlar, Türkiye Ziraat Mühendisliği VIII. Teknik Kongresi, Bildiriler Kitabı-2, 12-16 Ocak 2015, Ankara, s. 781-808. 

Eker M., 2015. Kredilerle büyük yatırımlar yapıldı, http://www.mehdieker.com/haberler/Genel-G%C3%BCndem-Haberler:id-822-catid-1

Kayhan, M. 2012. Hayvansal Üretimdeki Gelişmeler. Son 10 yılda Türkiye Tarımı Sempozyumu, Ege Üniversitesi- İzmir, 10.01.2012

Koç, A., 2014. Türkiye`de Hayvansal Üretimin Durumu, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası 44. Dönem I. Danışma Kurulu, 24-26 Ekim 2014, Manisa

USK (Ulusal Süt Konseyi), 2015. Çiğ Süt / Yem Paritesi, http://www.ulusalsutkonseyi.org.tr/ana/fiyat.asp?uid=40

TÜİK, 2014a. Hayvansal Üretim İstatistikleri, Mayıs 2014, http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=16184

TÜİK, 2014b. İstatistik Göstergeler 1923-2013, TÜİK Yayın No: 4361, Aralık 2014

TÜİK, 2015a. Dış Ticaret İstatistikleri veri tabanı, http://tuikapp.tuik.gov.tr/disticaretapp/menu.zul

TÜİK, 2015b. Hayvansal Üretim İstatistikleri, http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1002

TÜİK, 2015c. Hayvancılık İstatistikleri veri tabanı, http://tuikapp.tuik.gov.tr/hayvancilikapp/hayvancilik.zu

 

 

Okunma Sayısı: 39771
Fotoğraf Galerisi