9 EYLÜL GAZETESİNE İZMİR TARIM FUARI ÖNCESİ DEĞERLENDİRMELER

İZMİR ŞUBE ( )
10.02.2016 (Son Güncelleme: 03.11.2016 10:30:39)

Şube başkanımız Ferdan ÇİFTÇİ‘nin konuyla ilgili yazısı aşağıdadır.

Merhaba;

Hafta sonu İzmir Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik‘i ağırladı. Bakanlığın tüm üst düzey bürokratları ile birlikte 1 ve 2 Nisan tarihlerinde İzmir‘e çıkartma yapan bakan Çelik 1 Nisan‘ı Bakanlık ve İlgili  birimlerle koordinasyon toplantısına ayırmıştı. 2 Nisan‘da ise Kaya Termal Otel‘de Ege bölgesi ortak akıl toplantısı yapıldı. Bizde davetli olarak bu toplantıya katıldık. Öncelikle şunu söylemek gerekiyor sonuçlarından bağımsız olarak bu toplantı için sayın bakana teşekkür ederim. Kalabalık bir katılımla yapılmış olmasına rağmen Bakanın saat 20‘ye kadar katılımcıları dinlemesi olumludur. Ancak sorulara doyurucu yanıtlar verildiğini söylemek zor.

Bu nedenle toplantının siyaseten yapılmış bir toplantı olup olmadığını da toplantıda ifade edilen görüşlerin ne kadar dikkate alındığına, ne kadarının uygulamaya konduğuna göre karar vereceğiz.

Buradan kendi izlenimlerimi ve değerlendirmelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sayın bakanın açılış konuşmasından önce strateji geliştirme başkanı tarafından Ege bölgesi tarımı vizyonu, tarımsal destekler konularda bildiğimiz verilerle bilgilendirme ve Ege Tarımı   2002-2015 karşılaştırmalı  sunumu yapıldı. Bu sunumda benim dikkatimi çeken Ege bölgesinin en önemli ürünlerinden olan Pamuktan sunumda bahsedilmemiş olmasıydı. Bunun nedeni acaba bu 14 yıl içerisinde Ege bölgesinde pamuğun ekim alanlarının %80 azalmış olması mı? Ya da Pamuk Ege Bölgesi için gözden çıkarıldı mı?

Sunum sonrasında yaptığı konuşmasında Bakan Çelik detaylı olarak et ve süt krizinden desteklemelere, köylerden, tarım alanlarının korunmasına kadar birçok alanda değerlendirme yaptı. Yaptıklarını yapacaklarını yol haritalarını anlattı. Bunların hepsinin detaylarına girmemize bu yazı olanak vermez. Ancak sayın bakanın tüm konuşması içerisinde defalarca vurgu yaptığı ve ön plana çıkardığı iki konuyu ben de değerlendirmek istiyorum.

Birincisi köyler ve köylülük. Sayın Bakan o kadar çok köye ve köylülere övgü düzdü öyle güzellemeler yaptı ki ben de sormadan edemedim. Sayın Bakan acaba 6360 sayılı yasayla köyün tüzel kişiliğinin kaldırılarak mahalleye dönüştüğünü bilmiyor mu? Bu yasa ile köylülere ağır vergi yükleri geldiğini, köyün ortak mallarının ellerinden alındığını, meralarının, köydeki tarım alanlarının imar ve rant baskısı altında kaldığını bilmiyor mu? Bilmemesi mümkün değil elbette biliyor. Ancak sayın Bakan‘dan bu sorunların çözümüne ilişkin bir şey duymadık. Biz de salonda söz hakkımız geldiğinde bunu kendisine sorduk. Buradan bir kez daha soruyorum. Sayın Bakan kamuoyunda Bütünşehir yasası olarak bilinen 6360 Sayılı yasada değişiklik yaparak köylerin tüzel kişiliğini iade edecek misiniz?

Sayın Bakanın üzerinde ısrarla durduğu bir konu da tarım alanlarının korunması. Bakan Çelik konuşmasında tarım alanlarımızın tarım dışı kullanıma açılarak hızla betonlaştığını söyledi ki haklıdır. Biz de yıllardır söylüyoruz. Bunun için  açılmış onlar dava ile tarım alanlarımızı korumaya çalışıyoruz. Ancak sayın bakana şu soruyu sormak hakkımız diye düşünüyorum 14 yıldır bu izinleri kim verdi. Tarım alanlarının ranta talana açılmasına olanak sağlayan yasal düzenlemeleri kim yaptı. Kamu yararı kavramını şirketlerin yararı olarak gören anlayıştan vazgeçecek misiniz? Salonda da sorduğum gibi Toprak Koruma Kurulu gibi değil de Toprak Dağıtma Kurulu gibi çalışan Toprak Koruma Kurulları yapısında değişikliğe gidecek misiniz?

Tabi bu iki konu yanında salonda paylaştığım aşağıdaki soruları ve  önerileri kamuya  açık bir şekilde buradan paylaşmak istiyorum.

1- Tarımsal destekler kooperatifler ve birlikler üzerinden verilmelidir.

2-Zeytincilik yasasına sahip çıkmak 8 kez gelen yasa değişikliğine karşı durmak gereklidir.

3-Küresel iklim değişikliği nedeniyle zarar gören çiftçilerin yükünü üzerinden almak için destek kalemlerinde değişikliğe gidilmeli, tarsimde  poliçe zamanları,  zarar karşılama oranlarında düzenleme yapılmalıdır.

4-Meraların korunması için 30 Ekim‘de Mera yönetmeliğinde yapılan değişiklik geri alınmalı ve koruyucu hükümler artırılmalı, tespit ve tesciller hızlandırılmalıdır.

5-Hayvancılıkta yaşanan sorunların çözümü için büyükbaşa dayalı hayvancılıktan vazgeçilerek küçükbaş hayvancılık  geliştirilmeli, mera hayvancılığı artırılmalı, büyükbaşta sütçü ırklardan kombine ( et ve süt) ırklara geçiş yapılmalı ıslah çalışmaları artırılmalıdır.

6- Tarım destekleri zamanında nitelikli ve en az Tarım Kanunun öngördüğü GSMH‘nın %1‘inden az olmamalı, desteklemeler para dağıtma aracı değil politika aracı olarak kullanılmalıdır.

7-Kamuda Ziraat ve Su Ürünleri Mühendisi istihdamı artırılmalı, Ziraat ve Su Ürünleri Mühendislerinin imza yetkilerini kullanabilecek düzenlemeler Bakanlık mevzuatına işlenmelidir.

8-Tarım danışmanlığı kaldırılmamalı Ziraat Mühendisleri Odası‘nın görüşleri dikkate alınarak revize edilmeli ve üretici örgütleri üzerinden sistem kurgulanmalıdır.

9-Kamuda çalışan mühendislerin özel hizmet tazminatları emekliliklerine yansıtılmalıdır.

Bundan önce olduğu gibi ne söylendiğine elbette bakacağız ancak ondan da önemlisi ne yapıldığının takipçisi olacağız.

Okunma Sayısı: 10