BAKLAGİLLER’DE ACI REÇETE..NEREDEN….NEREYE….

GENEL MERKEZ
09.06.2016 (Son Güncelleme: 01.02.2018 10:46:22)

TÜRKİYE BAKLAGİLLERİN GEN MERKEZİYDİ.MAALESEF GÜNÜMÜZDE DIŞARIYA BAĞIMLI OLDUK.

Dünya üzerinde tarımı çok eski yıllardan beri yapılmakta olan yemeklik tane baklagillerin diğer bir deyişle bakliyat ürünlerinin insan beslenmesinde bitkisel kaynaklı protein gereksiniminin karşılanması bakımından büyük önemi bulunmaktadır.

Yemeklik tane baklagillerin iklim ve toprak istekleri dikkate alındığında, Türkiye`nin büyük bir baklagil yetiştirme potansiyeline sahip olduğu görülmektedir. Ülkemizin kuru tarım alanlarında nadasın daraltılmasında nohut ve mercimeğin, sulu tarım arazilerinde fasulye, bakla, bezelye ve börülcenin ekim nöbeti içerisinde bugünkünden daha fazla yetiştirilmesi mümkündür.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, Türkiye`nin girişimleriyle 2016 yılını Uluslararası Bakliyat Yılı ilan etti. Ülkemizde 1988`de 20 milyon dekar alanda baklagil ekimi yapılırken, 2016`ya gelindiğinde ekim alanı yaklaşık 6 milyon dekar‘a geriledi. Üretim ise 1988`de 2 milyon 136 bin ton iken, 2016`ya geldiğimizde % 50  düşüşle 1 milyon tona indi. 1988`de 2 bin ton olan bakliyat ithalatı 2016‘ya geldiğimizde 400.000 tonu geçerek Türkiye‘nin net ithalatçı konuma geldiği görülmektedir. Son 2 yılda baklagildeki dış açık yaklaşık 200 milyon dolar civarındadır.

Bakliyat ithalatının büyük kısmını kırmızı mercimek oluştururken, bunu fasulye, yeşil mercimek ve nohut izliyor. Dünya bakliyat üretiminde % 25`lik pay ile Hindistan ilk sırayı almaktadır. Türkiye ise 10.sırada yer almaktadır.

TÜRKİYE`DE EKİM ALANLARI (DEKAR)

YILLAR

NOHUT

KURU FASULYE

MERCİMEK

Kırmızı

MERCİMEK

Yeşil

2002

6 600 000

1 800 000

4 200 000

720 000

2003

6 300 000

1 620 000

3 800 000

620 000

2004

6 060 000

1 550 000

3 790 000

600 000

2005

5 578 000

1 412 000

3 867 000

532 000

2006

5 243 672

1 290 515

3 787 075

454 625

2007

5 036 745

1 092 497

3 572 328

323 083

2008

5 051 654

 982 326

2 909 766

276 977

2009

4 559 344

 949 280

1 893 780

255 531

2010

4 556 900

1 033 811

2 116 000

228 922

2011

4 464 129

 946 254

1 923 225

225 248

2012

4 162 416

 931 740

2 147 875

226 903

2013

4 235 570

 847 630

2 605 000

206 783

2014

3 885 175

 911 103

2 324 461

170 476

2015

3 593 042

 935 840

2 074 690

163 881

2016*

3 600 000

     900 000

       2 100 000

170 000

KAYNAK:TUİK *Tahminidir.

TÜRKİYE`DEKİ ÜRETİM MİKTARLARI (TON)

YILLAR

NOHUT

KURU FASULYE

MERCİMEK

Kırmızı

MERCİMEK

Yeşil

2002

650 000

250 000

500 000

65 000

2003

600 000

250 000

485 000

55 000

2004

620 000

250 000

480 000

60 000

2005

600 000

210 000

520 000

50 000

2006

551 746

195 970

580 298

42 326

2007

505 366

154 243

508 378

26 803

2008

518 026

154 630

106 361

24 827

2009

562 564

181 205

275 050

27 131

2010

530 634

212 758

422 000

25 400

2011

487 477

200 673

380 000

25 952

2012

518 000

200 000

410 000

28 000

2013

506 000

195 000

395 000

22 000

2014

450 000

215 000

325 000

20 000

2015

460 000

235 000

340 000

20 000

2016*

461.000

226 000

345 000

21 000

KAYNAK:TUİK *Tahminidir.

TÜRKİYE`DEKİ VERİMİ (KG/DA) 

YILLAR

NOHUT

KURU FASULYE

MERCİMEK

Kırmızı

MERCİMEK

Yeşil

2002

98

139

119

90

2003

95

154

128

89

2004

102

161

127

100

2005

108

149

134

94

2006

105

152

153

93

2007

100

141

142

83

2008

103

157

37

90

2009

123

191

145

106

2010

116

206

199

111

2011

109

212

198

115

2012

124

215

191

123

2013

119

230

152

106

2014

116

236

140

117

2015

128

251

164

122

2016*

129

241

166

126

KAYNAK :TUİK   *Tahminidir.

TÜRKİYE‘DE NE OLDU DA ÜRETİCİ BAKLAGİL ÜRETİMİNDEN SON YILLARDA HIZLI BİR ŞEKİLDE ÇEKİLDİ?

Bunun birçok sebebi var.

1 – Türkiye‘de üretim maliyetlerinin yüksekliği genel bir sorun. Üretimde kullanılan girdilerdeki fiyat yüksekliği bezginliği artırıyor. Bu sadece baklagiller için değil tüm tarım ürünleri için geçerli. Akaryakıt, gübre, ilaç, tohum gibi temel üretim araçlarında dışa bağımlı olan Türkiye‘de girdi fiyatları sürekli artarken çiftçinin ürettiği ürünün fiyatı aynı oranda artmıyor. Üretici para kazanamadığı için de üretimden kaçıyor. Türkiye‘de tarım dışı kalan 4 milyon hektar alan bunun kanıtı niteliğinde.

2 -Türkiye‘de 1980‘li yılların ikinci yarısında uygulanan destekleyici politikalar, baklagillerin üretimine önemli bir ivme kazandırdı. 1990‘lı yıllarda uygulanan tam tersi politikalar ise baklagillerin üretimini olumsuz etkiledi. Baklagiller, 1994 yılında destekleme kapsamı dışında bırakılınca üretimin azalması yönünde sonuçlar ortaya çıktı. Alımının tamamen durdurulması ve yerine bir pazarlama politikası oluşturulamaması ile birlikte üretici, pazarlama sorunu yaşadı. Ürettiği ürün elinde kalanlar ekim alanlarını, fiyat garantisi olan ve üretimi daha kolay olan diğer ürünlere kaydırarak baklagillerin üretiminden kaçtı.

3- Baklagillerin üretiminde işçilik maliyeti diğer alternatif ürünlere göre daha yüksek. Bu da üreticiyi zorluyor. Hasat, çoğunlukla işçiler tarafından elle toplanarak yapılıyor. Alternatif ürünlerde bu maliyet kısmen daha düşük. Üretim maliyetinin artması, verim düşüklüğü nedeniyle Türkiye‘deki üreticiler dünya fiyatları ile yarışamıyor.

4- Üretici tercihini makinalı hasat yapılan ürünlerden yana kullanıyor. Tarımda uygulanan yanlış politika ve yüksek maliyetler nedeniyle daha az zahmetli, maliyeti düşük, insan işgücüne daha az gereksinim duyulan ürünlere yöneliş var. Bu durum baklagillerin üretimi açısından gelecekte de büyük bir tehlikeye işaret.

5- Kaliteli ve verimli tohum kullanımı yok denecek kadar düşük. Devlet ve tohumculuk firmaları baklagillerin üretimine ilgisiz. Bu yüzden kaliteli ve verimli tohum bulmak zor. Çok düşük miktarlar karşısında da üretici kendi yetiştirdiği üründen tohumluk ayırıyor. Bu da verim düşüklüğüne neden oluyor.

6- Baklagil üretiminin iklim koşullarına büyük ölçüde bağlı olması sorun oluşturuyor. Son yıllarda çok tekrarlanan kuraklık en çok baklagillerin üretimini olumsuz yönde etkiliyor. Türkiye‘de iklimsel verilere ilişkin öngörüler kısa süreleri kapsadığından, üreticilere gelecekte yapılacak yönlendirmeler söz konusu olmuyor.

7- Türkiye, baklagillerin üretiminde sorunlar ve darboğazlarla uğraşırken; Kanada, ABD ve Avustralya, 1990‘lı yıllardan sonra baklagillerin üretimine çok önem verdi. Bu ürünlerde araştırma çalışmalarına büyük kaynaklar aktararak altyapı oluşturdu. Elde edilen bulguları üretime aktarıp üretim ve ihracatlarını arttırdı. Türkiye‘de kuru tarım alanlarında daha çok eski toprak işleme teknikleri uygulanmakta, sulu koşullarda ise bölgeden bölgeye, hatta çiftçiden çiftçiye değişen uygulamalar yapılmakta. Böylece, toprak işleme, ekim zamanı ve sıklığı, sulama, gübreleme, hastalıklarla savaşım ve hasat–harman gibi yetiştirme tekniği uygulamalarında yetersiz kalıyor. Bu nedenle birim alan verimi düşerken, üretim maliyeti artıyor.

BAKLİYAT ÜRETİMİNİN ARTIRILMASI İÇİN;

1.    Öncelikle mazot, gübre, ilaç, tohum gibi girdilerin fiyatları kontrol altında bulundurulmalıdır.

2.    Hastalık ve zararlılara dayanıklı, makineli hasada uygun, kaliteli, yüksek verimli, yerli tüketicilerin ve dış pazarın isteğine uygun yeni çeşitlerin geliştirilmesi için çalışmalar yapılmalıdır.

3.    Yerel çeşitlerin sürdürülmesi ve geliştirilmesi sağlanmalıdır.

4.    Bakliyat ekim alanlarının genişletilmesi için  "Nadas Alanlarının Daraltılması Projesi" yeniden başlatılmalıdır.                                                                                                                                                                            

5.    Hasat döneminde bakliyat ithalatına izin verilmemelidir.

6.     Hasattan sonra çiftçinin ürününü satın alıp pazarlayacak müdahale kuruluşları oluşturulmalıdır.

 Ve son olarak, baklagil üretiminde yaşanan sorunları gören Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, çiftçiyi bakliyat üretimine teşvik etmek için 2015 yılında prim desteklerini % 100, 2016 yılında ise % 50 oranında arttırarak kilogram başına desteği 30 kuruşa çıkardı. Bu durum bakliyat üretimini kısmen arttırabilir. Ancak uzun vadede, sorunların çözümlenmesine katkısı yetersiz kalacaktır.

Okunma Sayısı: 2400
Fotoğraf Galerisi