KANAL B- "GÜNE BAKIŞ" PROGRAMI

GENEL MERKEZ
17.04.2020 (Son Güncelleme: 18.04.2020 16:58:49)

"Her koşulda üretmeye devam etmek, üretimi ve üretenleri desteklemek temel amacımız olmalıdır."

Genel Başkanımız Baki Remzi SUİÇMEZ, 17 Nisan 2020 Cuma günü saat: 9.15-10.30 arasında, Kanal B TV’de Ayşen Gaye MAKİNİZ tarafından sunulan “Güne Bakış” adlı programın canlı yayın konuğu oldu.

Tarımın güncel konularının ele alındığı programda Başkanımız konuşmasında özetle: “Ülkemiz tarım sektöründeki kronik sorunların çözümü, öncelikle “tarım/ziraat” tanımında uzlaşmakla başlamalıdır. Ülkemizde “tarım/ziraat” tanımı, çoğu kez, yanlış biçimde “tarım ve hayvancılık” olarak kullanılmaktadır. Tarım, “bitkisel ve hayvansal üretimi” birlikte kapsayan bir faaliyet, bir çerçeve tanımdır.

Gıda ve su, insanlar için en önemli ihtiyaç maddeleridir. Covid-19 salgınını yaşadığımızı şu günlerde, insanların marketlerde öncelikle gıda maddelerine yoğun ilgi göstermesi, tarımın stratejik bir sektör olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Üretmeliyiz ve üretici desteklenmelidir. Üreticilerin bir kez üretimden koptuktan sonra tekrar tarımsal üretime dönmesi oldukça zor, hatta olanaksızdır. Bu nedenle tarım sektörüne yönelik ivedilikle kapsamlı bir “tarımsal üretim seferliği” ilan edilmeli ve “tarımsal ek ekonomik önlemler paketi” açıklanmalı, önünü görmekte zorlanan üreticilerimizin morali yükseltilmeli, kamu yönetimine olan güveni tazelenmelidir.

Covid-19 salgınından ders çıkararak ülkemizde bir an önce tarım politikası değişikliğine gidilmelidir. Söylemler dışında somut olarak, tarım arazilerimizi koruyacak şekilde ülke düzeyinde arazi kullanım planlaması yapılmalı; korunan tarım arazilerimizde üretim miktarı artışı, ürün çeşitliliği ve üretim sürekliliğini sağlayan tarımsal üretim planlamasına geçilmeli; tarımsal ürün dışalımı kısıtlanmalı; girdi maliyetleri düşürülerek ürün desteklerinin artırılmasına yönelik çalışmalara derhal başlanmalıdır.

“Ekonomik İstikrar Kalkanı” ile esnaf ve sanatkârlara sağlanan kredi borcu ödeme kolaylığı, çiftçilerimizin bankalara ve Tarım Kredi Kooperatifine olan borçlarını da kapsayacak şekilde genişletilmelidir. İcralık çiftçiye, serbest çalışan icralık ziraat mühendisine borç yapılandırması getirilmeli; üretimde bulunan çiftçiye ve serbest çalışan ziraat mühendisine düşük faizli kredi tahsis edilmelidir.

Dövizdeki artışa paralel artan girdi fiyatlarındaki kaçınılmaz yükselişi önlemek için girdilerde KDV indirimi dahil üreticiyi ve üretimi rahatlatıcı önlemler ivedilikle alınmalı, ek destekler açıklanmalıdır. Tarımsal girdi kapsamında kullanılan mazottaki yüksek oranda uygulanan vergiler ve KDV %1’e indirilmeli, döviz kurundaki artışlara karşın mazot fiyatı tüm ülkede çiftçilere 1.5-2.5 TL aralığında verilmelidir. Tarımsal su kullanım ve elektrik borçları ertelenmeli, salgın sürecince sulama hizmetleri ücretsiz verilmelidir.   

Üreticiden tüketiciye kadar güven ortamına dayalı sağlıklı besin zinciri kurulmalıdır.

Hazineye ait tarım arazilerini rant amaçlı kontrolsüz bir şekilde üretime açmak gibi yeni gündelik arayışlar yerine, girdi maliyetlerini düşürerek, yeterli ve gerekli destekleri zamanında vererek 3.5 milyon hektar kendi arazisini ekmekten vazgeçen çiftçilerimizin tekrar üretime döndürülmelidir. Tarımsal nitelikli arazilerin tümü tarıma kazandırılmalı, hazine arazileri satışı için konulan 30 yıl tarımsal amaçlı kullanım sonrası dahil bu araziler kesinlikle imara açılmamalıdır.

Tohum ve fide desteği özelinde, ulus ötesi tohum tekellerini ve tohum şirketlerini destekleme amaçlı değil, çiftçiyi destekleme amaçlı olmalıdır. Desteklerin yerine ulaşması için, ödemeler fatura karşılığı doğrudan üreten çiftçilerin hesabına yatırılmalıdır. Orta ve uzun vadede verimli yerli tohumlar üretilmeli ve çoğaltılmalıdır. Tohumda tamamen dışarıya bağımlılığın azaltılması için Ar-Ge yatırımları artırılmalı, Araştırma Enstitülerine daha çok önem verilerek daha fazla ödenek ayrılmalı, yerli çeşitler ıslah edilmeli ve yeterli miktarda üretilmelidir. Mısır ürünü benzeri, halen var olmasına karşın verim düşüklüğü gerekçesiyle çiftçilerce yeterince kullanılmayan yerli ve milli tohum çeşitlerinin dışa bağımlılığı azaltmak için tarlada kullanılmasına yönelik önlemler ivedilikle alınmalıdır.

2018/19 sezonunda hububat genelinde kendimize yeterlik oranı % 92.4 ile yetersiz olup, yalnızca buğdayda %105,  çavdarda %100 oranı ile kendimize yeterliyiz. Yeterlik oranı yulafta %99.9, arpada %94.7, mısırda %70.3’tür. Türkiye ayçiçeği yağında % 80, soyada net ithalata bağımlı bir ülkedir. Nohut hariç bakliyatlarda kendimize yeterli değiliz. Çiftçilerimizin tarım ürünlerini üretebileceği olanakların güçlendirilmesi ve yerli üretime geçilmesi, tüketicilerimizin de bu gıdalara uygun fiyatta sürdürülebilir bir şekilde ulaşması sağlanmalıdır.

Kendimize yeterlilik durumu dışında buğday, mısır, şeker vs. gibi stratejik ürünlerde devletin olağanüstü stok tutması gerekmektedir. TMO 2020 yılı için şimdiden alım garantili ürün fiyatı açıklamalı, gerekli ödemeleri zamanında yapabilecek hazırlıklarını tamamlamalıdır. TİGEM arazilerinin kiralanması veya satışı uygulamalarına son verilmeli, yerli ve yeterli girdi üretimi yapılmalı, ürün ve tohum stoklaması sağlanmalıdır. Trakya Birlik, Fiskobirlik gibi birlikler yeniden işlevsel ve özerk kılınmalı, piyasaya etkin müdahale koşulları oluşturulmalıdır.

Ülkemizde tarımsal üretimin artırılması gerçeğinden yola çıkarak ve daha güçlü bir Tarım ve Orman Bakanlığı için devlette devamlılığın esas olduğu göz önünde bulundurularak, öncelikle bir önceki Bakan zamanında sözü verilen Ziraat Mühendisi, Gıda Mühendisi ve Veteriner Hekim olmak üzere toplam 10.551 personel alımı için gerekli çalışmalara bir an önce başlanması gerekmektedir.

Kısacası, Pansuman Önlemlerle Tarım Sektörünün Kalıcı Sorunları Çözülemez.

Virüs İnsanı Öldürür, Açlık İnsanlığı Öldürür.

Her koşulda üretmeye devam etmek, üretimi ve üretenleri desteklemek temel amacımız olmalıdır” dedi.

Okunma Sayısı: 79
Fotoğraf Galerisi