KANAL İZMİR- “TOPRAĞIN TERİ” PROGRAMI

GENEL MERKEZ
14.05.2020 (Son Güncelleme: 14.05.2020 20:24:26)

ODA Yönetim Kurulu Başkanımız Baki Remzi SUİÇMEZ, Kanal İzmir TV’de, Prof. Dr. Harun UYSAL tarafından hazırlanıp sunulan “Toprağın Teri” adlı programın 14 Mayıs  2020 Perşembe günü saat: 18.00’de canlı yayın konuğu oldu.

Programda “Korono günlerinde tarım ve tarımın geleceği” konusu ele alındı.

Başkanımız açıklamalarında özetle: “Koronavirüs salgınını yaşadığımız şu günlerde, insanlar önce market raflarına koştu. Çünkü beslenme, gıda arzı en temel gereksinim. Boş rafları gıda maddeleri ile doldurmanın tek yolu ise her koşulda tarımsal üretime devam etmektir. Her koşulda üretmeye devam etmek için üretimi ve üretenlerin desteklenmesi gerekiyor.

Gerek üretim alanlarının daralması, gerekse çiftçi sayısındaki düşüş, tarımda bir üretim sorunu olduğunu açıkça göstermektedir. Tarımsal girdi fiyatları enflasyonun üstünde olurken, tarımsal ürünlerin tarladaki fiyatı enflasyonun altında, marketteki fiyatı enflasyonun üstünde kalmakta, üreten çiftçi para kazanamamakta, tüketiciler ise pahalı gıda tüketmektedir.

Ekonomik önlemler paketi açıklandı ve maalesef Ekonomik Yardım Kalkanı paketinde tarım sektörü yer almadı. 2006 yılında çıkarılan 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde tarımsal desteklemeler için bütçeden ayrılacak kaynağın milli gelirin %1’inden az olamayacağı hükmü getirildi. 2006’dan bugüne 14 yıl geçti,  hiçbir zaman bu orana yüzde 1’e ulaşılmadı, hep binde 5’lerde kaldı. Tarımda gelişmiş ülkeler desteklerini birkaç yıl öncesinden açıklayarak çiftçisini önceden yönlendiriyor. Koronavirüsün en yaygın olduğu bölge konumuna gelen Avrupa Birliği’nde tarımsal üretim ve gıda ihtiyacının karşılanması için ek destekler yapıyor. Mesela ABD, tarımda 19 milyar dolar destek yapacağını  açıkladı.

Biz, “tarımsal üretim seferberliği ilan edilmelidir” dedik. Bunun içinde mevcut destekler yetersiz, gelecek yıllara sarkarak ödeniyor. Somut ek tarımsal ekonomik önlemler paketi açıklanmalı, bunun içinde; tarımsal desteklerin yeterince ve zamanında ödenmesini, çiftçilerimizin; Tarım Kredi’ye, Ziraat Bankası’na, özel bankalara olan borçlarının yapılandırılmasını, mümkünse borç faizlerinin silinmesi gerekiyor. Tarım Kredi 2 aylık bir öteleme yaptı ancak yeterli değildir. Kamu bankaları ve özel bankalar bu alanda bir adım atmadı.  Onun dışında çiftçilerin SGK, Bağ-kur borçları var, bunlarda en azından 2020 yılı hasat sonuna ötelenmelidir.

Yalnızca tohum gibi bir girdide verilen destek diğer girdilerdeki yüksek fiyat gerçeği karşında üretimi istenen düzeyde olumlu etkilemeyecektir. Mazot, gübre, tohum, ilaç, yem, sulama suyu ve elektrik gibi tüm girdilerde vergi oranları dâhil düzenlemelerle maliyetleri düşürecek önlemler ortak bir “tarımsal ekonomik destek kararnamesi” ile açıklanmalıdır. Mazottaki yüksek oranda uygulanan vergiler ve KDV %1’e indirilmeli, döviz kurundaki artışlara karşın mazot fiyatı tüm ülkede çiftçilere 1.5-2.5 TL aralığında verilmelidir.

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tüm ürünlerde yeterli stokumuz var denilmesine karşın, ürün bazında ne kadar ve kaç yıllık stok olduğu kamuoyuna açıklanmalıdır. TMO 2020 yılı için şimdiden alım garantili ürün fiyatı açıklamalı, gerekli ödemeleri zamanında yapabilecek hazırlıklarını tamamlamalıdır. TİGEM arazilerinin kiralanması veya satışı uygulamalarına son verilmeli, yerli ve yeterli girdi üretimi yapılmalı, ürün ve tohum stoklaması sağlanmalıdır. Trakya Birlik, Fiskobirlik gibi birlikler yeniden işlevsel ve özerk kılınmalı, piyasaya etkin müdahale koşulları oluşturulmalıdır.

Son günlerde, hazineye ait arazilerin üretimin artırılması amacıyla çiftçiye verilmesi gündemde. Ülkemizde ne kadar hazine arazisi olduğu, hazine arazilerinin ne kadarının tarımsal üretime uygun olduğu, tarımsal üretime uygun hazine arazilerinden ne kadarının satış veya kiralama yoluyla tarıma açıldığı, tarıma uygun üretime açılmamış hazine arazisi stokunun açıklanması gerekir. Tarımsal verilerde m2 yerine hektar ya da dekar kullanılır. Bu veriler açıklanırsa önce başlangıçta 900 hektar, şimdi toplam 2300 hektar alanın üretime ne kadar az katkısı olacağı daha iyi anlaşılabilir. Önceliğimiz 3.5 milyon hektar çiftçinin kendine ait işlemekten vazgeçtiği tarım arazisinin üretime katılmasıdır. Hazine arazileri konusunda ısrar sürecekse öncelikle topraksız ve az topraklı küçük çiftçilere verilmeli, tüm girdilerde maliyet düşürülmeli, hasat öncesi alım garantisi ilan edilmelidir.

Bugün üretemeyen çiftçilerin arazilerini toplamak ve bunları büyük şirketlerin eline vermek için arazi bankacılığı gündemde. Bu ucuzlaştırılan tarlaları satın alan çok uluslu şirketlerin Türkiye’de büyük plantasyonlar kurması demektir. Afrika toprakları çok verimliydi. Büyük şirketler geldi, plantasyonlarda kendi ürünlerini toprağı sömürerek yani aşırı gübre atarak ve sulayarak aldılar sonra da çekip gittiler. Arkalarında çöl bir arazi ve kendi ülkelerinde aç, susuz kalmış insanlar bıraktılar. Bizim de korkumuz bu işte.

Ülkemiz Tarım Sektörü Derhal Desteklenmeli, Tarımsal Üretimimiz Planlı Bir Şekilde Artırılmalıdır. Söylemler dışında somut olarak, tarım arazilerimizi koruyacak şekilde ülke düzeyinde arazi kullanım planlaması yapılmalı; korunan tarım arazilerimizde üretim miktarı artışı, ürün çeşitliliği ve üretim sürekliliğini sağlayan tarımsal üretim planlamasına geçilmeli; tarımsal ürün dışalımının kısıtlanmalı, girdi maliyetleri düşürülerek ürün desteklerinin artırılmasına yönelik çalışmalara derhal başlanmalıdır” dedi.

Okunma Sayısı: 26
Fotoğraf Galerisi
Bağlantılar

http://youtu.be/eihxQatLCxc