DENİZLERİMİZDEKİ BALIK STOKLARINA EN BÜYÜK ZARAR İNSAN/LAR/DAN GELMEKTEDİR. YUNUSLARIN VE KADİM TÜM DENİZ CANLILARININ MAVİ DENİZLERDE ÖZGÜRCE YAŞAMA HAKKI VARDIR.

GENEL MERKEZ ( )
12.01.2021 (Son Güncelleme: 12.01.2021 17:52:22)

"Karadeniz’de son dönemlerde hamsi avlanmasına getirilen 10 günlük av yasağı, sorunlar ve çözümler ekseninde asıl sorunların her yönüyle kökten çözülmesi üzerine tartışılmıyor, oysa tartışılmalıdır ve mevcut sorunlar çözülmelidir."

TMMOB ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI

BASIN AÇIKLAMASI

12 Ocak 2021

 

DENİZLERİMİZDEKİ BALIK STOKLARINA EN BÜYÜK ZARAR

İNSAN/LAR/DAN GELMEKTEDİR.

YUNUSLARIN VE KADİM TÜM DENİZ CANLILARININ

MAVİ DENİZLERDE ÖZGÜRCE YAŞAMA HAKKI VARDIR.

İnsanlığın, dünyanın, ülkemizin, ülkemizde tarımın gerçek gündemi şu an “hamsi ile yunus karşıtlığı” ise ve insanların sınırsız hırsları ve dünyanın belirsiz geleceğine inat oluşturulan yapay gündem, denizi tartışmadan, hamsi ile yunus ikilemi üzerine ise bu an, sözümüz var insanlığa, bilim ve gerçek üzerinden yine, kamu yararına ve toplum çıkarına, kamuoyuna sözümüz var TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak. Gündem, deniz ve denizlerin kadim canlıları.

Karadeniz’de son dönemlerde hamsi avlanmasına getirilen 10 günlük av yasağı, sorunlar ve çözümler ekseninde asıl sorunların her yönüyle kökten çözülmesi üzerine tartışılmıyor, oysa tartışılmalıdır ve mevcut sorunlar çözülmelidir.

Bazı kesimlerce ve aslında o kesimlerle birlikte algı yönetimi yapan bilim adına söz söylediğini sanan akademik unvan sahibi bazı kişilerce işin özü ve asıl gündem çarpıtılarak, şu anki hamsi yetersizliğinin yunus katliamına gerekçe oluşturması üzerinden yeni bir gündem yaratılıyor ülkemizde.

Aslında iyi ki ülke gündemine geliyor bu konu. Her alanda ve anlamda tarım sektörünün, balıkçılık dahil köklü sorunlarını uygulanabilir somut önlemlerle tartışma ve çözmek vakti gelmiştir, çünkü.

Su Ürünleri Mühendisleri, Balıkçılık Teknolojisi Mühendisleri, Su Bilimleri ve Mühendisleri, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası içinde yer alan üyelerimizdir. Sözlerimiz, konu uzmanı olarak alanda çalışan üyelerimizin, sektörde çalışacak insan yetiştiren ve sektör politikalarını oluşturması gereken akademisyen üyelerimizin sözleridir. Umarız, bu sözler dikkate alınır ve sorunlar bu alanda da kalıcı olarak çözülür.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak, gündeme getirilen “hamsi mi, yunus mu” ikilemine ilişkin bilimsel, teknik, yasal ve etik olarak, çözüm önerilerimizi de belirterek şunları söylüyoruz:

İnsan/lar olarak, deniz memelileri ve diğer deniz canlıları olarak çok eski tarihlerden beri ayni ekosistemi paylaşıyoruz. Kimi canlı sadece beslenmek için tüketir, kimileri de yırtıcı özelliklerini de ekleyerek ayni besinleri paylaşırlar. İhtiyacından veya doğanın verdiğinden daha fazlasını almak isteyen tek canlı türü insandır. Özellikle kullanılan seçici olmayan av araçları, stok kapasitesi ile uyumlu olmayan av kapasitesi stoklarda yıpranmaya neden olmuş, aşırı avcılığa yol açmıştır. Avlanmasına izin verilen büyüklükteki balıklar giderek azaldıkça, daha küçük ama daha çok balık avlama arzusu ön plana çıkmıştır. Balıkların büyümesine izin vermiyoruz, küçükleri avladıkça gelecek nesilleri tehlikeye düşürüyoruz. Özellikle Karadeniz’de, hamsi, istavrit, mezgit, lüfer ve diğer ekonomik olarak pazarlanan balık türlerinin hepsinde durum aynıdır.

Hamsi avcılığı, avlanabilir asgari boy uzunluğu olan 9 cm’den küçük bireylerin avlanması nedeniyle 10 günlük süre ile Karadeniz’in Anadolu yakasına gelen denk gelen kısmı ile Boğazlarda yasaklandı. İzin verilen bölgelerin niçin serbest bırakıldığı ve av sezonun kapatılmayıp 10 günlük veya devamında gelecek benzer sürelerle yasağın devam etmesi yönündeki karar, sorunun gerçek nedenlerinin görmezden gelmeye devam edildiğini göstermektedir. Son yıllarda stoklarda görülen bozulma ve nedenleri üzerinden bir tartışma açılması gerekirken, kamuoyunda günah keçisi olarak yunusları gösteren yaklaşımlar kabul edilemez.

Karadeniz’de yaşayan yunus popülasyonlarının aşırı arttığı ve balıkçıların avlaması gereken balıkları tükettikleri ve bu nedenle yunusların tekrar avlanmalarına izin verilmesine yönelik haberler ve tartışmalar yoğunlaşırken, sorumuz şu;

Hamsi başta olmak üzere, denizdeki balıkları tüketen, sadece yunuslar mıdır? Milyonlarca martı, karabatak, köpek balıkları ve diğerleri ne zaman suçlanacak ve avlanmaları talep edilecektir ve nereye kadar?

Yunuslar azaldıkça yaşamaları için bilimsel araştırma ihtiyacı tüm dünyada artmaktadır. Bu konuda geniş kapsamlı ulusal bir araştırma, ne yazık ki ülkemiz gündemine halen alınamamıştır.

Doğada her canlının besin zinciri içinde bir yeri ve görevi vardır. Yunuslar eskiden de vardı, şimdi de var. Deniz memelileri beslenme zincirinin en üstünde yer almaları nedeniyle deniz ekosistemlerinde önemli bir role sahip olan ve birçok türü nesli tükenme tehlikesi ile karşı karşıya olan özel canlılardır. Bu canlılara ilişkin endişeler, ülkemiz de dâhil olmak üzere dünyanın birçok ülkesini koruma önlemleri almaya yöneltmiştir. Bu önlemlerin alınması hususunda atılmış en önemli adımlar, uluslararası bağlayıcılığa sahip anlaşma ve sözleşmeler ile bunlara bağlı gerçekleştirilen eylem planlarıdır.

Barselona Sözleşmesi, 1984 yılında taraf olmamız sonrası yunus avcılığının yasaklandığı Bern Konvansiyonu, CITES ve son olarak 2017 de imzaladığımız Karadeniz, Akdeniz ve Atlantik Bölgesi`ndeki Deniz Memelilerinin Korunması Anlaşması (ACCOBAMS), işbirliğine dayalı yasal bir koruma aracıdır. Bu uluslararası sözleşmelerin amacı, özellikle deniz canlıları hakkındaki mevcut bilgileri geliştirerek, deniz memelilerine yönelik tehditleri azaltmaktır.  Ancak, kıyı türleri ve açık deniz türleri için tehditlerin yarattığı risk derecesi farklılık gösterebilir. Afalina ve Mutur, kasıtlı avcılık, kirlilik gibi kıyılarda yoğunlaşan tehditlerden daha çok etkilenirken genellikle açık denizlerde görülen Tırtak ve Çizgili Yunus, balıkçı ağlarına takılarak boğulma, kirlilik, avlarının azalması ve iklimsel değişiklik gibi tehditlere karşı daha hassastırlar. Mutur endemik bir tür olup, Dünyada ender olarak yaşadığı yerlerden birisi de Karadeniz olup sayıları hızla azalmaktadır. Afalina ve tırtak de Karadeniz ekosisteminin azalan yunus türleridir.

2019 yılında AB Çevre Genel Müdürlüğü tarafından sağlanan bir fonla CENOBS projesi başlatılmıştır. Deniz Stratejisi Çerçeve Direktifi (MSFD), 2020 yılına kadar Avrupa deniz sularında “İyi Çevresel Durum (GES)” hedefleyerek Avrupa Birliği’nin bu konuda temel politikasını temsil etmektedir. Bilindiği gibi, Karadeniz en savunmasız bölgesel denizlerden biridir. Romanya ve Bulgaristan, diğer AB üyesi olmayan ülkeler, Ukrayna ve Türkiye ile yakın işbirliği içinde MSFD’nin uygulanmasından sorumlu AB üye devletleridir. Uçakla gözlem yapmak suretiyle 2020 yılında tüm Karadeniz taranarak hedef dışı olarak balık avcılığı sırasında yakalanan yunuslar ile kıyıya sürüklenen yunuslara ilişkin bilgiler derlenmeye çalışılmaktadır. Kısa sürede bitmesi hedeflenen araştırma sonucu sağlıklı verilerle değerlendirme yapmaya uygun bir veri tabanı oluşturulması amaçlanmaktadır.

Etik olarak; kavramsal içeriği sorgulanmaya açık “sürdürülebilir avcılık”tan da uzak bir anlayışla sömürdüğümüz balık stoklarına verdiğimiz zararın yanında, yunusların yediklerine göz dikerek yunusların avcılığını istemek yerine, av filosunun önceki yıllarda yapıldığı gibi skorel değil, av gücünü azaltacak şekilde tazminat karşılığı azaltılmasını talep etmek, daha etik bir davranış olacaktır. Bu etik sorgulama kamuoyuna ve de kamu yönetimine yönelik de bir görev istemidir.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak; ülkemizde gerçek gündem sürekli değişirken, ülkemiz genel ekonomi politika tercihlerinden doğrudan etkilenen tarım politikaları, tarım ekonomisi, tarım sektörü, tarımın balıkçılık özel alanları dahil, her konuda üretim alanlarımız ve üreticilerimize ilişkin gündemi izleyip, mevcut sorunları ortaya koyarak somut bilimsel çözüm önerilerimizi anında kamuoyu ile paylaşmaya devam ediyoruz ve edeceğiz.

Halkımızın temel protein gereksinimini en ucuz şekilde yıllardır karşılayan hamsi ile yunus arasında seçim yapma tercihinin gündemimize dayatılmasını manidar buluyor ve kabul etmiyoruz.

Denizlerimizdeki balık stoklarına en büyük zarar insandan yani bizlerden gelmektedir.

Yunusların tüm balıklar gibi mavi denizlerimizde özgürce yaşama hakkı var. 

“Suçlanan yunuslara” ilk taşı günahsız olan atsın dense, yunuslara ilk taşı atacak insan bulunamayacaktır.

 

Baki Remzi Suiçmez

TMMOB Ziraat Mühendisleri Yönetim Kurulu Başkanı

Yönetim Kurulu adına

Okunma Sayısı: 79
Fotoğraf Galerisi