KÖY ENSTİTÜLERİ VE TARIMSAL GELİŞME

İSTANBUL ŞUBE ( )
27.04.2021 (Son Güncelleme: 28.04.2021 13:11:15)

KÖY ENSTİTÜLERİ KÖYÜN AYDINLANMASININ VE TARIMIN GELİŞMESİNİN ANADOLUYA ÖZGÜ MODELİYDİ

TMMOB ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ

BASIN AÇIKLAMASI

17 Nisan 2021

BASINA VE KAMUOYUNA

 

KÖY ENSTİTÜLERİ KÖYÜN AYDINLANMASININ VE TARIMIN GELİŞMESİNİN

ANADOLUYA ÖZGÜ MODELİYDİ ULUSLARARASI GÜÇLER VE YERLİ İŞBİRLİKÇİLERİ YOK ETTİ.

17.04.1940 tarihinde 3803 sayılı yasa ile kurulan Köy Enstitülerinin 81. kuruluş yıldönümü kutlu olsun. Neden ihtiyaç duyuldu, nasıl kuruldu, nasıl gelişti, neler başardı, kimler, hangi çevreler neden kapatılmasını istedi, nasıl kapatıldı? Bu deneyim ve mirasına ilişkin soruları ve yanıtlarını köylü ve kentli tüm yurttaşların ve tüm dünyanın bilmesi gerekir.  

Cumhuriyetin ilk yılları sosyal, kültürel ve ekonomik yeniden yapılanma henüz gerçekleştirilememiş, halk yoksul, devlet Osmanlı borçları içinde boğulmuş, ekonomik sorunlar diz boyu, 40.000 köyün 30.000 inde ilkokul yok, öğretmen yok.

2.Dünya savaşı yaklaşıyor, devlet müdahalesi artmış, karaborsa diz boyu…

Atatürk eğitime ilişkin “Türkiye millî eğitiminin amacı, bilgiyi insan için gereksiz bir süs, bir baskı aracı ya da uygarlık zevkinden çok, hayatta başarıya ulaşmayı sağlayan işe yarar kullanılabilir bir araç durumuna getirmektir.” demektedir.

Atatürk’ün önerdiği çözüm; Başarılı çavuş ve onbaşılar kurs görecek, eğitmen olacak ve Türkiye’nin dört bir yanında köylüye rehberlik ederek eğitim hizmeti verecektir. Bu kurslar 1937’de açılmaya başlar.1937-40’da deneme mahiyetinde 4 köy öğretmen okulu açılır.

Hasan Ali Yücel Eğitim Bakanı, İsmail Hakkı Tonguç İlköğretim Genel Müdürü olur.

Tonguç’a göre “Köy meselesi biçimsel bir köy kalkınması değil, bilinçli ve anlamlı bir şekilde köyün ve köylünün içten canlandırılmasıdır.” Tonguç ve ekibi için “köy sorunu” diye bir sorun yoktur; bir “aydınlar sorunu”, bir “meslek sorunu”, “eğitim sorunları” ve hepsinin üstünde bir “ülke sorunu” vardır.

17.04.1940 tarihinde 3803 sayılı yasa çıkar. “Köy öğretmeni ve köye yarayan diğer meslek erbabı yetiştirmek üzere ziraat işlerine elverişli arazisi bulunan yerlerde” Köy Enstitüleri kurulmaya başlanır. Mezun öğretmenler “Ziraat işlerinin fenni bir şekilde yapılması için bizzat meydana getirecekleri örnek tarla, bağ ve bahçe, atölye gibi tesislere rehberlik ve köylünün bunlardan istifade etmelerini temin edeceklerdir.” 

1942: Ankara Hasanoğlan’da Yüksek Köy Enstitüsü kurulur. Üniversite düzeyinde eğitimbilim planlama, araştırma ve incelemeleri yapacak, Köy Enstitüleri ve bölge okullarına öğretmen yetiştirecektir. Kurgulanan sistemin ilk aşaması tamamlanmıştır. Gezici başöğretmen, müfettiş, eğitmen, öğretmen, öğretim üyesi ve yöneticiler sürekli bilgi ve deneyim alışverişinde bulunacak, sistem dinamik ve kendini yenileyen bir nitelikte olacaktır. Trakya’dan Doğu Anadolu’ya bütün yurt 21 kesime ayrılmış ve hızla her birinde 21 Köy Enstitüsü açılmıştır.

1946’da H. Ali Yücel ile kurucu ve eğitimci İsmail Hakkı Tonguç ve ekibi görevden alınır. Tüm Köy Enstitülüler için uzun ve zorlu yıllar başlar.

Toprak ağaları ve onların yurt içi ve dışındaki destekçileri bu büyük atılımın hayata geçmesine izin vermemiştir. Fakat bu kadar etkin ve iyi sonuçlar alınmış bir kurumu birdenbire kapatmayı göze alamazlar. Bu süreç aşamalı olarak 8 yıl sürer.

1947’de önce program değiştirilir. Öğrencinin yönetime katılması, iş eğitimi gibi temel ilkeler ve etkinlikler, mezunlara arazi ve teçhizat sağlama uygulaması kaldırılır. Aynı yıl beyin işlevi gören Yüksek Köy Enstitüsü kapatılır. Öğrenciler başka okullara nakledilir. Bazı öğrenciler solcu oldukları için askerliklerini “çavuş” olarak yaparlar.

1948’de eğitmen kurslarına son verilir. Kimlikleri değiştirilen ve  adları hala Köy Enstitüsü olan kurumlar kız ve erkek öğrencilerin ayrılması ile son darbeyi alır. 1954’de Adnan Menderes’in başkanı olduğu Demokrat Parti iktidarı döneminde İlköğretmen okuluna dönüştürülerek tamamen kapatılır.

Böylece, Unesco tarafından gelişmekte olan ülkelere de önerilen eğitim tarihinin bu özgün modeli olan Köy Enstitüleri uygulamasına son verilmiştir.

Kuruluşundan 1945-46 öğretim yılına kadar: 17 321 öğretmen, 8756 eğitmen, 1599  sağlık memuru, milyonlarca yetişmiş öğrenci, onlarca yazar, bilim insanı, sanatçı yetiştirmiş, öğretmen öğrenci ve köylülerin emekleriyle 710 bina,15 000 dönüm işlenmiş toprak, 750 000 dikilmiş fidan, 1200 dönüm bağ ve sayısız üretim yapılmıştır.

Kırsal’ın ekonomik ve kültürel kalkınmasının Anadolu’ya özgün başarısını kanıtlamış bu modeli uluslararası güçler ve yerli işbirlikçileri eliyle yok edilmiştir. O yıllarda bir tarım ülkesi olan Türkiye’nin toplumsal, kültürel ve ekonomik gelişmesinde akıl ve bilimin temel alınması engellenmiştir.

Köy Enstitüleri kısa ömründe; kültür, sanat, bilim ve ekonomi dünyamıza çok değerli katkılarda bulunmuş izler bırakmıştır. Bıraktığı deneyimler, yazılı eserler, dayanışma geleneği, eğitim anlayışı tarım ve kırsal kesimin gözden çıkarıldığı günümüz koşullarında da yol gösterici olmaya devam ediyor.

 

Murat KAPIKIRAN

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası

İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı

(Yöneyim Kurulu Adına)

Okunma Sayısı: 21