YENİMESAJ GAZETESİ: SUNİ TENEFFÜSLE FİYATLAR DÜŞER Mİ?- 29 ARALIK 2021

GENEL MERKEZ ( )
29.12.2021 (Son Güncelleme: 30.12.2021 10:47:45)

Yıllardır uyguladıkları dolara, borca ve ithalata bağımlı kapitalist ekonomi anlayışı sebebiyle ekonomimizi büyük bir çıkmazın içine sürükleyen Hükümet, yap-boz uygulamalarla günü kurtarmanın hesapları içerisinde ama nafile... Ekonomi dikiş tutmuyor.

Önce ihracat modeli, Çin modeli, Kore modeli, Yeni Ekonomik Model, Türkiye Ekonomi Modeli adlarıyla doları yukarı çekip ihracatı cazip hale getireceklerini söylediler, ihracatçılar bile buna tepki gösterince, bu sefer çevir kazı yanmasın misali doları aşağı çekmeye çalıştılar.

Dolar suni teneffüsle düşürülünce de 3 gün sonra, "Hadi dolar düştü, fiyatları neden aşağıya çekmiyorsunuz" denmeye başlandı. Sanki tek maliyet unsuru dolar kuruymuş gibi...

Ekonominin çarkları bozuldu bir kere, daha önce de ifade ettiğimiz gibi, "Ekonomimiz çoklu organ yetmezliği yaşıyor", her yerden alarm veriyor.

20 Aralık gecesi Hazine garantili, dolara endeksli faiz sistemi devreye sokulup, örtülü bir faiz artırımına gidilince, dolar kuru 18 lira seviyesinden 10 lira seviyesine düşmüştü ve bu anormal düşüş, vatandaşlarda fiyat indirimi beklentisi oluşturmuştu.

Fiyatlar düşmeyince bu sefer Maliye sopasını göstermiş, yapılan denetimlerde fiyat baskılaması yapılmış ve indirmeyenlere de ceza üstüne ceza yazılmıştı.

Bütün bu baskılara rağmen fiyatlar beklenildiği gibi düşmedi, perakendeciler, ürün geliş fiyatlarının aşağıya düşmediğini, tedarikçiler ve üreticiler ise maliyetlerin aşağıya düşmediğini belirttiler. Emsal olarak da akaryakıt fiyatlarını gösterdiler, "Devlet dolarda düşüş olmasına rağmen mazotta, benzinde indirime gitmedi ki, biz niye indirelim" dediler.

Üstelik vergilere yüzde 36 zam yapıldı, 4 bin 253 liralık asgari ücretle işverenlere ekstra istihdam maliyeti yükü binmiş oldu.

Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Hüseyin Baş`ın fiyatlarla ilgili şu açıklaması oldukça dikkat çekiciydi: 

"Ticaret Bakanlığı kur indirimi fiyatlara yansımıyor diye denetim yaptırıyor. Ancak daha doların 10 TL seviyesindeki fiyatlamalar ürünlere yansımış durumda. Yeni yılda artacak işçilik ve vergi maliyetleri de düşünüldüğünde indirimin aksine yine zamlar gelecek."

Tarım ve hayvancılık sektörünün temsilcilerinden gelen açıklamalar da BTP Lideri`nin bu tespitini doğrular mahiyetteydi.

Son günlerde döviz düşse de çiftçinin maliyetlerinde herhangi bir düşüş olmadığını anlatan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Baki Remzi Suiçmez, "Gerek tohumda, gerek gübrede, gerek yemde, gerek mazotta herhangi bir indirim olmaması üretim maliyetlerini artırıyor. Gıda enflasyonu devam edecek. Dövizdeki düşüşün girdilere yansımaması raflardaki fiyatların artmasına neden oluyor. Mazotta, gübrede indirim olmadığı ortamda bunun tüketiciye yansıması kaçınılmaz" dedi.

Tüm Süt Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Başkanı Sencer Solakoğlu ise, sektörün 3 yıldır zarar ettiğini ve yem tüketiminde yüzde 25`lik bir düşüş yaşandığını belirtti, "Bu dünyanın sonu gibi bir şey sektörümüz için. İnekler kesime gitmeye devam ediyor. Mart ayına yetecek kadar yem stoku var, sonrasında ise hem tavuk hem süt sektöründe çok ciddi bir kriz ve yokluk yaşanacak" dedi. 

Solakoğlu devamında şunları söyledi: "En son sütte maliyet çalışması yapıp, 4.70 TL fiyat açıklandığı vakit dolar 9.60 TL mertebesindeydi. Tüketici tarafında durumun vahametinin farkındayız. Ama 5.5 TL`ye mal ettiğiniz bir şeyi 4.70`e satarsanız ne kadar sürdürebilirsiniz bu üretimi. Fiyatlar hızla artmaya devam edecek. Sektör bir panik havası içinde..."

Bir örnek de matbaa ve kağıt sektöründen verelim.

Cumhuriyet tarihinin ilk sanayi kuruluşu SEKA`nın özelleştirilmesi, fabrika ve arsalarının satılıp yerlerine AVM`ler dikilmesi sonrası, kağıtta tamamen dışa bağımlı hale geldik. 9 SEKA fabrikası kapanınca ithal kağıda son 15 yılda yüzde 462, son bir yılda ise yüzde 120 zam geldi. 800 yerel gazete kapandı. Şimdi de kitap sektörü krize girdi, yayınevleri kapanmaya başladı. Yılbaşından bu yana gazete kâğıdı fiyatlarına yüzde 60, matbaa giderlerine yüzde 40, kitap kağıdına yüzde 60, birinci hamur kâğıda da yüzde 120 zam geldi.

Şimdi matbaa ve yayınevleri, yazılı basın kuruluşları zam yapmasın da ne yapsın?

Yabancı basında da Türkiye`nin ekonomik çıkmazıyla ilgili ciddi değerlendirmeler yapılıyor. Örneğin İngiliz The Economist dergisinde yayımlanan bir analizde şunlar ifade edildi: "Türkiye`de enflasyon yüzde 50`yi bulacak. Erdoğan kendisinin çıkardığı yangına battaniye atmış olabilir fakat battaniye de yakında alev alabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan`ın yaptığı plan (kur korumalı TL vadeli mevduat) aslında dolara endeksli dolaylı bir faiz artırımıdır. Hazine`nin üzerindeki yük daha da artacaktır."

Görünen o ki, dolara ve ithalata bağımlılık bitmeden maliyetler asla aşağıya çekilemeyecek ve de enflasyon aşağıya düşürülemeyecek. Prof. Dr. Haydar Baş`ın yıllar önce ifade ettiği gibi, Türkiye`deki enflasyon, talep değil, maliyet enflasyonudur. Maliyet enflasyonunun temel nedeni ise uyguladığımız kapitalist sistemdir.

Bu bozuk, demode olmuş, çökmüş sistemi bir an önce kenara koyup, uygulayan ülkeleri zirveye taşıyan, lider yapan Prof. Dr. Baş`a ait Milli Ekonomi Modeli`ni uygulamamız lazım. Elbette ki taklitlerinden, kopyalarından sakınınız.

Yarım hoca dinden, yarım doktor candan edeceği gibi, Milli Ekonomi Modeli`ni kopya çekip kendilerine mal eden yarım ekonomistler de ülkeden eder.

Bu eşsiz Modeli ülkemizde uygulayacak Lider ve Kadro bellidir.

 

Köşe Yazısı:   Murat ÇABAS  

Haber kaynağına ulaşmak için lütfen TIKLAYINIZ.

Okunma Sayısı: 13
Fotoğraf Galerisi