TMMOB ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI İZMİR ŞUBESİ 22 MART DÜNYA SU GÜNÜ BASIN BİLDİRİSİ

İZMİR ŞUBE ( )
22.03.2022 (Son Güncelleme: 28.03.2022 17:18:03)

 
Suyun önemine ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimine dikkat çekmeyi hedefleyen BM tarafından her yıl 22 Mart Dünya Su Günü olarak kutlanmakta ve farklı temalarla etkinlikler düzenlenmektedir. Bilindiği üzere bu yılın ana teması “ Yeraltı suyunu Görünür Yapmak” olarak belirlenmiştir.
 
Bugün itibariyle dünyada yaklaşık 1,5 milyar insan temiz içme veya kullanım suyundan yoksundur. Her yıl yaklaşık 5 milyon insan temiz suya ulaşamama kaynaklı hastalıklardan dolayı ölmektedir. Kentleşmenin hızlı artışı ile birlikte 2025 yılında dünya nüfusunun üçte birinin şiddetli derecede su sıkıntısı çekeceği öngörülmektedir.
 
Su gıda güvenliğinin ve gıda güvencesinin sağlanmasında olmazsa olmazlardan biridir. Su güvencesi olmadığında gıda güvencesinden, su güvenliği olmadığında ise gıda güvenliğinden söz etmek mümkün değildir. Dünya besin tüketiminin %65 `i sulanan alanlardan karşılanmaktadır.
 
Ülkemiz açısından ise durum pek parlak değildir. Şu an için yılda 1 400 m3 düzeyinde olan kişi başına su tüketimi, ülkemizin su fakiri bir ülke olduğunu göstermektedir. Yaşanan çarpık kentleşme, hızlı nüfus artışı, su kaynaklarının tahribi, su havzalarının korunamaması, tarımsal sulamanın mühendislikten uzak uygulanışı, ticari su şirketlerinin kâr hırsıyla denetimden uzak ticari faaliyetleri, suyun kullanımına ilişkin politika eksikliği ve sayabileceğimiz niceleri gerekli önlemler alınmazsa çok yakın bir gelecekte su hakkına ve suya erişime ilişkin büyük sıkıntılar yaşanacağını göstermektedir.
 
Bugün halen yaklaşık otuz kanun ve ikincil düzenleme ile birçok bakanlığın değişik konulara ilişkin yetkilerinin bulunduğu bir su yönetimi anlayışı ile yaşanan ve yaşanacak sorunların çözümlenmesi mümkün değildir. Bir an önce bu parçalı yapının terkedilerek, suyu bir meta olarak değil, hak olarak gören, kamu yararı gözeten, doğanın korunmasını öncelikli hedef belirleyen, gıda güvencesini temin edici bir su kanunu çıkarılmalıdır.
 
Ülkemiz maalesef su ve toprak kaynaklarımızın korunarak geliştirildiği politikalardan uzaktır. Artan enerji talebinin karşılanması amacıyla akarsularımız üzerinde ÇED sürecini dışarda bırakan plansız, kamu yararı göz ardı edilerek ortaya konan HES projeleri başlatılmıştır. Nehir ve derelerimiz olur olmadık yerlerde yapılan HES`ler nedeniyle kurumaya terk edilmiş, Büyük Menderes ve Gediz havzalarında üretim izni verilen Jeotermal Santrallerin deşarjları nedeniyle Menderes ve Gediz Nehirlerimiz hızla kirletilmektedir. Tarım ve doğal yaşam tehdit altına girmiştir.
 
Ülkemizin yıllık 112 milyar m3 teknik ve ekonomik su rezervi olduğu tahmin edilmektedir. Bu miktarın 45,05 (%77) milyar metreküpü sulamada, 13,36 (%23) milyar metreküpü de içme, kullanma ve sanayi suyu ihtiyacını karşılamada kullanılmaktadır. Su kaynaklarımızın büyük bir kısmının tarımsal amaçlı kullanılıyor olması, önemli bir tarım girdisi olan suyun, damla ve yağmurlama teknolojilerin desteğiyle, akılcı ve etkin kullanımını gerektirmektedir. Halen ülkemizde tarımsal sulamanın %85-90’ı geleneksel salma sulamayla, % 20’i ise modern damla / yağmurlama sistemleriyle yapılmaktadır. Dünyada modern sulama sistemlerinin oranı % 45’dir. Geleneksel sulamada suyun % 30-35 bitki tarafından kullanılmakta iken, modern sistemlerde suyun %90-95’i kadarının bitki tarafından kullanıldığı yapılan araştırmalarda tespit edilmiştir. Ülkemizde modern sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, sulama dönemlerinin bitkinin su gereksinimine göre daha kesin bir biçimde ayarlanması vb. önlemlerle tarımsal kullanımdaki %10’luk tasarruf sanayideki kullanımı %50, içme ve kullanma suyundaki kullanımı %100 arttırmaktadır. Görüldüğü gibi sulamada, %20’lik tasarruf 1 milyon ha ek alanın sulanması demektir. Bu gerçekler dikkate alınarak; sürdürülebilir tarımsal üretim için sulama yatırımlarının önemi ve önceliği kadar bitki su gereksinimini aşacak biçimde sulama suyu uygulamasının önlenmesi de önem taşımaktadır.
 
Kentleşme, sanayileşme ve tarım politikaları yeniden gözden geçirilerek yüzey ve yeraltı suyu kirliliğine neden olan unsurlar önlenmeli, yeraltı suyu akiferleri ve beslenme havzalarının üzerinde veya kenarında yer alan yerleşim birimlerinin planlanması süreçlerinde bu akiferlerin korunmasına özel önem verilmeli, bu alanlar planlama süreçlerinin dışına çıkarılmalıdır. Yer altı suyu kullanımı kalkınma planlarında öngörüldüğü gibi kademeli olarak azaltılmalı , yer altı suları kurak yıllarda kullanılacak rezevler olarak değerlendirilmelidir.
Unutulmamalıdır ki su yoksa hayat yoktur.
 
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi
Yönetim Kurulu Adına
Başkan
Dr. Hakan ÇAKICI
 

Okunma Sayısı: 16
Fotoğraf Galerisi