SONSÖZ GAZETESİ: TARIM PLATFORMU EKOLOJİYE DAYALI BİR ŞEKİLDE HALKIN REFAHI İÇİN BİRLİKTE MÜCADELE EDECEK- 5 NİSAN 2022

GENEL MERKEZ ( )
05.04.2022 (Son Güncelleme: 05.04.2022 10:06:27)

Tarım ve gıda sektöründe yaşanan sorunlara kalıcı çözümler üretmek ve yaşanan sorunlarla mücadele etmek amacıyla “Tarım Platformu” hayata geçirildi.

Pandemi, kuraklık, iklim krizi, Rusya-Ukrayna Savaşı ile birlikte gittikçe derinleşen tarım ve gıda krizindeki sorunlara kalıcı çözümler üretmek ve sorunlarla ortak mücadele etmek amacıyla “Tarım Platformu” kuruldu.

Tarım Platformu bileşenleri bir araya gelerek tarımsal üretim ve tüketim konusunda neler yapılması gerektiği ile ilgili amaçlarını paylaştı. Tarım Platformu kurucu üyelerinden olan TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, tarım ve gıda sektöründe yaşana  sorunların halkın ortak sorunu olduğunu belirterek bu anlamda ortak bir çalışma yürütmeyi amaçladıklarını, kamuya dayalı tarım politikalarının oluşturulması gerektiğini ifade etti. Tarım ve gıda sektöründeki olumsuzlukların milli güvenlik sorunu teşkil ettiğini belirten Suiçmez; “Tarım politikasında emek aleyhine sermaye lehine yapılan her düzenleme; yetersiz ve dengesiz beslenmeden yüksek gıda enflasyonuna, çarpık kentleşmeden çevre felaketlerine, toplumsal tahribattan kültürel yozlaşmaya kadar çok çeşitli alanlarda sorunlara neden olmaktadır.” dedi.  
 

 

‘NEOLİBERAL TARIM POLİTİKALARI NEDENİYLE ÜRETİCİLER VE TÜKETİCİLER SÜREKLİ KAYBEDEN TARAF OLDU’

Tarım Platformu’na neden ihtiyaç duyulduğu hakkında bilgi veren Suiçmez, şunları kaydetti; “1980’li yıllarda ülkemizde de uygulanmaya başlanan ve günümüzde de devam eden neoliberal tarım politikaları sonucu; piyasayı düzenleyen tarımsal KİT’ler özelleştirildi, kamu kurumları işlevsizleştirildi, üretici kooperatifleri güçsüzleştirildi, tarımsal destekler azaltıldı, küçük üreticiler büyük şirketler karşısında korumasız bırakıldı, girdilerde ve ürünlerde dışarıya bağımlılık arttı, alan tümüyle kâr mantığıyla çalışan özel sektörün insafına terk edildi, üreticiler ve tüketiciler sürekli kaybeden taraf oldu.

2020 yılından beri içinde bulunduğumuz pandemi olumsuz koşullarına ek olarak, 2021 yılında yaşanan ciddi kuraklık, ülkemizde derinleşerek yaşanan ekonomik kriz ve 2022 yılındaki döviz kuru baskısı, Rusya-Ukrayna savaşının ülkemize etkileri, yapısal ve altyapısal sorunları çözülemeyen tarım sektörümüzü çok boyutlu yeni ve ciddi bir kriz ortamına sürükledi. Bu süreçte üretim ekonomisi yerine rant ve faiz ekonomisinde ısrar edilmesi, girdi ve ürünlerde dışa bağımlılığın kesintisiz sürdürülmesi sonucu üreticinin alandan çekilmesi hızlanırken sektör dışı piyasa aktörleri sektörü daha fazla etkiler hale geldi, kronikleşen gıda enflasyonu tüketicinin yeterli gıdaya ulaşmasını engelledi.”

‘TARIM ve GIDA SEKTÖRÜ STRATEJİK DEĞERE SAHİPTİR’

Tarımın, doğa koşullarına bağlı, mutlaka korunması gereken ve uzun vadeli planlanması gereken bir sektör olduğuna dikkat çeken Suiçmez şunları söyledi; “Tüm dünyada özellikle küresel salgının ilk çıktığı günlerden bugüne kadar geçen sürede tarımın ve gıdanın yaşamsal önemi herkes tarafından kabul edilirken, tarım ve gıda sektörü ‘milli güvenlik sorunu’ olarak görülmüş, gelişmiş ülkeler dahil ek ekonomik tarımsal destek paketleri ile korumacı politikalar uygulamaya konularak sektörün tümüyle serbest piyasaya bırakılamayacak kadar önemli ve stratejik bir sektör olduğu anlaşılmıştır.

Ülkemizde ise; olağanüstü koşullarda bile somut korumacı politikaların yaşama geçirilmemesi, yerli üretimi ve üreticiyi koruyucu somut desteklerin gündeme gelmemesi, üreticilerimiz ve tüketicilerimiz boyutunda yaşanan sorunların giderek artması sonucunu doğurmuştur.

Tarım politikasında emek aleyhine sermaye lehine yapılan her düzenleme; yetersiz ve dengesiz beslenmeden yüksek gıda enflasyonuna, çarpık kentleşmeden çevre felaketlerine, toplumsal tahribattan kültürel yozlaşmaya kadar çok çeşitli alanlarda sorunlara neden olmaktadır.”

‘HER DOĞA OLAYINI İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE YÜKLEMEK HAKSIZLIK’

Her doğa, ekoloji felaketini iklim değişikliğine yormanın yanlış olduğuna dikkat çeken Suiçmez, sözlerine şöyle devam etti; “Küresel iklim değişikliği somut bir gerçekliktir. Ancak ranta dayalı ve sermaye çıkarı öncelikli uygulamalar yüzünden yaşanan iklime dayalı doğal afet ve felaketlerin sorumluluğunu ‘iklim değişikliği’ kavramına yüklemek haksızlıktır. Yapılması gereken doğal dengemizi bozan, başta su ve toprak olmak üzere doğal kaynaklarımızı yok eden ve kirletenlere karşı somut yaptırımların ayrımsız derhal uygulanmasıdır.

Çok sayıda değişkeni ve bileşeni bünyesinde barındıran, sadece ekonomik değil toplumsal ve ekolojik bir üretim alanı olan tarıma yönelik politika belirlemede sadece ilgili Bakanlık veya bakanlıkların değil, neredeyse toplumun her kesiminin görüş ve önerileri dikkate alınmak zorundadır.

Bu nedenle politika belirlemede; meslek odaları, sendikalar, kooperatifler, üretici dernekleri, yerel kuruluşlar, ekoloji kuruluşları ve tüketici kuruluşları daha etkin rol alabilmeli ve tepeden değil doğrudan aktörlerin belirleyici olduğu aşağıdan yukarıya bir politika belirleme yöntemi ve süreci izlenmelidir.”

‘TARIM PLATFORMU EKOLOJİYE DUYARLI VE HALKIN REFAHI İÇİN ÇALIŞACAK’

Doğru tarım politikalarının hayata geçirilmesi için ortak bir paydada buluşarak Tarım Platformu’nun kurulduğunu belirten Suiçmez, şunları ekledi; “Bizler; tarım, gıda, hayvancılık, orman ve çevre alanında faaliyet yürüten meslek ve emek örgütleri, demokratik kitle örgütleri, tüketici örgütleri olarak ülkemizin tarım politikalarının hayati önem arz ettiğini, tarım ve gıda sektörlerinin kamu yararını ve toplum çıkarını esas alarak ekolojiye duyarlı ve halkın refahına dayalı olması gerektiği düşüncesiyle ‘Tarım Platformu’ oluşturmuş bulunmaktayız.

DİSK Türkiye Gıda Sanayii İşçileri Sendikası (GIDA-İŞ), KESK Tarım ve Ormancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası (TARIMORKAM-SEN), Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği (SÜR-KOOP), Tarım ve Gıda Etiği Derneği (TARGET), Tarımsal Gelişme Eğitim ve Sosyal Dayanışma Vakfı (TARGEV), TMMOB Çevre Mühendisleri Odası , TMMOB Gıda Mühendisleri Odası, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası , TMMOB Meteoroloji Mühendisleri Odası , TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Tüketici Hakları Derneği (THD), Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF), Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER), Tüm Üretici Köylü Sendikası (TÜM KÖY SEN), Türkiye Biyologlar Derneği (TBD), Türkiye Hayvancılık Kooperatifleri Merkez Birliği (HAYKOOP), Türkiye Ormancılar Derneği (TOD), Türkiye Sulama Kooperatifleri Merkez Birliği (TÜS-KOOPBİR), Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD), Veteriner Hekimler Derneği (VHD) olarak ortak mücadele yürütmek amacıyla kurduğumuz Tarım Platformu bileşenleri olarak, ülke düzeyinde eşzamanlı etkinliklerle sesimizi daha gür duyurmayı ve doğru tarım politikalarının yaşama geçirilmesini amaçlıyoruz.”

‘KAMUCU TARIM POLİTİKALARI GÜNDEME GELMELİ’

Yaşanan köklü ve ciddi sorunların çözülmesi için kısa, orta ve uzun vadeli öncelikli taleplerini dile getiren Suiçmez, şunlara yer verdi; Tarımda ve gıdada yaşadığımız ciddi sorunların çözümü için, alanı serbest piyasanın insafına bırakan mevcut Neoliberal Tarım Politikaları terk edilerek, ivedilikle Kamucu Tarım Politikaları gündeme gelmelidir. Anayasanın 166. maddesi gereği tarım sektöründe planlı kalkınma gündeme gelmeli; arazi kullanım planlaması, tarımsal üretim planlaması, sulama planlaması, eğitim-istihdam-yatırım planlaması ivedilikle yaşama geçirilmelidir. Sağlıklı planlamalar için güncel ve doğru tarımsal veriler hazırlanarak kamuoyu ile sürekli paylaşılmalıdır. Tarımsal kamu yönetimi güçlendirilmelidir.

Tarım alanları, çayır ve meralar, zeytinlikler ve diğer dikili alanlar koşulsuz korunmalı, rant amaçlı mevzuat düzenlemelerine izin verilmemeli, üretim alanlarımız amacı dışında kullanılmamalıdır. Ormanlarımız, zeytinliklerimiz enerji ve madencilik yatırımları ile yok edilmemelidir.

Girdi ve ürünlerde dışa bağımlı politikalardan vazgeçilmeli, ar-ge çalışmalarına daha fazla pay ayrılarak girdilerde, tarımsal üretim planlaması ile temel ürünlerde kendimize yeterli duruma gelinmelidir. Tarımsal destekler yeterli olmalı ve yılı içinde ödenmeli, tarımsal girdi maliyetleri somut olarak düşürülmeli, tarımsal kredi ihtiyaçları çiftçi lehine düzenlenmeli, bitkisel ve hayvansal üretimde öngörülebilirlik sağlanarak üretimde devamlılık ortamı oluşturulmalıdır.

Yem-süt-et bütününde hayvancılığımız geliştirilmeli ve yerli üretim artırılmalıdır. Denizlerimiz ve iç sularımız kirletilmemeli, balık çiftlikleri yeniden değerlendirilmeli, su ürünleri üretimi ve balıkçılık geliştirilmelidir. Tarımsal KİT’ler yeniden açılarak kamunun piyasayı etkin düzenlemesi sağlanmalıdır. Eğitim-istihdam planlaması yapılarak, tarım meslek liseleri yeniden açılmalı, yüksek öğrenimde nicelik ve nitelik sorunu çözülmeli, kamuda yeterli atama yapılmalı, özel sektörde çalışan üyelerimizin çalışma koşulları ve ücretleri iyileştirilmelidir.”

‘YEREL ÜRETİM ÖZENDİRİLMELİ’

Küçük aile işletmelerinin desteklenmesi ve yerelde üretimin özendirilmesinin milli üretim açısından önemine dikkat çeken Suiçmez; “Üretim, işleme, pazarlama aşamalarında demokratik kooperatifçilik desteklenmelidir. Geçimlik tarım üretimi yapan çiftçi ailelerinin ödenemez hale gelen borçları silinmelidir.

Gıda güvenliği ve gıda güvencesini de kapsayan gıda egemenliğine dayalı bir tarım modeline geçilmelidir. Gıda tedarik zinciri demokratik kooperatifler temelinde kısaltılarak tüketiciler yeterli, sağlıklı ve ucuz gıdaya sürekli erişebilmelidir. İklim değişikliğinin kısa ve uzun vadeli senaryoları dikkate alınarak su kaynaklarına yönelik uzun vadeli planlamalar ile gerekli önlemler somut olarak zamanında uygulanmalıdır. Temiz havanın en önemli kaynağı ve su havzalarını besleyen doğal ve en temiz ortamlar olan biyolojik varlığımız ormanlarımız koşulsuz korunmalı ve ekoloji bütününde orman alanları artırılmalıdır. Biyoçeşitliliğimizi ve gen kaynaklarımızı koruyan politikalar yaşama geçirilmelidir. Üretemezsek tüketemeyiz. Üreticinin ve tüketicinin mutlu olduğu bir ülkede yaşamamız mümkün.” şeklinde konuştu.

 

Haber: Esma ALTIN 

Haber kaynağına ulaşmak için lütfen TIKLAYINIZ.

 

Okunma Sayısı: 34
Fotoğraf Galerisi