GENEL MERKEZ ( )
25.11.2022 (Son Güncelleme: 25.11.2022 09:48:19)

EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNDEN ASLA VAZGEÇMİYORUZ…

TMMOB ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI

BASIN AÇIKLAMASI

25 Kasım 2022

EŞİTLİK VE ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNDEN ASLA VAZGEÇMİYORUZ…

Bugün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü.

Bugün dünyanın dört bir yanında toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, şiddete, yoksulluğa, tacize, tecavüze, kadın cinayetlerine, savaşa ve her türlü ayrımcılığa karşı itirazımızı dile getirmek için bir kez daha haykırıyoruz.

Eşitlik ve Özgürlük Mücadelesinden Asla Vazgeçmiyoruz.

Kadınlar ve erkekler arasında görev, sorumluluk ve toplumsal rollerin paylaşımındaki eşitsizlikler, eğitimdeki çarpık anlayış, kadınların ötekileştirildiği bir sosyal yapıya neden olmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü istatistiklerine göre, dünyadaki her üç kadından biri hayatları boyunca en az bir kez fiziksel ya da cinsel saldırıyla karşı karşıya kalmaktadır.

Bir ülkede kadınlara karşı davranışların niteliği, toplumun çağdaş değerlerle ve demokrasiyle ne ölçüde buluştuğunun göstergesidir.

Kadın haklarının, evrensel insan haklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu biliyoruz. Kadınların geçmişten günümüze kadar din, dil, ırk gözetmeden sadece kadın oldukları için maruz kaldıkları fiziksel, cinsel, psikolojik ya da ekonomik şiddeti yaşamın her alanında görmekteyiz.

Kadın Cinayetleri Politiktir!

Ülkemizde, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Yasa’nın temel amacı şiddetin gerçekleşmeden önce önlenmesi iken, şiddet gerçekleştikten “sonra” başvurulan bir araç olarak değerlendirilmektedir.

CEDAW Sözleşmesi yaptırımları olmasına rağmen uygulamada kadına yönelik ayrımcılık olayları devam etmektedir.

“Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” kısa adıyla İstanbul Sözleşmesi’nin ülkemizde 1 Temmuz 2021 tarihi itibarıyla yürürlükten kalkması, kadına yönelik şiddetle mücadelede hukuki bir zafiyet yaratmıştır.

11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzalanan Sözleşme, toplumsal cinsiyet tanımını ilk kez yapan, yapısal eşitsizlik temelinde değerlendiren, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti önleme ve bununla mücadelede temel standartları ve devletlerin yükümlülüklerini belirleyen, önemli bir uluslararası sözleşmedir. Bugüne kadar 45 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanmıştır.

İstanbul Sözleşmesi Neden Çok Önemlidir?

Çünkü; Sözleşme’ de şiddet eyleminde, kültür, örf, adet, gelenek, “namus” kavramları, mazeret oluşturamaz. Ev içi şiddet, biyolojik ya da hukuki bağ üzerinden değerlendirilemez. Kamusal alanlarda kadınlar şiddette maruz bırakılamaz. “Orada ne işin vardı? Senin yüzünden oldu, gece sokağa çıkmasan olmazdı, böyle giyinmesen başına gelmezdi…” gibi ifadelerle kişinin uğradığı şiddet normalleştirilemez.

2010 yılında kurulan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu raporunda, 2021 yılında 280 kadın cinayeti işlendiği ve 217 şüpheli ölüm gerçekleştiği açıklanmıştır. Kaza, düşme, intihar, ölü bulunma gibi ifadelerle tanımlanan şüpheli ölümlerin arkasında da kadın cinayetleri olabileceği ciddi olarak düşünülmektedir.

Aynı Platform’un 2022 rakamlarına göre, Ekim ayı sonu itibarıyla, 281 kadın cinayeti ve 202 şüpheli ölümle, rakamlarda yıl bitmeden artış olması, 2022 yılında öldürülen kadınların %7’sinin failleri hakkında uzaklaştırma kararı olduğu halde öldürülmesi bizlere kadın cinayetleri konusunda, İstanbul Sözleşmesi’nin feshinden sonra, 6284 sayılı Yasa’nın yaptırımlarının uygulamada etkili olmadığını göstermektedir.

İstihdamda da Kadınlar Yok!

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) 2021 verilerine göre; 15 yaş üstü istihdamda kadınların payı %31,  erkeklerin payı  %69’dur. İstihdamdaki 10,5 milyon kadının %23’ü tarımda istihdam edilirken, bunların % 79’u ücretsiz aile işgücü olarak çalışmaktadır. 10 milyon ev kadını olarak tanımlanmıştır.

Kadınlarda ve genç kadınlarda işsizlik oranı %18 ve %29 olup, ülke ortalaması, %12 ve %22’nin üstündedir.

15-24 yaş arasındaki yüksek eğitim görmüş kadınların %41‘i ne eğitimde ne iştedir.

Dünya Ekonomik Forumu’nun verilerine göre Türkiye, kadınların ekonomiye katılımında 156 ülke arasında 133. sıradadır.

Kadının çalışma hayatına alınmadığının ve istihdamdan uzaklaştırıldığının göstergesi olan bu rakamlar, kadını toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık, şiddet ve kadın cinayetleri tehlikeleri karşısında daha korunmasız hale getirmektedir.

Bu yıl İran`da, rejimin kıyafet kurallarına uymadığı gerekçesiyle gözaltında alınan ve  gördüğü şiddet sonrasında 22 yaşında hayatını kaybeden Mahsa Amani’yi,, bundan 62 yıl önce 25 Kasım 1960’da Dominik Cumhuriyeti’nde haklarını isterken diktatör Trujillo tarafından acımasızca katledilen Mirabel  kardeşleri ve geçmişten günümüze emeğine, özgürlüğüne, bedenine, kimliğine, yaşamına sahip çıkmak adına verdikleri mücadelede yaşamını yitiren ve mücadeleye devam eden tüm kadınları saygıyla anıyor, bu mücadeleyi ve dayanışmayı sürdüreceğimizi söylüyoruz.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası

 

Okunma Sayısı: 40
Fotoğraf Galerisi