TMMOB ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI’NIN, ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ KORUMA AMAÇLI NAZIM İMAR PLANI HAKKINDA GÖRÜŞLERİ

GENEL MERKEZ
28.10.2006 (Son Güncelleme: 28.10.2006 12:34:33)

TMMOB ZİRAAT MÜHENDİSLERİ ODASI’NIN, ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ KORUMA AMAÇLI NAZIM İMAR PLANI HAKKINDA GÖRÜŞLERİ

27 Ekim 2006

Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan “Atatürk Orman Çiftliği Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı”, tarım sektörü ile ilgili olarak ortaya koyduğu yaklaşım bakımından, Atatürk’ün vasiyetine ve geçerli mevzuata aykırı hükümler içermektedir. 

TMMOB Ziraat Mühendisleri ODASI, Atatürk’ün tarımsal kalkınma çalışmalarına yol gösterecek bir çiftlik, kent – kır dengesini oluşturacak bir yaşam alanı, tarım – sanayi bütünleşmesini örneklendirecek bir bütünlüklü yapı, tarım – gıda piyasalarını halk yararına organize edecek bir yönetim gücü olarak tasarlayıp yaşama geçirdiği Atatürk Orman Çiftliği üzerindeki her türlü tasarrufu izleyip değerlendirmeyi ve geliştirdiği tutumu kamuoyu ile paylaşmayı görev bilir.   

Bu bağlamda, ZMO’nun, “Atatürk Orman Çiftliği Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı” hakkındaki değerlendirmeleri aşağıda sunulmaktadır…

AOÇ üzerindeki her türlü tasarruf, mevzuata ve Atatürk’ün vasiyetine uygun olmak zorundadır.

8 Temmuz 2006 gün, 26222 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5524 sayılı “Atatürk Orman Çiftliği Kuruluş Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun” un Ek 1 inci maddesi 1 inci fıkrası; “Atatürk Orman Çiftliği dahilinde bulunan arazilerle ilgili olarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın uygun görüşü ile Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili mer’i mevzuat uyarınca öncelikle üst ölçekli plan ve koruma amaçlı imar planı ve bunlara uygun her türlü imar planlarını yapmaya ve yaptırmaya yetkilidir” hükmünü taşımaktadır.   

Bu çerçevede yapılan Plan’ın, tarım sektörü açısından yapılan değerlendirmesinde, vasiyete, SİT hükümlerine ve mevzuata yabancı yaklaşımların yaşama geçirilmeye çalışıldığı görülmektedir.

Vasiyet hükümleri ..

Atatürk Orman Çiftliği, 1925 yılında, Ankara’nın tarımsal üretim için uygun bir zemin sağlamayan, bataklık ve kıraç arazilerinde, Atatürk’ün yurttaştan gerçekleştirdiği satın almalarla kurulmuştur. 13 yıl Atatürk tarafından bizzat işletilen Çiftlik, 11 Haziran 1937 tarihli Vasiyet Mektubu ile ulusa emanet edilmiştir.

Dönemin Başbakanı İsmet İNÖNÜ tarafından Maliye Bakanlığı’na havale edilen vasiyete dayalı bağışlamanın hemen ardından, 1938 yılında çıkartılan 3308 sayılı kanunla “Gazi Orman Çiftliği” devlet ziraat işletmeleri kurumuna bağlanmıştır.

Türk hukuk sistemi içerisinde, vasiyetin kanun hükmünde olduğu açıktır. Bu bakımdan, AOÇ’nin, Atatürk’ün vasiyeti dışında kullanımı, hukuk açısından da olanaklı değildir.

Atatürk’ün vasiyetinde, AOÇ’nin kuruluş amacına uygun temel doğrultular olarak, aşağıda belirtilen konulara özel vurgu yapmaktadır;

  • Türk ulusu’na emanet edilen Atatürk Orman Çiftliği’nde, tarım ve tarım ekonomisi alanında bilim ve teknik doğrultusunda uygulamalı tarım gerçekleştirilecek, verimli üretim yolları araştırılacak ve öğretilecektir.
  • AOÇ’de, ekolojiye uygun tarımsal üretim yanında, tarım sanayii de geliştirilecektir. AOÇ’de tarım teknolojisi üretimi ve yayımı yapılacaktır. Islah ve yetiştirme tekniklerinin üretimi ve yayımı yapılacaktır.
  • AOÇ’nin elde edilen gelirinin tümü yatırıma dönüştürülecektir.
  • İç ve dış pazar isteklerine uygun üretim modelleri gerçekleştirilecektir.
  • Üretici örgütlenmesinde örnek uygulamalar yapılacaktır.
  • Arazi ıslahı ve düzenleme uygulamalarına önem verilecektir.
  • Sağlıklı bir kent çevresi sağlanacaktır.
  • Tarladan sofraya gıda güvenliği uygulaması kurgulanacak, karaborsayla mücadele edilecektir.
  • Tarımsal ve kırsal kalkınmanın dayanağı ve yol gösterici aracı organize edilecektir.

Mevzuat hükümleri ..

Atatürk Orman Çiftliği ile ilgili olarak temel düzenlemeler, 1938 yılında çıkarılan 3308, 1950 yılında çıkarılan 5659 ve 2006 yılında çıkarılan 5524 sayılı Yasalarla yapılmıştır.

Gerek yasal olmayan yollardan, gerekse 5659 sayılı Yasa’nın 10 uncu maddesi uyarınca yasal tahsis yapılabilmesi için çıkarılan çeşitli yasalarla, çiftliğin 2/3’ü amacı dışında kullanımlara açılmıştır.  

Halen geçerli olan 5659 sayılı Yasa ve sözü edilen Yasa’ya ek bir madde ekleyen 5524 sayılı Yasa birlikte değerlendirildiğinde, tarım sektörü ile ilgili aşağıdaki hükümlerin bulunduğu görülmektedir;

AOÇ, tüzel kişiliğe sahip, Tarım Bakanlığı’na bağlı bir kuruluştur. Çiftliğin işletilme esasları Tarım Bakanlığı’nca tespit edilir (5659, Madde 1). AOÇ teşkilat yapısında; Umumi ziraat işleri, Bağ-bahçe kültürleri ve ağaçlandırma işleri, Hayvancılık ve hayvanat bahçesi işleri, Ziraat sanatları işleri, Ticaret, idare ve levazım işleri, Hesap işleri ile Hukuk işleri olmak üzere 7 şeflik bulunmaktadır (5659, Madde 2). Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın uygun görüşü ile imar planlarına uygun olmak şartı ile yol, meydan, alt geçit, üst geçit ve raylı toplu taşım araçları, yer altı tünelleri ve yer altı hizmetleri için gerekli arazi ile dere ıslahı yapılması planlanan araziler üzerinde, kamu yararı ve hizmetin gerekleri dikkate alınmak suretiyle bedelsiz olarak Ankara Büyükşehir Belediyesi lehine intifa hakkı tesis edilir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının uygun görüşü ile Atatürk Orman Çiftliği arazilerinin onaylı imar planlarında görülen hayvanat bahçesi 10 yılı aşmamak üzere herhangi  bir şekilde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Atatürk Orman Çiftliği tüzel kişiliğine bir külfet ve yükümlülük getirmemesi kaydı ile Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında yapılacak bir protokolle Ankara Büyükşehir Belediyesi lehine intifa hakkı tesis edilebilir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının uygun görüşü üzerine Hayvanat Bahçesi içerisindeki işletmeler tahsis amacına uygun olarak Büyükşehir Belediyesi tarafından üçüncü şahıslara kiraya verilebilir. Büyükşehir Belediyesine tahsis edilen araziler, Büyükşehir Belediyesince hiçbir şekilde maddede belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz. Yukarıdaki fıkralarda belirtilen amaca aykırı kullanımlara teşebbüsün ve/veya kullanımın tespiti halinde bu  arazilerin intifa ve/veya işletme hakkı Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğüne derhal iade edilir. Atatürk Orman Çiftliği arazileri üzerinde konut, ticaret ve sanayi amaçlı yapılaşma yapılamaz (5524, Madde 1).   

SİT hükümleri ..

5659 sayılı Yasa’nın açık hükmüne rağmen Atatürk Orman Çiftliği’nin korunmanın sağlanamaması üzerine, arazi kayıplarının önüne geçebilmek için yeni bir arayışa gidilmiş ve AOÇ arazisi doğal ve tarihi SİT ilanı gündeme gelmiştir.

Bu kapsamda Atatürk Orman Çiftliği, 02.06.1992 tarih ve 2436 sayılı Kurul kararı ile doğal ve tarihi SİT alanı ilan edilmiş, 27.07.1993 tarih ve 3097 sayılı Kurul Kararı ile sınırları belirlenmiştir. Buna ilave olarak Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 07.05.1998 tarih ve 5742 sayılı kararı  ile de birinci derece SİT alanı olarak ilan edilmiştir. Bu sebeple çiftlik arazisi üzerinde yapılacak tasarrufların SİT kararlarına uygun olması zorunlu görülmektedir. 

Bu çerçeve içinde, Atatürk Orman Çiftliği Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’nın, yukarıda belirtilen Atatürk’ün vasiyetine, geçerli mevzuat hükümlerine ve SİT kural ve koşullarına uyarlı olma zorunluluğu vardır.

Buna karşılık, Plan Taslağı’nın, yukarıdaki çerçeveye açık aykırılıklar taşıdığı tarafımızdan saptanmaktadır.

Atatürk Orman Çiftliği’nin Günümüzdeki Yapısı ve Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı Taslağı’nın Aykırılıkları

Başkent Ankara’nın ilk imar planı, Herman Jansen tarafından yapılmıştır. Jansen Planı’nda Gençlik Parkı, Hipodrom, Ziraat Fakültesi Yerleşkesi ve Atatürk Orman Çiftliği’nden oluşan alan, 300 bin nüfusa göre planlanan Ankara’nın yeşil ve açık alanları olarak yorumlamıştır.

Bugün Ankara’nın doğu kesiminden başlayarak batı yönüne doğru uzanan bir dizi halindeki, Gençlik Parkı, eski Hipodrom, Atatürk Orman Çiftliği, Ortadoğu Teknik Üniversitesi, Hacettepe ve Bilkent Üniversitelerinden oluşan arazi topluluğu, başkentin havalandırma koridoru özelliğini taşımaktadır. Ancak, eski hipodromun kaldırılarak bu alanın yapılaşmaya açılması, AOÇ arazisinden satın alınarak yapılan toptancı hali, traktör ve çimento fabrikaları ile TMO silosu yeşil kuşağı  zedeleyen olumsuz yapılaşmalardır.

Günümüzde, AOÇ; 10.413 dekar, kuru ve sulu tarla tarımı yapılan, fidan ve süs bitkisi üretimi yapılan ve çayır mera arazisi, 11.504 dekar orman ve park alanı, 6.881 dekar kiralanmış alan, 4.275 dekar taşocağı, bataklık, yol, kanal, bina vb. ve 320 dekar hayvanat bahçesi olmak üzere Toplam 33.393 dekar araziye sahip bulunmaktadır.

Başka bir deyişle, günümüzde Çiftlik arazisinin % 31.1’i tarımsal faaliyetlere, % 0.95’i ise hayvanat bahçesine ayrılmış durumdadır. 

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca hazırlanan 1/10000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı hükümlerine göre ise, Çiftliğin % 21.70’i Hayvanat Bahçesi (947.84 hektar) ve % 12.41’i Olimpiyat Köyü ve Spor Alanı (542.07 hektar) olarak ayrılmakta; buna karşılık tarımsal üretim ve işletme alanları % 0.73 (31.94 hektar) fidanlık alanları % 0.25’e (11.05 hektar) daraltılmaktadır.

Kentsel alan – kırsal alan dengesini gözetmeyen, tarımla ilgili olan herşeyi kent dışında gören sakat anlayışın bir sonucu olarak ortaya çıkan “Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı”, çiftlik içinden tarımı tümüyle çıkarma amacına odaklanmakta ve uymak zorunda olduğu Atatürk’ün vasiyetine, 5659 ve 5524 sayılı Yasa hükümlerine uyarlı olmayan bir yaklaşım sergilemektedir.

Vasiyete Aykırılık ..

Yukarıda da ifade edildiği üzere, öncelikle Ankara’nın kurak ve çorak bölgesinde kendi gelirleri ile satın aldığı Çiftliği 13 yıl işleterek çağdaş bir işletmeye, yeşil bir üretim alanına dönüştüren Atatürk, daha sonra bir vasiyet ile ulusa emanet etmiştir.

Vasiyete göre AOÇ’de (a) tarım ve tarım ekonomisi alanında bilim ve teknik doğrultusunda uygulamalı tarım gerçekleştirilecek, verimli üretim yolları araştırılacak ve öğretilecek, (b) ekolojiye uygun tarımsal üretim yanında, tarım sanayii de geliştirilecek, tarım teknolojisi üretimi ve yayımı yapılacak, (c) iç ve dış pazar isteklerine uygun üretim modelleri gerçekleştirilecek, (d) üretici örgütlenmesinde örnek uygulamalar yapılacak, (e) arazi ıslahı ve düzenleme uygulamalarına önem verilecek, (f) sağlıklı bir kent çevresi sağlanacak, (g) tarladan sofraya gıda güvenliği uygulaması kurgulanacak, karaborsayla mücadele edilecek, (h) tarımsal ve kırsal kalkınmanın dayanağı ve yol gösterici aracı organize edilecektir.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca hazırlanan 1/10000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı, Atatürk’ün yukarıda belirtilen Vasiyeti’ne uyarlı hiçbir yaklaşımı barındırmamaktadır.

Bu durum, Plan’ın Vasiyet’e aykırılığını ortaya koymaktadır.

Yasalara Aykırılık ..

5659 sayılı Yasa’nın 2 inci maddesinde, AOÇ Teşkilat Yapısı içinde sayılan 7 şeflikten 4’ü tarımla ilgilidir (Umumi ziraat işleri, Bağ-bahçe kültürleri ve ağaçlandırma işleri, Hayvancılık ve hayvanat bahçesi işleri, Ziraat sanatları işleri). Yasa’nın bu belirlemesi AOÇ üzerindeki faaliyetlerde tarım sektörüne ilişkin ağırlıklı bir yer ayırma konusunda yasa koyucunun iradesini göstermektedir. 

Oysa Plan, tarımsal üretim ve işletme alanı olarak, tüm çiftliğin yalnızca % 0.73’ünü ayırmaktadır. Bununla da kalınmamakta, yol geçirme çalışmaları sırasında şarap fabrikasının önemli bir bölümü yıkılmakta, süt fabrikasının 70 ton’luk kapasitesi 5 tona indirgenmektedir. 

Yalnızca bu durum bile, 5659 sayılı Yasa’nın AOÇ kapsamında tarım sektörü ile ilgili belirlemeleri ile Plan’ın öngörülerinin hiçbir şekilde uyuşmadığını ortaya koymak için yeter bir gösterge olarak değerlendirilebilir.

5659 sayılı Yasa’nın 1 inci maddesi ve 5524 sayılı Yasa’nın 1 inci maddesi hükümleri uyarınca, AOÇ Tarım Bakanlığı’na bağlı bir kuruluş olup, AOÇ üzerinde Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılacak tasarruflarda Tarım Bakanlığı’nın uygun görüşünün alınması ön koşuldur. Bu noktada, çiftlikteki tarımsal üretim ve işletme alanını % 31’den %0.73’e indiren, çiftlikteki tarımsal sanayi işletmelerinin kapasitesini önemli ölçüde azaltan  ve böylece “koruma” adı altında aslında Çiftlikten tarımsal faaliyetleri ayıran – uzaklaştıran bir Plan Taslağı’na Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın uygun görüş verip vermediğinin, eğer uygun görüş vermişse gerekçelerinin derhal kamuoyu ile paylaşılması gerekmektedir. 

Yine 5524 sayılı Yasa’nın 1 inci madde hükümlerine göre, “Tarım ve Köyişleri Bakanlığının uygun görüşü ile Atatürk Orman Çiftliği arazilerinin onaylı imar planlarında görülen hayvanat bahçesi 10 yılı aşmamak üzere herhangi  bir şekilde Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Atatürk Orman Çiftliği tüzel kişiliğine bir külfet ve yükümlülük getirmemesi kaydı ile Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında yapılacak bir protokolle Ankara Büyükşehir Belediyesi lehine intifa hakkı tesis edilebilir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının uygun görüşü üzerine Hayvanat Bahçesi içerisindeki işletmeler tahsis amacına uygun olarak Büyükşehir Belediyesi tarafından üçüncü şahıslara kiraya verilebilir”.  

Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı’nda, Yasa’nın bu maddesine dayanılarak, mevcut 32 hektarlık hayvanat bahçesi (tüm Çiftlik arazisinin % 0.95’i) yaklaşık 30 kat büyütülerek 947 hektara çıkarılmakta ve tüm çiftlik arazisinin % 22’si bu amaca özgülenmektedir.

Bu büyüklükteki bir hayvanat bahçesinin gerek tesis, gerekse işletme maliyetinin büyüklüğünü öngörmek zor değildir. Kaldı ki, bu boyutlarda bir Hayvanat Bahçesi’nin, bu tip alanların kendisinden beklenen sonuçları üretmesi bakımından gerekli olmadığı da açıktır. Buna koşut olarak, mevcut Hayvanat Bahçesi’nin yerini değiştirerek çiftliğin 1/3’ünü kaplar duruma getirmek, “eski” ile olan bağı koparma çabasının açık bir göstergesidir. Hayvanat Bahçesi’nin 1940 yılında kurulduğu ve 66 yıldır faaliyet gösterdiği alandan ayrılması, ABŞB’nin, yasa çıkarken, “mevcut Hayvanat Bahçesi’ni geliştirmek için para harcayacağı” yolundaki açıklamalarının, kamuoyunu aldatmaya yönelik içeriğini açıkça ortaya koymaktadır.

Hayvanat Bahçesi içindeki işletmelerin tahsis amacına uygun olarak Büyükşehir Belediyesi tarafından üçüncü şahıslara kiraya verilebileceği” hükmü, 30 kat büyütülen Hayvanat Bahçesi içerisinde yaratılacak işletmelerden kimlerin çıkar elde edeceği sorusunu da beraberinde getirmektedir.

Yasa, “onaylı imar planlarında görülen hayvanat bahçesi 10 yılı aşmamak üzere .. Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasında yapılacak bir protokolle Ankara Büyükşehir Belediyesi lehine intifa hakkı tesis edilebilir” hükmünü taşımaktadır. Bu hükmün, ABŞB’ne, Hayvanat Bahçesi’ni dilediği gibi büyüterek, büyüttüğü alanın tümü üzerinde intifa hakkı elde etme yetkisi tanıdığından söz edilemez. Başka bir deyişle, çiftliğin 1/3’ünü Hayvanat Bahçesi olarak ilan etmek yerine, ABŞB çiftliğin tümünü Hayvanat Bahçesi olarak planlasa idi, ABŞB tüm AOÇ üzerinde 10 yıllığına intifa hakkı sahibi mi olacaktı ?

Bu örnek bile, kapalı kapılar ardında sözde “Koruma Planı” yapmak yerine, ilgili meslek odaları, üniversiteler ve halkın katılımıyla Plan yapmanın ne denli önemli ve gerekli olduğunu ortaya koymaktadır.

Plan, tüm AOÇ’nin % 12’sinde, 542 hektar alanda, Olimpiyat Köyü ve Spor alanı inşa edilmesini öngörmektedir. Oysa 5524 sayılı Yasa’nın 1 inci maddesi, AOÇ arazisi üzerinde ticari yapılaşma yapılamayacağını öngörmektedir. Olimpiyat Köyü ve spor tesisleri, inşaatı bittikten sonra, halkın bedelsiz kullanımına mı açılacaktır, yoksa işletmeciler eliyle işletilecek midir ? İkinci seçeneğin tercihi durumunda, bu tesislerin aynı zamanda birer ticari işletme olduğu unutulmamalıdır. Kaldı ki, 1 inci ve 2 inci sınıf tarım toprağı niteliğindeki Çiftlik arazileri üzerinde, her türlü yapılaşmadan kaçınılması gerektiği açıktır.

Sonuç olarak, Ziraat Mühendisleri ODASI, ABŞB tarafından gerçek anlamda katılımcı süreçlerde üretilmeyen, göstermelik toplantılarla taraflara “ibraz” edilen “Atatürk Orman Çiftliği Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı” nın geri çekilerek, tüm taraflarla ve halkla birlikte bir Plan hazırlanmasını yararlı ve zorunlu görmektedir.

Bu Plan kapsamında, ZMO tarafından önerilen ve AOÇ İçin Tartışılabilir Bir Gelecek Yöngörüsü aşağıda sunulmaktadır;

Atatürk Orman Çiftliği’nin, Atatürk’ün vasiyetine tümüyle sadık kalınarak, kamu yararına olan işlevlerinin geliştirilerek yönetileceği bir zeminde tutulmasına gereksinim bulunmaktadır. 

Bu bağlamda, AOÇ’yi rant ve talan sürecinden tümüyle uzak tutacak bir  “Koruma Nazım İmar Planı” ivedilikle hazırlanmalıdır. Sözü edilen Plan, mutlaka meslek kuruluşları, bilim çevreleri ve demokratik kitle örgütlerinin aktif katılımcılığına açık süreçlerde oluşturulmalıdır.

Aynı kapsamda olmak üzere, koruma-kullanma dengesine ilişkin ilke ve belirlemeler ortaya koyacak bir master planın hazırlanması zorunludur. AOÇ’nin yukarıda belirtilen kuruluş amacı ve Atatürk’ün vasiyeti doğrultusunda katılımcı süreçlerde belirlenen ilkelerine uyarlı olacak biçimde, ulusal – uluslararası düzeyde açılacak bir yarışma, katılımcı ve yüksek nitelikli bir master planın hazırlanması için uygun bir zemin sağlayabilir.

Böylesi bir master plan kapsamında, aşağıdaki işlev tanımlarının tartışılması olanaklı görülmektedir;

  • Bitkisel ve hayvansal üretim olgusu ile çocuklarımızın, gençlerimizin ve kent halkının tanışması – buluşması sağlanmalı, bu kapsamda, uygun ölçekte, çağdaş teknoloji uygulamalarıyla tarımsal üretim sürdürülmelidir.
  • Bitkisel ve hayvansal gen kaynaklarımızın ve biyoçeşitliliğimizin korunarak geliştirildiği ortamlar (botanik bahçesi, doğal yetişme ortamları vb) yaratılmalıdır.
  • İçinde bulunduğumuz coğrafyada, ilk çağlardan bu yana tarım sektöründe geçirilen gelişim aşamalarını sergileyen bir tarım müzesi kurulmalıdır.
  • Ankara halkının açık ve yeşil alan gereksinimini karşılayacak nitelik ve ölçekte olmak üzere, orman ve yeşil alanlarının artırılması gereklidir. Bu kapsamda, doğa ve çevreyle uyumlu su ortamları, kır kahveleri ve seyir tepeleri, spor tesisleri yaratılmalıdır. 
  • Mavcut hayvanat bahçesinin geliştirilmesi yanında, doğal yaşama uygun olacak biçimde, hayvanların serbest, insanların denetimli alanlarda gözlemci konumunda bulunacağı alanlar organize edilmelidir.
  • AOÇ içinde bir kültür ve tanıtım ortamı yaratılmalıdır. Bu kapsamda, Atatürk ve Bağımsızlık Savaşı’nı tanıtan ve genç kuşaklara bilgi aktaran ortamlar çağdaş biçimde kurgulanmalıdır. Ayrıca tiyatro, sinema, sanat galerileri ve kütüphaneler AOÇ içinde konuşlandırılabilir.  Bunların yanında, illerimizin ve ülkelerin folklorik, otantik, kültürel değerlerini tanıtan açık ve kapalı ortamlar oluşturulabilir.

Yukarıda belirtilen iş ve hizmetlerin, bir bütçe gerektirdiği açıktır. Bu finans gereksinimi, Atatürk’ün ulusa emanet ettiği çiftliği, Ankara BŞB’ne rant amaçlı teslim etmek için meşruiyet temeli olarak kullanılamaz. Tam tersine, kamu, başlangıçta kendi bütçesinden aktaracağı kaynaklarla, AOÇ’nin yukarıdaki yöngörüye uygun bir temele oturmasını sağlamalıdır.

Kamuoyuna duyurulur.

Gökhan GÜNAYDIN

Başkan

(Ziraat Mühendisleri ODASI Yönetim Kurulu adına)

Okunma Sayısı: 4630