TOHUMLUK SORUNUMUZ - CUMHURİYET TARIM-GIDA-HAYVANCILIK

SAMSUN ŞUBE ( )
09.01.2007 (Son Güncelleme: 16.01.2007 18:04:38)

Prof. Dr. Zeki ACAR
OMÜ Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü, ZMO Samsun Şube Başkanı

 

Tarım tarihçilerine göre dünyada ilk tarımın yapıldığı yerlerden birisi Anadolu‘dur. Günümüzde ekonomik değeri çok yüksek olan bir çok ürünün, ilk kültüre alındığı yerlerin başında Anadolu gelmektedir. Binlerce yıldan beri çok sayıda uygarlık Anadolu‘da yaşayarak edindiği tarım kültürünü sonraki kuşaklara aktarmıştır. Anadolu Yarımada‘sı Asya- Avrupa ve Afrika arasında geçiş yolu üzerinde köprü konumundadır. Çok keskin ve değişken coğrafi yapısının sonucu olarak, ülkemizde 15 ana iklim bölgesi ve her bir bölgenin içinde farklı sayılarda "mikroklima" adı verilen alt iklim bölgeleri oluşmuştur (Acar ve ark., 2001; Ayan ve ark., 2005).

Bitkisel üretimin ilk ve en önemli halkasını oluşturan tohumluk (Şehirali, 2002) yönünden Türkiye çok zengindir. Farklı ekolojik bölgelere uyum sağlamış yabani türler, ekotipler ve yerel çeşitler yönünden görülen genetik zenginlik (Davis, 1970) ile kıtalar ve uygarlıklar arasında geçiş yolu olmasından kaynaklanan, binlerce yılın birikimi olan köy populasyonu olarak adlandırdığımız çeşit zenginliği, ülkemizin belki de en önemli doğal kaynağıdır (Acar, 1994; Kışlalıoğlu ve Berkes, 1992). Tüm bunlara, tohum üretimi açısından çok uygun olan ekolojik koşulları da eklersek, ülkemiz için açık bir gen bankası deyimini kullanmak hiç de abartılı olmaz.     

Yukarıda sayılan doğal zenginliklerimizi yeterince değerlendirdiğimizi söylemek zordur. Daha çok yabancı ülkeler ve bu ülkelerin büyük şirketleri bizim doğal kaynaklarımızı kullanıp, çeşitler geliştirmiş, bizim çiftçilerimize de satarak büyük paralar kazanmışlardır. Biyolojik zenginliğimizi günümüze kadar yeterince değerlendirememiş olmamız, bundan sonra da değerlendiremeyeceğimiz anlamına gelmemelidir. Önemli olan, sektörde çalışan kuruluş (özel sektör) ve kurumları (Üniversiteler, Araştırma Enstitüleri vb.) destekleyerek, hem ülkemizin doğal kaynaklarını akılcı yollarla değerlendirmelerini, hem de üreticilerimizin gereksinim duyduğu yüksek nitelikli ve ucuz tohumluğu yeterince ve zamanında karşılamanın yanısıra, dış satım yoluyla ülkeye döviz kazandırmalarını sağlamaktır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi‘nde 31.10.2006 günü kabul edilen 5553 sayılı "Tohumculuk Kanunu" ile, açıkça belirtilmese de, tohumculuk alanının tümüyle özel sektöre bırakılması hedeflenmektedir. Benzeri düzenlemeler gelişmiş batı ülkeleri için çok yararlı olabilir. Ancak, bizim gibi, özel sektörü yetersiz, üretici ürününü sattığında eline geçen paranın girdi maliyetlerini bile karşılayamadığı, toprak ve tarım reformunu gerçekleştirememiş, sektörün ezici çoğunluğu küçük üreticilerden oluşan, tarıma sağlanan desteğin çok az olduğu ülkelerde, geleceğimiz ve olası diğer düzenlemeler de göz önüne alınarak, aşağıdaki sorulara ilgililer tarafından yanıtlar bulunması ve bulunacak yanıtlara göre önlemler geliştirilmesi gerekir.        

1. Her kültür bitkisi için, piyasaya hakim olacak birkaç çeşidin (varyete) yıkıcı etkisinden, doğal genetik zenginliklerimiz ve yerel çeşitlerimiz nasıl korunacak?

2. Yerel çeşitlerimiz binlerce yıllık doğal ve çiftçi seleksiyonları sonucu oluşmuştur. Her bir çeşit binlerce gen içermektedir. Bu çeşitlere dışardan bir/birkaç gen ekleyerek patentlemek ve sahiplenmek ne kadar doğrudur? Dışardan eklenenlerin dışındaki genlerin bedeli ne olacaktır ve kime ödenecektir?

3. Her çeşit belirli bir ekolojik çevre için geliştirilir ve  o çevrede beklenen verimi sağlayabilir. Türkiye çok kısa mesafelerde ekolojik çevrenin değiştiği bir ülkedir. Tohum satma potansiyeli az olan dar ekolojik bölgeler için,  karlı olmasa bile, özel sektör çeşit geliştirecek mi?    

4. Türkiye‘deki çiftçilerin ezici çoğunluğu küçük üreticilerden oluşmaktadır.         Geliri çok sınırlı olan küçük üreticiler, özel sektörün tohumlarını satın alabilecek mi?

5. Çok güçlü olan yabancı şirketler tohumculuk piyasasını tümden ele geçirir, yerli kuruluşlar elenir ve üreticiler tam olarak dışa bağımlı duruma geldikten sonra, piyasaya hakim olan yabancı şirketler anlaşıp, fiyat yükseltirlerse veya kritik durumlarda ellerindeki gücü açık veya gizli tehdit unsuru olarak kullanırlar veya ambargoya dönüştürürlerse, piyasa koşulları içinde hangi önlemler alınabilecektir?

6. Tohumculuk yasasının 5. maddesinde belirtilen, ilan edilecek "Özel üretim Alanı" içinde kalacak üreticilerin, sınırlamalar nedeniyle doğabilecek zararları kim tarafından ve nasıl karşılanacak?

7. Yasanın 5. maddesinde belirtilen, teşvik almak için yurt içinde yatırım yapmak koşulunda, yatırımın boyutu ve özellikleri neler olacaktır. Örneğin, tüm aşamalar dışarıda yapıldıktan sonra, yut içinde yalnızca tohumları selektörden geçirmek veya yalnızca depo yapmak teşvik almak için yeterli midir? 

8. Tohum üreticilerinin oluşturduğu alt birlik üyeleri ile üreticiler arasında çıkacak anlaşmazlıklarda, çiftçilerin temsil edilmediği yalnızca Türkiye Tohumcular Birliği Hakem Kurulu‘nun arabuluculuk ve hakemlik yapması ne kadar etiktir? Böyle bir Hakem Kurulu‘nun verdiği kararlar ne kadar inandırıcı olacaktır?

KAYNAKCA

Acar, Z., 1994. Ülkemizde tohumluk sorunu ve çözüm için "apomiksis"den yararlanma olanakları. Standart, yıl: 33, sayı: 386, s: 29-31.

Acar, Z.; İ. Ayan ve C. Gülser, 2001. Some morphological and nutritional properties of legumes under natural conditions. PJBS 4(11):1312-1315.

Ayan, İ.; Z. Acar, H. Mut, Ö. Aşcı ve Ö. Töngel, 2005. Türkiye‘de yembitkileri tohumculuğunun son durumu. Türkiye II. Tohumculuk Kongresi, 9-11 Kasım , 2005, Adana, s: 149-155.  

Davis, P. H., 1970. Flora of Turkey and East Aegean Island, Vol. 3, Edinburg Univ. Press.

Kışlalıoğlu, M. ve F. Berkes, 1992. Biyolojik Çeşitlilik. Türkiye Çevre Vakfı Yay. Ankara.

Şehirali, S., 2002. Tohumluk ve Teknolojisi. Fakülteler Matbaası, İstanbul.

Okunma Sayısı: 2395