PİRANA BALIĞI KONUSUNDA DEĞERLENDİRME RAPORU

GENEL MERKEZ
22.02.2017 (Son Güncelleme: 28.02.2018 12:17:20)

SEYHAN BARAJ GÖLÜNDE GÖRÜLEN  PİRANA BALIĞI KONUSUNDA BİR DEĞERLENDİRME RAPORU

 

HAZIRLAYAN:Prof. Dr. Mahmut YANAR, Çukurova Üniversitesi,Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi, EKİM / 2016

Mevcut  Durum ve Pirana`nın Özellikleri

Adana Seyhan  Baraj Gölü, Karaömerli köyü kıyılarında balıkçılar tarafından yakalanan ve Pirana olduğu söylenen balık,  tarafımızdan yapılan incelemede, Pirana ailesinden (Characidae) kırmız karınlı Pirana (Serrasalmus nattereri veya sinonimi; Pygocentrus nattereri) olduğu tespit edilmiştir (Şekil 1). Pirana`nın en saldırgan ve yırtıcı türlerindendir. Tropik, yani sıcak iklim balığıdır. Ülkemizin doğal sularında bulunmamaktadır. Orta ve Güney Amerika, özellikle Amazon nehri ve kolları doğal yaşam alanlarıdır. Boyları 30-35 cm`e kadar çıkabilir. Etçil bir balıktır. Kan kokusuna hassastırlar. Suda kendisinden çok daha büyük hayvanlara sürüler halinde saldırıp, keskin dişleri ve güçlü çeneleri sayesinde (Şekil 2) etinden parçalar kopartarak yerler. Bu yırtıcı ve saldırgan özellikleri nedeniyle akvaryum meraklılarının ilgisini çekmiştir. Seyhan baraj gölüne ne zaman, hangi yollarla ve kaç adet girdiği kesin belli değildir. 

Gölde Yaşama ve Populasyon Oluşturabilme Potansiyeli

Pirana`nın göle nasıl bulaştığı kesin olarak bilinmemektedir. Bir akvaryum meraklısı tarafından bırakılmış olabileceği olasılıklar arasındadır. Diğer bir olasılık ise, gölde kışın alabalık yetiştiriciliği yapılan kafeslerin yazın atıl kalmaması amacıyla buralarda akvaryum balığı yetiştiriciliği yapılması ve Pirana`ların bir şekilde bu kafeslerden kaçarak göle bulaşmalarıdır. Ancak göle ne zaman ve kaç adet girdiği bilinmemektedir. Pirana pahalı balık olduğu için, bir akvaryum meraklısı tarafından göle çok sayıda bırakılmış olabileceği küçük bir olasılıktır. Dolayısıyla az sayıdaki balığın üremesi ve populasyon oluşturma potansiyeli düşük gözükmektedir. Ancak balıklar kafesten kaçmış ise, düşük sıcaklık bariyerini aşması durumunda populasyon oluşturma şansları vardır. Yakalanan balığın 12 cm boyunda 80 g ağırlığında olduğu göz önüne alınırsa,  büyük olasılıkla bu yıl içinde (2016) ve yaz mevsiminin erken aylarında göle bırakılmış veya kaçmış olabileceği yüksek olasılıktır. Zira daha önceki yıllarda bırakılmış olsaydı boy ve ağırlığının daha büyük olması gerekirdi. Dolayısıyla balığın gölde kışı atlatmış olma olasılığı bu bağlamda düşük gözükmektedir.   

Balıkların yaşaması ve üremesinde en önemli ekolojik faktör sıcaklıktır. Pirana`nın doğal yaşam alanları tropik amazon nehri ve kollarıdır. Dolayısıyla doğaları gereği düşük su sıcaklığına karşı toleransları düşüktür. Diğer tropik türler gibi 13-14 °C su sıcaklığı, dayanacağı en düşük sıcaklık olarak bilinir. Seyhan baraj gölünde yılın en soğuk ayında (Şubat) su sıcaklığı ortalamasının 10 °C`ye kadar düşmesi Pirana`nın gölde tutunmasını engelleyen veya zorlayan en önemli bariyerdir. Diğer taraftan pH isteklerinin (6.5-7) düşük olması da diğer sınırlayıcı bir etmendir. Ancak burada en belirleyici etmen sıcaklıktır. Bu nedenle Pirana`nın düşük su sıcaklığı bariyeri nedeniyle gölde kışı atlatıp üremesi ve populasyon oluşturabilme potansiyeli zor gözükmekle birlikte, gölün derin bölgeleri veya bir şekilde soğuktan korunaklı veya ılıman su kaynaklarının veya sızıntıların olduğu lokasyonlarda, zayıf ta olsa yaşama şansı bulabilir. Gölde 1999 yılında Doç.Dr.Fatma ÇEVİK tarafından yapılan doktora çalışmasında, yılın en soğuk ayında (Şubat) bir istasyonda su sıcaklığı 11,25 °C olarak, DSİ tarafından ise 10.3 °C olarak ölçülmüştür. Ancak daha sonraki yıllarda Seyhan baraj gölünün berisine yapılan Çatalan barajı gölün kar suları tarafından doğrudan etkilenmesini kırdığı için göl eskiye oranla nispeten daha ılımanlaşmıştır. Nitekim henüz yayınlanmayan bir araştırmanın verilerine göre, Şubat ayında bazı lokasyonlarda su sıcaklığı 12°C ölçülmüştür. Dolayısıyla kışın ölçülen bu sıcaklık değerleri, Pirana`nın düşük sıcaklık tolerans değerlerine yakındır. Sonuç olarak Pirana`nın Seyhan baraj gölünde,  düşük su sıcaklığı muhalefeti nedeniyle her ne kadar kışı atlatabilme şansı düşük gibi görünse de, Çukurova`nın subtropikal ve Türkiye`nin en ılıman bölgesi olması göz önüne alınırsa, bu balığın gölde bazı ılıman lokasyonlar bulup düşük sıcaklık bariyerini aşabileceği göz ardı edilmemelidir. Wayne ve ark (2011), kırmız karınlı Pirana`nın düşük sıcaklık toleransının (CTMin) 10.5°C olduğu, bu veriye dayanarak, Çukurova gibi aynı enlemde yer alan ve dolayısıyla aynı iklim özelliği gösteren ABD`nin güney bölgesinde bulunan 9 gölde bu balığın kışı atlatabilme potansiyeli olduğunu  ifade etmişlerdir. Bazı tropik egzotik balıkların Çukurova bölgesi su havzalarında tutunmayı başardığı ve populasyon oluşturduğuna ait örnekler de bu konudaki kaygıları arttırmaktadır. Tilapia, Oreochromis niloticus (Şekil 3), Pirana gibi tropik bir türdür. Pek çok defa Seyhan baraj gölüne bulaşmış ve çok sayıda yakalanmıştır. Ancak bu balık kışın düşük su sıcaklığı muhalefeti nedeniyle gölde tutunamamış, fakat Seyhan ırmağında tutunmayı başarmıştır. Tilapia Seyhan ırmağının bazı ılıman noktalarında ve bazı toprak su kanallarında kışı atlatarak buralarda üreme şansını bulmuş ve doğal populasyonlar oluşturarak bölgenin balık portföyüne girmiştir.  Keza bu tür Köyceğiz gölünde de düşük sıcaklık bariyerini aşarak popülasyon oluşturmayı başarmıştır. Egzotik tropik bir balık olan sivrisinek balığı, Gambusia affinis (Şekil 4) de Seyhan baraj gölü ve Çukurova`nın diğer su havzalarında tutunarak geniş popülasyonlar oluşturmuştur. Bir akvaryum balığı olan vatoz balığının, Hypostomus plecostomoz (Şekil 5), son zamanlarda Seyhan Baraj gölünde yaşadığı saptanmıştır. Ancak populasyon oluşturduğu henüz bilinmemektedir. Başka bir örnek te altın balık (Carassius auratus)`tır (Şekil 6).   Subtropikal olan bu tür ülkemizin pek çok su havzalarına girerek büyük popülasyonlar oluşturmuştur.  

İnsan Sağlığı ve Göl Ekosistemi İçin Olası Tehlikeleri 

Egzotik, yani başka habitatlardan gelen yabancı türler, yerleştikleri bölgede ciddi ekolojik felaketlere neden olabilirler. Yeni bölgesinde düşmanı az veya hiç olmaması durumunda, av avcı rekabetinde üstünlük elde ederek bazı türlerin yok olması ve kendinin de hakim tür olma riski vardır. Yukarıda da değinildiği üzere, ülkemizin göl ve akarsularına bulaşan ve geniş popülasyonlar oluşturan Tilapia, Gambusia ve Carassius gibi egzotik türler,  su havzalarımızın ekolojisine ciddi zararlar verdiği gibi, ekonomik değeri düşük olmaları dolayısıyla da balıkçılık açısından buraların ekonomikliliğini düşürmüşlerdir. Bunlar artık misafir/mülteci değil, ev sahiplerinden olmuşlardır. Pirana ise bu balıklardan farklı olarak, insan sağlığı ve su havzalarının ekolojisi açısından riski daha yüksek bir balık türüdür. Sürü halde hareket etmeleri ve saldırdıkları hayvanları güçlü çeneleri ve keskin dişleri sayesinde yaralamaları ve et kopartmaları göldeki insan için bir tehlike arzetmektedir. Bazı filmlerde bu yönleri her ne kadar abartılı olarak sunulsa da, tamamen gerçek dışı değildir. Diğer yandan, su havzaları için ekolojik riskleri yüksektir. Tropik bölgede pek çok düşmanı olan bu balığın, mevcut özellikleriyle nedeniyle Çukurova bölgesinde yüksek olasılıkla düşmanları az veya hiç olmayacaktır. Göldeki düşük sıcaklık bariyerini aşarsa, diğer balıklarla av ve avcı rekabetinde üstünlük elde ederek işgalci tür konumuna, yani bölgede hakim balık konumuna gelebilir. Göl veya akarsuların balık profilini değiştirebilir. Bu profil bazı balıkların lehine bazılarının ise aleyhine gelişebilir. Göldeki bazı balık türlerinin yok olması ihtimal dahilindedir. Egzotik türlerin bir diğer riski de, yerleştikleri bölge türlerine taşıdıkları hastalık etmenleridir. Kendileri orijinal habitatlarında bu hastalık etmenleriyle uzun süre birlikte oldukları için immün sistemleri gelişmiş ve buna göre evrimleşmişlerdir. Oysa egzotik türlere maruz kalan yerli türler, egzotik türlerin taşıdıkları hastalık etmenleri karşısında savunmasızdırlar. Bunlar insan için de geçerlidir. Buna en çarpıcı örnek, Amerika anakarasının Egzotik Avrupalılar tarafından işgalidir. Amerika anakarası 1492 yılında İspanyollar tarafından işgal edildiğinde kıtanın nüfusu 20 milyondu. Avrupalıların yerlilere bulaştırdığı veba ve kızamık gibi pek çok salgın hastalıklar nedeniyle kitlesel halde ölümler olmuş ve kıta nüfusu %90 azalarak 2 milyona düşmüştür.     

Alınması Gereken Önlemler Konusunda Öneriler 

 Ülkemize her yıl Singapur, Tayland, Malezya ve Suriye`den 200 türü aşkın 30-35 milyon adet akvaryum balığı ithalatı yapılmaktadır. Bu kadar çok sayıda balığın gümrük kapılarında denetlenmesinin gerekli donanıma sahip meslekten kişiler tarafından yapılıyor olması son derece önemlidir.  Ülkeye giren her yabancı canlı türü bölge için potansiyel bir ekolojik tehlike oluşturacağı için, ithal balıkların gerek gümrük kapılarında gerekse akvaryum balığı satış noktalarında sıkı bir şekilde denetlenmelidir. Özellikle Pirana gibi yırtıcı balıklar için bu daha da önemelidir. Adana İl tarım müdürlüğünden aldığımız bilgiye göre Pirana`nın ülkeye girişi ve ithalatı yasaktır. Ancak bu balığı Türkiye`nin pek çok akvaryum balığı satış noktalarında bulmak ve satın almak kolaylıkla mümkündür.  Bu balıkların ithalatı yasak olmasına rağmen, ülkede satılıyor olması, gümrük kapılarında denetimin yeteri kadar yapılmadığını göstermektedir. Gümrük kapılarında ve akvaryumcularda balıkların denetlenmesi yasa gereği veteriner hekimler tarafından yapılmaktadır. Veteriner hekimler balık türlerinin özellikleri ve teşhisleri  konusunda her hangi bir formasyon almadıklarından, gümrük kapılarında listede ibraz edilen balık türü ile kolideki balık türünü gereği gibi eşleştirip kontrol etmeleri mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla işin niteliğine uygun meslek grubunun doğru seçilememesinden kaynaklanan bilgi eksikliği nedeniyle gümrük kapılarımızdan pek çok balığın denetimsiz geçme potansiyeli yüksektir.  Bir balık türü bir su ortamına girip, populasyon oluşturduktan sonra artık onu oradan çıkarmak neredeyse olanaksızdır. Bu nedenle en rasyonel çözüm, bunların gümrük kapılarında uygun meslek grubu tarafından gereği gibi denetlenmesidir.  Bu iş için de en uygun meslek grubu, su ürünleri konusunda ayrıntılı eğitim alan su ürünleri mühendisleridir. Alınacak önlemler konusundaki öneriler aşağıda maddeler halinde özetlenmiştir:

1. Gerek gümrük kapılarında gerekse akvaryum satış noktalarında ülkeye girişi yapılan balıkların denetimleri gerekli donanıma sahip uygun meslekler tarafından yapılıyor olması gerekir. Bilgi yersizliği nedeniyle doğru tür teşhisi yapılamayan ve bu nedenle ülkeye sokulan bir balık, ekolojik felaketlere neden olabilir. Özellikle Pirana gibi yırtıcı ve işgalci balıklar için bu daha da önemelidir. Nitekim bu türün ülkeye girişi yasak olmasına rağmen, doğru tür teşhisi yapılamamasından dolayı gözden kaçmış ve ülkeye girmiş, akvaryum satış noktalarında ise denetimden sorumlu veteriner hekimler tarafından da fark edilememiştir. Bu balıklar halen akvaryum satış noktalarında alım ve satımı yapılmaktadır. Bu balıkların ülke içine girmesinin denetlenebilmesi için bakanlık düzeyinde mevzuatta iki önemli değişikliğe gidilmesinde yarar vardır.  

a) Gümrük kapılarında ülkeye girişi yapılan balıkların denetimlerinin veteriner hekimler yerine, su ürünleri ve balık türlerinin teşhisi konusunda ayrıntılı formasyona sahip su ürünleri mühendisleri tarafından yapılması gerekir. Ayrıca yurt dışından akvaryum balık ithalatı yapılırken, ithalatın yapıldığı ülkelerden veteriner hekim onayı istenmesi yerine, o ülkelerdeki su ürünleri mühendisleri veya bu mesleğe denk düşen balıkçılık biyologlarının onayının istenmesi gerekir.        

b) Tüm akvaryum balığı satış noktalarında balıkların denetimleri veteriner hekimler tarafından yapılmaktadır. Bu denetimlerin su ürünleri konusunda her hangi bir formasyon almamış veteriner hekimler tarafından yapılıyor olması,  son derece yararsız bir uygulamadır. Akvaryumcuların denetlenmesinin, balık sistematiği ve balık biyolojisi, akvaryum balıkları bakımı ve beslenmesi, balık sağlığı ve hastalıkları gibi konularda pek çok ders almış olan su ürünleri mühendisleri tarafından yapılması doğru tercih olacaktır.     

2. DSİ ve Tarım il müdürlüğü tarafından göl Pirana bakımından izlenmeli,  bölgedeki balıkçılarla temasa geçip Pirana`ların varlığı tespit edilmelidir. Gölde yakalanan balıkların yakalandığı mevsim, balığın büyüklüğü ve sayısı gibi elde edilecek veriler, bu konuda yapılacak değerlendirmelere yön verecektir. Bu çalışmalara su ürünleri fakültesi de akademik yönden destek verebilir.   

3. Göllerde kafeslerde yapılan balık yetiştiriciliği iyi denetlenmeli, izin alınmadan yapılacak tür  değişikliği, özellikle egzotik tür değişiklikleri kontrol edilmelidir.  

4. Gölün balıkçılık açısından değerlendirilmesi DSİ tarafından yapılmaktadır. Dolayısıyla ilgili kurum tarafından gölün özellikle kış aylarındaki sıcaklık ölçümleri yeni verilerle güncellenmelidir. Bu çalışmalara fakültemiz de akademik destek verebilir.     

5. Balıkların sıcaklık toleransının belirlenmesinde önemli bir veri olan CTmin ve CTmax değerlerinin tespit edilmesi, Pirana`nın kışın gölde düşük sıcaklık bariyerini aşıp aşamayacağı konusunda önemli bir ip ucu verecektir. Uluslararası standart bir protokol olan bu parametrenin fakültemiz tarafından yapılması mümkündür.

 

 

 Şekil 1 :Seyhan baraj gölünde yakalanan kırmızı karınlı Pirana (Serrasalmus nattereri)`nın genel görünümü (Orijinal) 

 

 Şekil 2 Seyhan baraj gölünde yakalanan kırmızı karınlı  Pirana (Serrasalmus nattereri )`nın çene ve diş yapısı (Orijinal)

 

 

 Şekil 2 

  

 Şekil 3. Seyhan nehri ve Köyceğiz gölüne bulaşmış ve populasyon oluşturmuş tropik bir  Tür olan Tilapia, Oreochromis niloticus (Orijinal)   

 

Şekil 4. Sivrisinekle mücadele amacıyla ülkeye getirilen ve pek çok bölgede populasyon oluşturan tropikal kökenli Sivrisinek balığı, Gambusia affinis (Orijinal)

 

 

Şekil 5. Seyhan baraj gölüne bulaşan ancak populasyon oluşturduğu henüz bilinmeyen tropik bir tür olan vatoz balığı, Hypostomus plecostomoz (Orijinal)

 

 

 Şekil 6. Ülkenin pek çok su havzasına bulaşmış ve populasyon oluşturmuş subtropikal bir tür olan Altın balık, Carassius auratus (Orijinal) 

 

Okunma Sayısı: 3061
Fotoğraf Galerisi