YENİ GÜN GAZETESİ: KAÇIŞI DURDURAMADIK!- 21 ARALIK 2018

KONYA ŞUBE ( )
21.12.2018 (Son Güncelleme: 21.12.2018 17:31:07)

Girdi maliyetlerinden dolayı karlılığı düşünen çiftçi, buğday yerine arpayı tercih etmeye devam ediyor. Bu yıl hububat alanlarında buğday ekili alanlar geçen yıla göre daha da azalmış durumda. Tahminlere göre 7 milyon hektarın altına inen buğday ekim alanı, Türkiye`nin ihtiyacı düşünülürse, sınır değerler olduğu bildiriliyor.
Ekim ayından itibaren yeni sezon ürünlerini eken çiftçi, hububat ürünlerinin çıkışlarını sağlayacak olan yağışları bekliyordu. Bu yağışlar Kasım ayından itibaren gelmeye başlayınca çiftçi rahat bir nefes aldı ve hububat ürünlerinin çıkışları sağlıklı bir şekilde sağlanmış oldu. Ekim-Kasım ayında ortalama 30-40 mm yağış alan Konya Ovası, Aralık ayına da iyi bir yağışla girdi. Aralık ayı başından itibaren aralıklarla gelen yağışlar, Aralık ayının ilk yarısında ortalama 30 mm olarak toprağa düştü. Böylece Ekim-Kasım-Aralık aylarında hububat alanları toplamda ortalama 100 mm`nin üzerinde yağış almış oldu. Bu da hububat ürünleri için yeterli bir miktar olarak görülüyor. Ancak, yeraltı sularının ve barajların beslenmesi için kar yağışı hala umutla bekleniyor. Bunun yanında, geçtiğimiz yıl da büyük bir sorun olarak dile getirilen "Buğdaydan kaçış" konusu, bu yılın da önemli bir sorunu olarak dikkat çekiyor. Geçen yıla göre bu yıl buğday ekim alanlarının daha da azaldığını belirten uzmanlar, bu konuda önlen alınmazsa, stratejik bir ürün olan buğday yetersizliğinin önümüzdeki yıllarda daha büyük sorunları beraberinde getireceğini belirtiyor. 

YAĞIŞ YETERLİ, ÇIKIŞLAR SAĞLANDI

Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Konya Şube Başkanı Prof. Dr. Süleyman Soylu, son yağışların hububat ürünlerine olan etkisini değerlendirdi. Hububat ekim sezonu olan Ekim-Kasım aylarında yağacak yağışın önemine vurgu yapan Soylu, bu yıl bu yağışların yeterli düzeyde yağdığını söyledi. "Ekim`de 30 mm civarında Kasım`da da 40 mm civarında yağış oldu. Aralık ayının ilk yarısında 30 mm`nin üzerinde yağış düştü. Yani Toplamda hububat ekim alanlarının üzerine ortalama 100 mm`nin üzerinde yağış düştü" diyen Soylu, bu yağışların hububat ürünlerinin çıkışı için yeterli olduğunun bilgisini verdi. Yeraltı suları ve barajlardaki doluluğu sağlayacak olan karın da umutla beklendiğini dile getiren Soylu, sözlerine şöyle devam etti, "Geçtiğimiz yıllarda kurak bir kış yaşadığımız için yeraltı suları ciddi manada çekildi. Barajlarda su seviyesi çok düştü. Hem bunların beslenmesi hem de ilkbahar aylarında geçen yılki gibi sıkıntıların yaşanmaması için kar yağışı da gerekiyor. Biliyorsunuz geçen yıl enerji maliyetleri çok arttı. Tarımda da sulamadan dolayı girdi enerjiye harcanıyor. Bu sulama sayısının azalması ve enerji maliyetlerinin düşmesi için yağışlı periyotlar artık çok daha önemli. Ama Kasım-Aralık yağışları çiftçinin yüzünü güldürdü. Geçen yıl da sonbahar yağışları iyiydi. Ama Nisan ayında son 40 yılın en şiddetli kuraklığını yaşadık. O verimliliği olumsuz etkiledi. Yoksa biz 2018`de en yüksek rekolteyi elde edebilirdik. Bu olumsuz durum bizi frenledi. İnşallah bu yıl geçen yılkinden daha iyi bir yıl yaşarız. Bu yağışlar Mart-Nisan-Mayıs aylarında da devam ederse, güzel bir sonuç çıkar.  Ama 2018 yılında kar yağmadığı için şiddetli de kış yaşamadığımız için bitkilere zarar veren böcektir, zararlı hastalıklar çok yoğun gerçekleşti. O yüzden kar hem su kaynaklarını beslemesi, hem de hastalık ve zararlıları önlemesi adına oldukça önemli."

BUĞDAYDAN KAÇIŞ DEVAM EDİYOR 

Soylu ayrıca, buğday ekim alanlarının azalmaya devam ettiğini de söyledi. Buğdayın stratejik bir ürün olduğuna dikkat çeken Soylu, yaptıkları gözlemlere göre bu yıl buğday ekim alanlarının geçen yıla göre daha da azaldığını söyledi. Konuyla ilgili teknik bilgiler veren Soylu, sözlerine şöyle devam etti, "Hububat ekim alanlarında buğdaydan kaçış söz konusu. Bunu Karapınar özelinde değerlendirirsek bu yıl ilk defa Karapınar bölgesinde arpa ekim alanları buğdayı geçmiş durumda. Bu Konya genelinde de böyle. Gezdiğimiz 10 tarladan 6`sı arpa, 3-4`ü buğday çıkıyor. Bunun en önemli sebebi arpada çiftçi daha az masraf yapıyor. 1-2 su az veriyor. Gübreyi daha az atıyor. Bir de arpayı daha erken hasat ediyor, ikinci bir ürün ekme şansı da oluyor. Fiyatı da buğdayla eşitlendi. Arpa fiyatı buğday fiyatının gerisinde olurdu önceden. Ama artık arpayla buğdayın fiyatı eşitlenmiş durumda, hatta arpanın bir adım öne geçtiği durumlar oluyor. Tüm bunları ele aldığımızda, çiftçinin buğdaydan kaçması söz konusu oluyor. Bu durum çiftçinin karlılığı açısından iyi bir durum olarak görülebilir ancak tarım stratejisi açısından sıkıntılı bir durum. 80 milyonu beslemek açısından bizim ülke olarak her yıl en az  19-20 milyon ton buğday üretmemiz lazım. Çünkü kişi başı 200 kg ekmekli buğday, 30 kg makarnalık buğday tüketiyoruz. Bunu karşılamak için en az 7,5-8 milyon hektar alanlık buğday ekim alanı olması gerekiyor. 2018 rakamları henüz açıklanmadı ama bizim tahminimiz 7-7,2 milyon hektar civarında buğday ekim alanı vardı. 2019 yılında bu rakamın 7 milyonun altına gerileyeceğini tahmin ediyoruz. Bu da tam sınır değerler. Böyle devam ederse önümüzdeki yıllarda ekmek fiyatları da yükselebilir. İthalata dayalı bir buğday sistemi içinde kendimizi bulabiliriz. Bu da bizi riske atar." 

BUĞDAY DESTEĞİ ARTIRILMALI

Çiftçiyi yeniden buğdaya yönlendirmek için buğday desteğinin artırılması gerektiğini savunan Soylu, "Biz bu konuda Bakanlığa sürekli raporlar sunuyoruz. Buğdayda kilogram başı verilen desteği 5 kuruştan 10 kuruşa çıkardılar. Ama bu yeterli değil. Bu desteğin en az 25-30 kuruş civarında olması lazım ki hem buğdaya teşvik olsun hem de biliyorsunuz Konya kapalı havzasında su az. Suyu çok tüketen bitkilere yönelme söz konusu. Bunu önlemek için de bizim buğday ekimini yaygınlaştırmamız ve buğdaya verilen desteği artırmamız gerekiyor. Çiftçi bir üründen küstü mü o çiftçiyi 4-5 yıl o ürüne getiremiyorsunuz. O yüzden yol yakınken kesinlikle çiftçiyi buğdayla barıştırmak gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Okunma Sayısı: 43
Fotoğraf Galerisi