İLKSES GAZETESİ:TARIM BİLİMİNDE ZİRAAT MÜHENDİSİ YOK!-02.04.2020

İZMİR ŞUBE
02.04.2020 (Son Güncelleme: 05.04.2020 13:22:57)

Şube II.Başkanımız Sayın Banu Erdal Tarım Bilim Kurulunda ziraat mühendisi olmaması hakkında şube görüşlerimizi İlkses Gazetesinde paylaştı.

Korona salgınına karşı tarımın ciddi risklerle karşı karşıya kaldığını belirten Erdal, salgına karşı kurulan Tarım Bilim Kurulu’nda ziraat mühendislerine yer verilmemesini ise “İçler acısı bir durum” olarak yorumladı.


Türkiye`de sayıları her geçen gün artan koronavirüs vakaları ve Covid-19’a bağlı ölümler, toplumsal hayatı derinden etkilemeye devam ediyor. 65 yaş ve üzeri vatandaşlara getirilen sokağa çıkma yasağının ardından, giderek daha fazla aile eve kapanıyor. İnsanlar bir yandan da temel gıda ihtiyaçlarını karşılamak için marketlere hücum ediyor. Tarım ve hayvancılık sektöründe salgın nedeniyle yaşanabilecek üretim kesintileri ise gıda tedariği açısından tehlike yaratıyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi 2. Başkanı Banu Erdal, tarım ve özellikle de mevsimlik tarım işçilerinin mutlaka çalışması gerektiğini söyledi. Korona salgınından en çok etkilenen sektörlerden bir tanesinin tarım olduğunu belirten Erdal, bakanlığın kurduğu Tarım Bilim Kurulu’nda hiçbir ziraat mühendisine yer verilmemesini ise “İçler acısı olarak” yorumladı

PANSUMAN DEĞİL SÜREKLİ DESTEK
Türkiye’nin son 10 yılda tarımda yanlış politikalar yüzünden ciddi sıkıntılar yaşadığının altını çizen Erdal, Türkiye’nin tarımda kendi kendine yetebilecek bir ülke konumundan çıkartılmaması gerektiğini belirtti. Erdal, “Türkiye, son 10 yılda yürütülen yanlış tarım politikaları yüzünden ithalata bağımlı bir ülke durumuna geldi. Bunu son günlerde yaşadığımız şekerpancarı örneğiyle açıklamak istiyorum. Devlet şekerpancarı fabrikalarının birçoğunu özelleştirip, bir kısmını da kapattı. Yine yanlış politikalar sonucu pancar üretimi azaldı. Şu an şekerin mayasından verdiği alkolle bu dönemde çok ihtiyacımız var. Ancak şekerpancarı fabrikaları kapatıldığı için alkolde gümrük vergisini sıfırlayarak ithal etmeye başladılar. Kısacası yanlış bir tarım politikamız var. Küçük üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Bunun yanı sıra kendi kendine yeten Türkiye’nin bu konumundan çıkartılmaması gerektiğini, tarımın pansuman tedbirlerle değil, sürdürülebilir bir sistem içinde sürekli desteklerle yapılması gerektiğini her platformda dile getiriyoruz” diye konuştu.
GEZİCİ TARIM İŞÇİLERİNE DİKKAT!
Mevsimlik tarım işçilerinin korona salgınıyla karşı karşıya kaldığı riskleri anlatan Erdal, mevsimlik işçileri 3 gruba ayırarak, özellikle yıl boyunca Türkiye’nin bütün bölgelerinde çalışan gezici mevsimlik tarım işçilerinin yaratabileceği tehlikelere dikkat çekti. Erdal, bu grup için mutlaka ciddi tedbirlerin alınması gerektiğini söyledi.  Erdal, “Mevsimlik işçileri 3 gruba ayırıyoruz. Bunlardan birincisi kendi bölgesinde çalışanlar. Burada sorun daha az çünkü, buradaki işçiler çalıştığı bölgenin insanları ve önlemlerini alarak çalışabilirler. İkinci grup, sürekli aynı bölgeye gelen insanlar. Bunların da sağlık kontrollerinin yerinde yapılması gerekiyor. En riskli grup olan gezici grup ise Türkiye’de bölgesel olarak göç eden; Karadeniz, Ege ve Akdeniz gibi bölgeleri gezerek, buralardaki üretilen ürünün dönemine göre tüm yılı tamamlayanlar. Dediğim gibi asıl risk grubunda olan grup budur. Geçici sığınmacı statüsündeki, Suriyeli, Afgan ve İranlı işçiler, düşük ücretli çalıştığı için tarımda daha çok tercih ediliyor. Bu işçilerin kesinlikle sağlık denetimlerinin yapılıp, kayıt altına alınmaları gerekiyor. Öte yandan gezici tarım işçilerinin kontrolü çok çok önemli. Çünkü gezici tarım işçileri bu salgını tüm Türkiye’ye yayabilirler. Gittikleri bölgenin karantinaya alınmasına sebep olabilirler. Bu yüzden mutlaka bunarlın blok olarak geldiği yerlerde kontrollülerinin ve sağlık denetimlerinin yapılması gerekiyor” ifadelerine yer verdi.
HER ŞEYE RAĞMEN ÜRETİM ŞART!
Her şeye rağmen tarım ve özellikle de mevsimlik tarım işçilerinin çalışması gerektiğinin altını çizen Erdal, bunun için sağlıklı ve güvenilir bir alt yapının oluşturulması gerektiğini belirtti. Tarım alanlarının karantinaya alınmadan gerekli sağlık önlemlerinin alınması gerektiğini söyleyen Erdal, dünyada ve AB’de tarımda sürdürebilirlikte işçi sağılığı ve güvenliğine çok önem verildiğini de sözlerine ekledi. Erdal, “Mevsimlik tarım işçilerinin yaşayabileceği ve yaşatabileceği tüm bu risklere rağmen mutlaka çalışmaları gerekiyor. Evet, bu işçiler çalışmalı, üretim devam etmeli. Çünkü bu işçilerin, tarımın yoğun olduğu üretim bölgelerine gelmemesi alandan çekilmesi ayrı bir risk. “Bu işçiler gelmesin, üretim yapmasın” dersek ayağımıza sıkarız. Çünkü dediğim gibi mutlaka ama mutlaka üretim devam etmek zorunda. Tarım işçisi çalışmak, kendi namına üretim yapan küçük çiftçi de üretimini yapmak zorunda. Bu üretimin yanında özellikle bu dönemde çiftçilerimiz desteklenmek zorunda. Bu hastalığın nasıl bulaştığı da belli, alınması gereken önlemleri de belli.  Tarım işçilerimiz, uzmanından eğitimler alarak, şunları yapmayı öğrenecek. Fiziksel mesafeyi koruyacaklar, maskelerini ve eldivenlerini takacaklar. Yani bizim zaten tarımda iş güvenliği için bağrım bağrım bağrındığımız önlemleri uygulayacaklar. Bunlar kayıt altında olacak, bunların sağlık kuruluşlarından kontrolleri, ulaşımları için önlemler alınacak. Bu noktada işverenlere, belediyelere ve en öncellikle bakanlığa büyük görev düşüyor. Mutlaka eğitimlerle bilgilendirmeler yapılacak. Barınma yerleri, yemek alanları büyük bir disiplinle hijyenden geçirilecek. Zaten buralardaki sorunları biliyoruz. Bunlar bu dönemde öncelik verilmesi gereken konular” diye konuştu.
İÇLER ACISI BİR DURUM
Korona salgınından en çok etkilenen sektörlerden bir tanesinin tarım olduğunu belirten Erdal, bakanlığın kurduğu Tarım Bilim Kurulu’nda hiçbir ziraat mühendisine yer verilmemesini “İçler acısı olarak” yorumladı. Erdal, “Genel merkezimizin basına açıkladığı maddeler arasında yer alan tarımda bilim kurulu kurulsun önerisi de vardı. Bakanlık bu önerimizi hayata geçirdi ve bilim kurulunu kurdu. Ancak bu bilim kuruluna bir tek ziraat mühendisine yer verilmedi. Bu da içler acısı bir durum. Ne meslek odalarından ne de üniversitelerden tarım bilim kurulunda ziraat mühendisi yok. Ziraat mühendisinin olmadığı bir tarım olamaz. Yine ziraat mühendisinin dışlandığı bir tarım bilim kurulu da olamaz. Aslında bu da tarımdaki yanlış politikanın devamıdır” dedi.
GENELGELER KAĞIT ÜZERİNDE KALIYOR
Sürekli yayımlanan genelgelerin kağıt üzerinde kaldığını da dile getiren Erdal, “Yaptığımız açıklamalardan sonra bakanlık mevsimlik ve tarım işçileriyle ilgili bir genelge yayımladı. Bu genelgenin uygulanabilirliği kağıt üzerinde kalmamasını çok önemsiyoruz. Çünkü bugüne kadar çiftçilerin durumunun düzeleceğine dair birçok genelge yayımlandı ancak hiçbir şey olmadı. Yine diğer genelgelerde olduğu gibi bu genelgede de tarımda kayıt dışı çalışmayla ile ilgili bir şey yok” diye konuştu.

Okunma Sayısı: 16