15 EKİM DÜNYA KADIN ÇİFTÇİLER GÜNÜ: KADIN EMEĞİ, TARIMIN GELECEĞİ

15 EKİM DÜNYA KADIN ÇİFTÇİLER GÜNÜ: KADIN EMEĞİ, TARIMIN GELECEĞİ
MERKEZ
15.10.2026
 

Kadın çiftçiler; toprağı işleyen, tohumu koruyan, üretimi sürdüren, gıdanın sofralarımıza ulaşmasını sağlayan ve kırsal yaşamın devamlılığında önemli rol üstlenen emekçilerdir. Tarımsal üretimin her aşamasında varlık gösteren kadınlar, emeklerinin karşılığını alma, sosyal güvenceye erişme, karar alma süreçlerine katılma konusunda eşitsizliklerle karşı karşıyadır. Kadınların üretimdeki varlığı ile sahip oldukları ekonomik ve toplumsal haklar arasındaki bu derin uçurum, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nü bir kutlama gününden çok, çözüm bekleyen sorunları hatırlatan bir güne dönüştürmektedir.

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) 2025 yılı işgücü istatistiklerine göre ülkemizde tarım sektöründe 4 milyon 560 bin kişi istihdam edilmektedir. Aynı yıl istihdam edilen kadınların yüzde 18,8’i tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörlerinde çalışmaktadır. Bu veriler, tarımın kadınlar açısından önemli bir istihdam ve geçim alanı olmaya devam ettiğini göstermektedir. İstihdam verileri, kadınların üretime katılımının yanı sıra çalışma koşullarını, gelir düzeylerini ve sosyal güvenceye erişimlerini de dikkate alan bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmelidir.

Tarımsal üretimde çalışan kadınların önemli bir bölümü, aile işletmelerinde ücretsiz aile işçisi olarak çalışmakta; ekimden hasada, hayvan bakımından ürünlerin işlenmesine kadar pek çok işi üstlenmektedir. Bunun yanında ev işleri, çocuk ve yaşlı bakımı ile hane halkının beslenmesine ilişkin sorumluluklar da kadınların omuzlarına yüklenmektedir. Buna karşın bu emeğin önemli bir bölümü bağımsız bir gelir, emeklilik hakkı veya sosyal güvenceye dönüşememektedir.

Kadınların aile işletmelerinde harcadıkları emek çoğu zaman ayrı bir ücretle karşılanmamakta; üretime yaptıkları katkı, ekonomik ve toplumsal değerlendirmelerde yeterince görünür olmamaktadır. Üretici kadınların tarımsal desteklere, finansmana, toprağa, teknolojiye, eğitime ve yayım hizmetlerine erişimde yaşadığı güçlükler de bu eşitsizlikleri derinleştirmektedir. Kadınların üretime katılması tek başına yeterli değildir; üretimden elde edilen gelire, üretim araçlarına ve karar alma süreçlerine eşit koşullarda erişmeleri de sağlanmalıdır.

Uluslararası düzeydeki veriler de benzer bir tabloya işaret etmektedir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) 2023 yılında yayımladığı Tarım-Gıda Sistemlerinde Kadınların Durumu raporuna göre; tarımda ücret karşılığı çalışan kadınlar ,erkeklerin kazandığı her 1 dolar karşılığında ortalama 82 sent kazanmaktadır. Raporda kadınların toprağa erişim, finansman, eğitim ve teknoloji gibi üretim kaynaklarından yararlanma olanaklarında da eşitsizlikler bulunduğu ortaya koyulmaktadır. Bu bulgular, kadınların üretimdeki varlığının eşit haklara ve eşit ekonomik fırsatlara sahip olmadıklarının açık göstergesidir.

Kadın çiftçilerin karşı karşıya kaldığı sorunlar yalnızca ücret ve sosyal güvenceyle sınırlı değildir. Mevsimlik tarım işçiliğinde uzun çalışma saatleri, güvencesiz istihdam, barınma ve sağlık hizmetlerine erişim sorunları kadınların yaşam koşullarını ağırlaştırmaktadır. İklim değişimi, kuraklık, aşırı hava olayları ve üretim kayıpları da geçim kaynakları büyük ölçüde tarıma bağlı olan kırsal haneleri etkilemektedir. Bu koşullarda kadınların üzerindeki üretim ve bakım yükünün artması, mevcut eşitsizlikleri daha da derinleştirmektedir.

Öte yandan kadın çiftçilerin yalnızca sorunlar üzerinden değerlendirilmesi de doğru değildir. Kadınlar, sahip oldukları bilgi ve deneyimle tarımsal üretimin devamlılığına, yerel tohumların ve tarımsal biyoçeşitliliğin korunmasına, gıda güvencesi ve yeterliliği ile kırsal kalkınmaya önemli katkılar sunmaktadır. Kadınların bilgiye, örgütlenme olanaklarına ve üretim kaynaklarına eşit erişimi; yalnızca kadınların ekonomik bağımsızlığını değil, tarımsal üretimin verimliliğini de güçlendirecektir.

Kadınların tarımsal üretimdeki emeği görünür ve kayıtlı hâle getirilmeli; ücretsiz aile işçiliği sorunu çözülmeli, sosyal güvenlik ve emeklilik haklarına kavuşmaları sağlanmalıdır. Kadın üreticilerin arazi ve mülkiyet haklarından, tarımsal desteklerden, uygun koşullu finansmandan, eğitim ve danışmanlık hizmetlerinden eşit biçimde yararlanması sağlanmalıdır. Önemli ölçüde kadınlardan oluşan mevsimlik tarım işçilerinin insana yakışır çalışma ve yaşam koşullarına kavuşması için etkili önlemler alınmalı, baskı ve kötü muamele cezalandırılmalıdır. Kadın çiftçilerin kooperatiflerde, üretici örgütlerinde ve tarımsal karar alma mekanizmalarında etkin biçimde yer almasının önü açılmalıdır.

Tarımsal üretimin geleceği, üreticilerin emeğinin korunmasına ve kırsal yaşamın geliştirilmesine bağlıdır. Kadınların emeğini görünmez kılan, haklara erişimde eşitsizlikleri sürdüren ve üreticilerin yaşam koşullarını iyileştirmeyen politikalarla güçlü bir tarım yapısının kurulması mümkün değildir. Kadın çiftçilerin güçlendirilmesi; gıda güvencesinin ve yeterliliğinin, gıda egemenliğinin, kırsal kalkınmanın ve toplumsal refahın temel koşullarından biridir.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak, tarımsal üretimin her aşamasında emeği bulunan kadın çiftçilerin karşı karşıya kaldığı eşitsizliklerin giderilmesini; emeklerinin karşılığını alabildikleri, sosyal güvenceye sahip oldukları ve karar alma süreçlerinde etkin biçimde yer alabildikleri bir tarımsal üretim yapısının oluşturulmasının takipçisi olmaya devam edeceğiz, Kadın çiftçilerin 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nü, kutluyoruz.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası

Okunma Sayısı: 23
Fotoğraf Galerisi