BASIN AÇIKLAMASI : MADENCİLİK FAALİYETLERİ BİLİMLE, MÜHENDİSLİKLE VE KAMU YARARI GÖZETİLEREK YÜRÜTÜLMELİDİR.
Bileşeni olduğumuz TMMOB Bursa İKK tarafından 04 Şubat 2026 tarihinde Bursa ili Yenişehir ilçesi Kirazlıyayla Mahallesi’nde, MEYRA MÜHENDİSLİK PROJE VE MADENCİLİK SAN. VE TİC. A.Ş. tarafından işletilen “İR.200610145 Nolu Kurşun-Çinko-Bakır Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi”ne ait atık depolama alanında meydana gelen çökme ile ilgili basın açıklaması yapıldı. Açıklamayı TMMOB Bursa İl Koordinasyon Kurulu Sekreteri Murat KORKUT okudu. Düzenlenen basın açıklamasına Şubemizi temsilen Şube 2. Başkanımız Fikret GİZİR katıldı.
BASINA VE KAMUOYUNA
27 Ocak 2026 tarihinde Bursa ili Yenişehir ilçesi Kirazlıyayla Mahallesi’nde, MEYRA MÜHENDİSLİK PROJE VE MADENCİLİK SAN. VE TİC. A.Ş. tarafından işletilen “İR.200610145 Nolu Kurşun-Çinko-Bakır Ocağı ve Zenginleştirme Tesisi”ne ait atık depolama alanında meydana gelen çökme, yalnızca bir “iş kazası” değil; açıkça bir çevre felaketidir. Bu olay; doğayı, su kaynaklarını, tarım alanlarını ve bölge halkının sağlığını doğrudan tehdit etmektedir. Yaşanan felaket, madencilik faaliyetlerinde bilimsel ilkelere, mühendislik esaslarına ve mevzuata uyulmadığında nasıl ağır sonuçlar doğurabileceğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. TMMOB BURSA İl Koordinasyon Kurulu ve Bursa Akademik Odalar Birliği olarak soruyoruz: Bu felaket gerçekten “öngörülemez” midir, yoksa göz göre göre mi gelmiştir?
Mevcut ÇED raporları incelendiğinde; faaliyet alanında heyelan riski bulunduğu, iklim değişikliği kaynaklı aşırı yağışların etkili olabileceği, atığın yüksek kil içeriği nedeniyle kuru depolamanın uygun olmadığı ve özel mühendislik çalışmaları yapılması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Buna rağmen; Gerekli jeoteknik ve duraylılık analizleri yapılmış mıdır? Bakanlıkların talep ettiği su yapıları mühendisliği çalışmaları zamanında gerçekleştirilmiş midir? Yapılmadıysa neden faaliyete izin verilmiştir? Denetim mekanizmaları neden işlememiştir?
Sahada yaptığımız incelemelerde; Nihai ÇED raporunda “akar dere yoktur” denilmesine rağmen Sarıyar Deresi’nin bulunduğu, Çöken atıkların bu dereye karıştığı, Dere yatağının toprakla kapatılmaya çalışıldığı ancak kirli suyun akışının devam ettiği, Ağır metal içeren atıkların toprağa ve suya yayıldığı, açıkça gözlemlenmiştir. Bu durum yalnızca bugünü değil, önümüzdeki yılları da tehdit eden kalıcı bir kirlilik riski yaratmaktadır.
Buradan yetkili kurumlara açıkça soruyoruz: Toprakta, yüzey sularında ve yeraltı sularında ağır metal analizleri yapılmış mıdır? Numuneler nerelerden, hangi sıklıkla alınmıştır? Sonuçlar neden kamuoyuyla paylaşılmamaktadır? Barçın Köyü içme suyu kaynakları etkilenmiş midir? Tesiste kullanılan flotasyon kimyasallarına su ortamında rastlanmış mıdır? Ayrıca; Tesisin depoladığı atık miktarı ÇED’de taahhüt edilen sınırları aşmış mıdır? Çöken barajdan çevreye yayılan atığın miktarı nedir? Proje kontrol ve denetim firmaları görevlerini yerine getirmiş midir? Bu firmalar ve yetkililer hakkında herhangi bir idari işlem başlatılmış mıdır?
Bu soruların tamamı, halk sağlığı açısından hayati öneme sahiptir ve derhal, açık, şeffaf ve belgeleriyle birlikte yanıtlanmalıdır.
Bir kez daha vurguluyoruz: Doğa kendini savunamaz. Suyu, toprağı, havayı savunmak hepimizin sorumluluğudur. Madencilik faaliyetleri kâr hırsıyla değil, bilimle, mühendislikle ve kamu yararı gözetilerek yürütülmelidir. Denetimsizliğin bedelini ne doğa ne de halk ödemek zorunda değildir. TMMOB BURSA İl Koordinasyon Kurulu ve Bursa Akademik Odalar Birliği olarak; Bu sürecin sonuna kadar takipçisi olacağımızı, Sorumlular ortaya çıkarılana ve hesap verene kadar mücadeleden vazgeçmeyeceğimizi, Kamuoyunu düzenli olarak bilgilendireceğimizi, kamuoyuna saygıyla duyururuz.
TMMOB BURSA İL KOORDİNASYON KURULU
BURSA AKADEMİK ODALAR BİRLİĞİ
