BASIN AÇIKLAMASI: MİLLÎ PARKLAR KAMUSAL VARLIKTIR; SERMAYEYE TESLİM EDİLEMEZ!

BASIN AÇIKLAMASI: MİLLÎ PARKLAR KAMUSAL VARLIKTIR; SERMAYEYE TESLİM EDİLEMEZ!
BURSA
06.03.2026
 

Bileşeni olduğumuz Bursa İl Koordinasyon Kurulu tarafından 06 Mart 2026 tarihinde BAOB Özgürlük Meydanında TBMM gündeminde bulunan Milli Parklar Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”ne karşı basın açıklaması düzenlendi.

Basın metnini TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şube Yönetim Kurulu II. Başkanımız Fikret GİZİR okudu.

Açıklama şöyle;

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde görüşülmekte olan Milli Parklar Kanunu’nda değişiklik öngören teklifle Milli Parklar korunmak yerine sermayeye yeni yatırım alanları için açılmaktadır. Kapitalizmin azgın kar ve sömürü hırsı insanların doğal yaşamla bağını kopartıp, üreten ve ekolojiyi koruyan özneler olmaktan çıkmalarına ve sadece tüketici olmalarına yol açmaktadır. Sermayenin dünyada bugüne kadarki ekolojik ve toplumsal tahribatı ülkemizde de son yıllarda iktidarın eliyle hız kesmeden devam etmektedir. Meclise getirilen 2873 Sayılı Milli Parklar Yasası da maalesef bu kar hırsı ve doğanın talanına yol açan yeni bir düzenleme olacaktır.

Teklifle birlikte milli park, tabiat parkı ve tabiatı koruma alanlarında; ulaşım, enerji iletim hatları, altyapı tesisleri ve çeşitli yapıların yapılmasına izin verilebilmekte, hatta bu alanların yönetimi özel şirketlere devredilebilmektedir. Milli parkların turistik tesislere öncelikle 49 yıl başarılı olması halinde 99 yıla kadar özel şirketlerce işletilmesine olanak sağlanacaktır. Korunan alanlar, doğal varlıkların yalnızca mevcut kuşak için değil, gelecek kuşaklar adına da güvence altına alındığı kamusal emanet alanlarıdır. Bu alanların hukuki dayanağını oluşturan 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu, biyolojik çeşitliliğin korunmasını, ekosistem bütünlüğünün sürdürülmesini ve doğal süreçlerin devamlılığını temel amaç olarak tanımlamaktadır. Anayasamızın 63. maddesi tabiat varlıklarının korunmasını devletin görevi olarak tanımlar, 168. Maddesi doğal varlıkların kamu mülkiyetinde olduğunu ve kamu yararı dışında kullanılamayacağını açıkça belirtir, 169. Maddesi de devlet ormanlarının ve korunan alanların devletçe yönetilmesini ve işletilmesini zorunlu kılar. Bu bağlamda Anayasamız korumacı bir yaklaşımla ormanları, milli parkları güvence altına almıştır. Teklif, bu hükümleri fiilen hükümsüz kılmakta, kamusal mülkiyet altındaki doğal varlıkların özel şirketlere tahsisine kapı aralamaktadır.

Teklifle birlikte milli parklara bugüne göre çok daha fazla ziyaretçinin girişi yani daha fazla turistin gelmesi öngörülmektedir. Ziyaretçi yoğunluğu, rekreasyon türleri, tesisleşme biçimleri ve altyapı kararları ekonomik talepler doğrultusunda değil; habitat hassasiyeti, tür popülasyon dinamikleri ve ekosistem dayanıklılığı dikkate alınarak belirlenmelidir.

Teklifte yapılması planlana değişiklik ile milli parklarda av ve yaban hayatının korunması, yönetimi ve işlettirilmesi özel şirketler tarafından gerçekleştirilebilecektir. Mevcut durumda Bakanlık tarafından av izinleri verilmektedir. Uluslararası bir turizm faaliyetine dönüştürülmüş ve kontrolü Bakanlık tarafından sağlanmasına rağmen onlarca sorun yaşanmakta ve kabul edilemezdir. Değişiklik nesli tehlike altında olan türleri,yaban hayatı koridorlarını, ekosistem bütünlüğünü ciddi risk altına sokmaktadır.Yaban hayatının korunmasına ilişkin düzenlemelerde sürdürülebilirlik ilkesi, türleri ekonomik kaynak olarak değil, ekosistemin vazgeçilmez bileşenleri olarak ele almayı gerektirir. Av kotası ve kullanım kararları; bilimsel popülasyon verilerine, genetik çeşitlilik kriterlerine ve ekosistem işlevlerine dayanmalı; kamu yararı kavramı ekonomik getiri üzerinden değil biyolojik çeşitliliğin sürekliliği üzerinden tanımlanmalıdır.

Milli parklarımız yalnızca doğal alanlar değil; kentler ve toplum için yaşamsal öneme sahip "nefes alanlarıdır." İklim kriziyle mücadele edilen günümüzde, milli parklar ve tüm korunan alanlar hiçbir koşulda zayıflatılmaması gereken ekolojik güvence alanlarıdır. Kısa vadeli ekonomik ya da sektörel gerekçelerle bu alanların tahrip edilmesi, yalnızca doğaya değil, insan yaşamına ve geleceğe yönelik ciddi bir risk oluşturmaktadır.

Bu nedenle milli parklar; yatırım, yapılaşma veya yoğun kullanım baskısı altında değerlendirilecek alanlar değil, iklim dirençli yaşamın temel altyapısı olarak korunması gereken stratejik doğal varlıklar olarak görülmelidir. Doğanın korunması; aynı zamanda afet risklerinin azaltılması, su güvenliğinin sağlanması, gıda sistemlerinin sürdürülebilirliği ve toplum sağlığının korunması anlamına gelmektedir. Korunan alanların zayıflatılması değil, bilimsel yöntemlerle güçlendirilmesi, genişletilmesi ve etkin biçimde yönetilmesi gerekmektedir.

Teklif bütünüyle geleceği tehdit etmektedir. Doğal hayatın yaşam hakkı üzerinde insanoğlunun bakış açısıyla kar hırsı öne çıkmaktadır. Teklif derhal geri çekilmelidir.

Önerilerimiz;

  • Halen yapılan turizm avcılığı iptal edilmeli, kaçak avcılıkla mücadele için caydırıcı ve önleyici tedbirler alınmalı, cezalar artırılmalıdır.
  • Bakanlık bünyesinde konu uzmanı Orman Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji Mühendisi, Peyzaj Mimarı, Veteriner Hekim, Biyolog, Ekolog, Av ve Yaban Hayatı Koruma görevlisi sayısı artırılmalıdır.
  • Bilimsel yönetim planları oluşturulmalıdır.
  • Anayasa ve ilgili kanunla var olan koruma statüleri geliştirilerek artırılmalıdır.
  • Yerel yönetimlerle işbirliği geliştirilmelidir.
  • Bölgesel politikaların geliştirilmesinde üniversitelerin ilgili bölümleriyle ortak projeler üretilmelidir.
  • Toplumun milli parklar ve yaban hayatı ile ilgili bilinçlendirici eğitim programları düzenlenmeli, reklam postları hazırlanmalıdır.

Söz konusu değişiklik, yıllardır alıştırılmaya çalışıldığımız kamunun ortak üretiminin, kamuya ve halka ait olanın sadece bir rant kaynağı olarak görülmesi anlayışının uzantısından başka bir şey değildir. Milli parklar ağacıyla, suyu ve toprağıyla, yaban hayatıyla, kültürel mirasıyla gelecek kuşaklara devredilmesi gereken ortak yaşam alanlarımızdır. Bu alanların ticarileştirilmesi, parçalanması veya özel şirketlere devredilmesi kabul edilemez. Bizler buradan bir kez daha ülkemizin doğal varlıklarını koruma sorumluluğumuzu kararlılıkla sürdüreceğimizi ekolojik yaşam hakkı mücadelemizden vazgeçmeyeceğimizi açık ve net bir şekilde beyan ediyor.

Kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

TMMOB BURSA İKK

BURSA TABİP ODASI

BURSA BAROSU

BURSA VETERİNER HEKİMLER ODASI

TARIM ORKAM-SEN BURSA ŞUBESİ

TÜRKİYE ORMANCILAR DERNEĞİ

DOĞADER

BURSA KENT KONSEYİ

NİLÜFER KENT KONSEYİ

 

 

 

Okunma Sayısı: 20
Fotoğraf Galerisi