BİRGÜN GAZETESİ: ÜRETİM DÜŞÜYOR, DIŞA BAĞIMLILIK ARTIYOR- 27 ARALIK 2025

BİRGÜN GAZETESİ: ÜRETİM DÜŞÜYOR, DIŞA BAĞIMLILIK ARTIYOR- 27 ARALIK 2025
MERKEZ
29.12.2025

TÜİK’in 2025 Bitkisel Üretim İstatistikleri’ne göre tahıldan meyveye, sebzeye kadar üretim hemen her alanda geriledi. Ortaya çıkan tablo ise AKP iktidarının sürdürdüğü neoliberal tarım politikalarının bilinçli bir sonucu olarak değerlendirildi. Artan yoksulluk ve derinleşen ekonomik kriz, halkın üretim kapasitesini doğrudan vuruyor.

 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan 2025 yılı Bitkisel Üretim İstatistikleri, tarımda üretimin sistemli biçimde tasfiye edildiğini gözler önüne serdi. Bir önceki yıla göre bitkisel üretimde yaşanan düşüş, tarımda yaşanan krizin geçici olmadığını ortaya koydu.

Artan yoksulluk ve ekonomik kriz, halkın üretim gücünü doğrudan etkilerken; tarımda yaşanan bu çöküş, iktidarın bilinçli tercihleriyle derinleşti.

Üretimin düşmesinin yanı sıra üretici daha fazla yoksullaşırken dışa bağımlılık arttı. Gıda fiyatları yükselmeye devam ederken bedeli üretimden gün geçtikçe kopan çiftçi ve alım gücü eriyen halk ödüyor.
BİTKİSEL ÜRETİMDE GENEL GERİLEME

TÜİK verilerine göre 2025 yılında tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 9,0, sebzelerde yüzde 0,9, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise yüzde 30,9 oranında azaldı.

Bu düşüşle birlikte yaklaşık üretim miktarları; tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 68,1 milyon ton, sebzelerde 33,3 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise 19,6 milyon ton olarak gerçekleşti.

MEYVEDE BÜYÜK ÇÖKÜŞ

En sert düşüş meyve grubunda yaşandı. Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretimi 2025 yılında yüzde 30,9 azalarak 19,6 milyon tona geriledi.
Meyveler grubunda;
• Kayısıda yüzde 73,9,
• Elmada yüzde 48,3,
• Şeftalide yüzde 46,1,
• Nektarinde yüzde 44,1,
• Kirazda yüzde 70,6,
• Üzümde yüzde 27,5,
• Narda yüzde 10,2 oranında üretim azalışı yaşandı.

Turunçgillerde mandalina üretimi yüzde 5,8 artarken, portakalda yüzde 17,5, limonda ise yüzde 34,4 düşüş görüldü. Sert kabuklu meyvelerde fındık üretimi yüzde 38,5, ceviz yüzde 38,2, Antep fıstığı ise yüzde 61,5 oranında azaldı. Muz üretimi yüzde 1,2, zeytin üretimi ise yüzde 34,7 geriledi.

‘TAHIL AMBARI’ BOŞ KALDI

2025 yılında tahıl üretimi bir önceki yıla göre yüzde 12,3 azalarak 34,2 milyon tona geriledi. Gıda güvenliği açısından kritik öneme sahip ürünlerdeki düşüş dikkati çekti.
• Buğday üretimi yüzde 13,7 azalarak 17,9 milyon ton,
• Arpa üretimi yüzde 25,9 düşüşle 6 milyon ton,
• Çavdar üretimi yüzde 20,9 azalarak 203 bin ton,
• Yulaf üretimi yüzde 26,3 azalarak 288 bin ton oldu.

Mısır üretimi yüzde 4,9 artarak 8,5 milyon tona çıksa da genel tabloyu değiştirmedi. Kuru baklagillerde nohut üretimi 413 bin ton, kuru fasulye 247 bin ton, kırmızı mercimek ise 250 bin ton olarak gerçekleşti. Patates üretimi ise yüzde 7,2 azalarak 6,4 milyon tona düştü.

Yağlı tohumlarda da gerileme sürdü. Soya üretimi yüzde 17,4 düşüşle 149 bin ton, ayçiçeği üretimi yüzde 11,8 azalarak 1,9 milyon ton oldu. Şeker pancarı üretimi ise yüzde 2 azalışla 22 milyon ton olarak kaydedildi.

Sebze üretimi 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 0,9 azalarak 33,3 milyon ton oldu. Karpuzda yüzde 6,7, kuru soğanda yüzde 9,8 ve sivri biberde yüzde 1,8 oranında artış yaşanırken; domates üretimi yüzde 7,6, salçalık kapya biber yüzde 4,7, hıyar ise yüzde 2,0 oranında geriledi. Uzmanlar, sebzedeki sınırlı artışların bile üretici lehine olmadığını, artan maliyetler nedeniyle çiftçinin üretimden kazanamadığını vurguladı.

ÖMER FETHİ GÜRER: "BORÇ BATAĞINA SAPLADILAR"

2002 yılında ülkemizde 19 milyon 600 bin ton buğday üretilirken 2025 yılında üretim 17 milyon 900 bin ton olarak gerçekleşti. 2024 yılı üretimi ise 20 milyon 800 bin ton idi. Bir yıl öncesine göre 2 milyon 900 bin ton bir kayıp var. Bu da daha çok ithalat demek. Ülke ihtiyacın altında bir üretim gerçekleşti. Genelde tahıl ürünleri üretim miktarları 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 12,3 oranında azalarak yaklaşık 34,2 milyon ton olarak gerçekleşti. Arpa üretimi 2024 yılında 8 milyon 100 bin yon iken yüzde 25,9 oranında azalarak 6 milyon ton, çavdar üretimi, yulaf üretimi de düştü.

Kuru baklagiller grubunda ise tüm ürünler 2002 yılının altında üretim gerçekleşti. Kırmızı mercimekte yarı yarıya düşme var. Geçen yıla göre nohut 575 bin tondan 413 bin tona üretim gerçekleşirken kuru fasülye üretimi de 289 bin tondan 247 bin tona geriledi. Kırmızı mercimek 2024 yılında 279 bin tona düşmüştü. Bu kez 250 bin tona düştü. 2002 yılında üretim 500 bin ton idi.
Yağlı tohumlardan soya üretimi yüzde 17,4 oranında azalarak yaklaşık 149 bin ton, ayçiçeği üretimi ise yüzde 11,8 oranında azalışla yaklaşık 1,9 milyon ton oldu. Şeker pancarı üretimi yüzde 2,0 oranında azalarak yaklaşık 22 milyon ton olarak gerçekleşti.

Sebze üretimi 2025 yılında bir önceki yıla göre azaldı. Sebze ürünleri üretim miktarı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 0,9 oranında azalarak yaklaşık 33,3 milyon ton olarak gerçekleşti. Sebzeler grubu ürünlerinden domateste yüzde 7,6, salçalık kapya biberde yüzde 4,7, hıyarda yüzde 2,0 oranında üretim azalışı oldu.

2024 yılında 28 milyon ton meyve baharat ve içecek ürünleri 2025 yılında 19 milyon 600 bin tona geriledi. 8 milyon 400 bin ton bir yılda kayıp önemli. Bu bağlamda ÇKS ve Tarsim olana kısmı destek verildi. Çiftçi kayıt sistemine dahil olmayan destek alamadı. Meyve üretimi 2025 yılında bir önceki yıla göre azaldı. Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 30,9 oranında azaldı.

Meyveler grubunda ise bir önceki yıla göre elma da yüzde 48,3 azalma oldu. Ortalama 4 milyon ton elma yetişen ülkemiz bu yıl ciddi bir yurt dışı pazarı sorunu da yaşadı. Şeftali ve nektarin üretimi de yıllık ortalama 892 bin yon iken şeftalide yüzde 46,1, nektarinde yüzde 44,1, kayıp yaşandı.700 bin ton ortalama kiraz yetişen ülkemizde yurt içi ve yurt dışı pazarını da olumsuz etkileyen yüzde 70.6 bir yıl öncesine göre kayıp ortaya çıktı.

Sert kabuklu meyvelerden fındıkta yüzde 38,5, cevizde yüzde 38,2, Antep fıstığında yüzde 61,5 oranında üretim azalışı oldu. Muz üretiminde yüzde 1,2, zeytin üretiminde yüzde 34,7 azalış gerçekleşti. Bu veriler küresel iklim değişikliği etkisi kadar yanlış tarım politikalarının da etkisi var. Çiftçi üretici borç içinde. Üretim ve verim artışı sağlamak için iktidar destekleri artırıp ürün alım fiyatlarında çiftçi refahını da dikkate alarak üretimi teşvik etmelidir.

Ömer Fethi Gürer
CHP Niğde Milletvekili

BAKİ SUİÇMEZ: "ÜRETİCİNİN KAYBI YALNIZCA İKLİM KRİZİYLE AÇIKLANAMAZ"

Bitkisel üretim verileri için bulunduğu tahminde de belirli bir azalma bekleyen TÜİK’in açıkladığı bu rakamlar beklenenin de çok daha fazla ötesine geçmiş durumda.

Kuraklık, zirai don, girdi fiyatlarının artışı gibi sebepler üretimdeki azalmanın ana noktaları olarak gözükürken ülkedeki sorunlar ise çok daha fazla. Tarımsal desteğin yıl sonu yapılarak enflasyona ezdirilmesi, ÇAYKUR, TMO, tüccar arasında maliyetin çok altında yapılan ürün alımları çiftçiyi üretimden uzaklaştırıyor.

Bugün çiftçinin sadece bankaya borcu 1 trilyon 200 milyara, takipteki kredi miktarı 11 milyara çıkmış durumda. Girdi maliyetlerinin yanı sıra borçlara yönelik yapılandırmanın olmadığı, desteklerin yetersiz kaldığı koşullarda bütün suçu da iklim krizine ve yaşanan kuraklık-don olaylarına atamayız. Yani sadece bu yaşananlarla açıklanacak bir durumda değiliz.

Bu sene zirai dona ilişkin belli ödemeler de yapıldı. Ancak bu ödemeler dahi sadece ÇKS sistemine kayıtlı olan çiftçilere yetersiz miktarlarda gerçekleştirildi. 5,5 milyon çiftçinin yaklaşık 2,2 milyonun ÇKS sistemine kayıtlı olduğunu düşünürsek bu çiftçilerin yarısının zaten sistemin içerisinde yer alamadığını ortaya koyuyor.

Öte yandan özellikle buğday, arpa, ayçiçeği ve nohut gibi ürünleri ciddi oranda kuraklık vurdu. Ve normal şartlarda bu olağanüstü bir durumu gerektiriyordu. Bu konudaki uyarılarımız ve önerilerimiz de dikkate alınmadı.

Bugün çiftçiye yönelik sorunlar saymakla bitmez boyutta. İlk defa şap hastalığının bu kadar yaygın olduğu bir durumla da karşı karşıya kaldı üretici. 81 ilde hayvan pazarları kapatıldı. Bu konuda da hiçbir önlem alınamadığını gördük.

Tarımsal destek paketinde de oldukça düşük bir bütçe ortaya atıldı. GSYH’ye oranla 722 milyar bandında olması gereken destek bu sene 168 milyar gibi bir rakamda kaldı.

Dolayısıyla bugünkü tablo iktidarın topyekûn bir tarım politikasının sonucu olarak ortada ve sorunların hepsine karşı çok daha önceden çeşitli uyarılarımızı yapmıştık.

Tarımsal büyüme rakamları da aynı şekilde kademeli olarak sürekli artış gösteriyor. İkinci çeyrekte yüzde 3,5 yaşanan küçülme üçüncü çeyrekte yüzde 12,7’lere kadar çıktı.

Bundan iki yıl önce kuraklık ve don gibi iklim krizinin etkilerini bu denli hissetmediğimiz koşullarda da gıda enflasyonu yüzde 75’lere kadar ulaşmıştı.

Dolayısıyla zaten yürüttükleri bu sistem küçülmeye, çiftçiyi üretimden koparmaya mahkûm bir sistem. Her gelen bakan yıllarca biz ithalat yapmayacağız dese de hepsi bu oranı daha fazla artırdı. Hayvansal ve bitkisel ürünlerden ilaca, gübreye kadar her şey ithalat kalemleri arasında kendine genişçe yer buldu.

Bu noktada da tekellerin nasıl devreye girdiği hangi firmalar aracılığı ile ithalatın artırıldığı da herkesin malumu. Bu sebeple üretici ve tüketici ile birlikte üretim, fiyat, kredi, ithalat ihracat, ve destek politikalarının tamamının yeniden düzenlenmesi gerekmektedir. Eğer bu koşullar dikkate alınmazsa üretimdeki düşüş de dışarıya bağımlılığımız da artarak devam edecektir.

Baki Suiçmez
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu Başkanı

ALİ BÜLENT ERDEM: "TERCİHLERİNİN BİR SONUCU"


Küresel iklim değişikliği ile birlikte girdi fiyatlarındaki artış, susuzluk don gibi üretim aşamalarını doğrudan etkileyen faktörlerin bir sonucu olarak bugün ülkedeki üretim kapasitesi düşmeye devam ediyor.

Buna karşın yapılan ithalatlar ile birlikte fiyatlar da baskılanırken çitçi günden güne üretimi terk etmek zorunda kalıyor.  Bu anlamıyla iktidarın tercihlerinin sonuçlarını da yaşıyoruz. Küçük üreticinin istenmediği, üretimin tekelleştirildiği ve dışarıya bağımlı bir sistemi yaratmaya çabalıyorlar. Bu anlamda tarım politikaları da şirketlere göre kurgulanıyor.

Orta üretici daha fazla küçülürken, küçük üretici de doğrudan üretimden çekilmek durumunda kalıyor. Bu tabloyu değiştirmek istiyorsak eğer topyekün yeniden bu politikalara şekil vermeliyiz. Geleneksel üretimi desteklemekten, bağımlığı azaltmaktan verimi yükseltmekten başka bir çaremiz yok. Bu anlamda iktidarın tarım politikaları iflas etmiş durumdadır.

Ali Bülent Erdem
Çiftçi Sen Genel Başkanı








Okunma Sayısı: 89