BİRGÜN GAZETESİ: ÜRETİM HAZIRLIĞI BORÇLA BAŞLIYOR- 1 MART 2026
Bahara üretim heyecanı yerine borç baskısıyla giren çiftçi maliyetler, düşük alım fiyatları ve yetersiz destekler arasında ayakta kalmaya çalışıyor. ZMO Başkanı Suiçmez, yeni bir borçlanma döngüsü riskine dikkati çekti.
Mart ayının gelmesiyle tarlada yeni üretim sezonu için hazırlıkları hızlanacak. Ancak yeni sezon birçok üretici için yeni borç yükü anlamına geliyor. Gübre, mazot, yem, tohum, kira ve enerji maliyetleri katlanırken bankalara, kooperatiflere, esnafa ve tedarikçilere olan borçlar da büyüyor. Bahara üretim heyecanıyla değil, borç baskısıyla giren üreticiler artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve yetersiz destekler arasında ayakta kalmaya çalışıyor.
2025’te yaşanan zirai don ve kuraklık nedeniyle üretim büyük zarar görürken üretici, para kazanamadı. Çiftçinin bankalara olan borcu 2025 sonu itibarıyla 1 trilyon 239 milyar liraya ulaştı. Takibe alınan tarım kredileri ise bir yıl içinde 3,6 milyar liradan 14,8 milyar liraya çıktı.
Girdi maliyetlerindeki artış da Aralık 2025’te yıllık yüzde 33,2 düzeyinde gerçekleşti. Ocak ayında mazota, gübreye gelecek zamlarla bunun daha da artması bekleniyor. Üretici kredi kullanmadan üretim yapamaz hale geldi.
Girdi maliyetlerindeki artış da Aralık 2025’te yıllık yüzde 33,2 düzeyinde gerçekleşti. Ocak ayında mazota, gübreye gelecek zamlarla bunun daha da artması bekleniyor. Üretici kredi kullanmadan üretim yapamaz hale geldi.
DÜZENLEME ADETA YAPBOZA DÖNDÜ
Eylül ayından bu yana yapılan düzenlemelerle uygun fiyatlı krediye erişim yap boz halini aldı. İlk çıkarılan düzenleme ile sübvansiyonlu “SGK ve vergi borcu yoktur” yazısına bağlandı. Tepkiler üzerine yeni bir düzenlemeye imza atıldı. 15 Şubat itibarıyla yürürlüğe giren düzenleme, üreticinin borç yükünü hafifletmek yerine krediye ulaşabilmek için daha fazla borçlanmasının önü açıldı. Yeni düzenlemeye göre, Hazine faiz destekli kredi kullanmak isteyen çiftçilerin, başvuru sırasında son 15 gün içinde alınmış “vergi ve sosyal güvenlik prim borcu yoktur” belgesi sunması gerekecek. Vergi ya da prim borcu bulunan üreticilerin ise bu borçları, yine kredi yoluyla kapatılacak.
Düzenleme kapsamında, çiftçinin kullanacağı Hazine destekli kredinin en fazla yüzde 25’lik bölümü, Ziraat Bankası ya da Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından doğrudan vergi dairesi veya SGK hesaplarına aktarılacak. Böylece üretici, krediye erişebilmek için önce mevcut kamu borcunu yeni bir krediyle kapatmak zorunda kalacak.
BORCA YENİ BORÇ ÇÖZÜM OLMAZ
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Baki Remzi Suiçmez de düzenlemenin çiftçinin borç yükünü hafifletmeyeceğini, tersine yeni bir borçlanma döngüsü yaratacağını söyledi. Suiçmez, “Ülkemizde üretim maliyetinin yüksek olması, girdi fiyatlarının sürekli artması, tarladaki ürün fiyatının ve alım fiyatlarının baskılanması, desteklerin yetersiz kalması ve geç ödendiği için enflasyon karşısında erimesi nedeniyle üretici kredi kullanmadan üretim yapamaz hale geldi” dedi.
Hazine destekli kredilerin çiftçi açısından yaşamsal hale geldiğini belirten Suiçmez, “Girdi maliyetleri sürekli artarken, mazot ve gübre zamları sürerken, üretici fiyat endeksi yeniden yükselirken çiftçinin borcunu yeni borçla ödemesini istemek çözüm değil. Çiftçiyi yeniden borçlandırarak üretim yapmaya zorlamak yerine, onu borç sarmalından çıkaracak politikalar gerekir” diye konuştu.
Yapılması gerekenin yeni kredi mekanizmaları olmadığını, mevcut borçların yeniden yapılandırılması gerektiğini kaydeden Suiçmez, “Çiftçinin özellikle kamu bankalarına ve Tarım Kredi’ye olan borçları yapılandırılmalı, faizleri silinmeli. Çiftçiye gerçekten can suyu verilecekse, destekler artırılmalı, yıl içinde ödenmeli ve alım fiyatları çiftçinin karı gözetilerek açıklanmalı” dedi.
Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’ne de özel sorumluluk düştüğünü belirten Suiçmez, “Ziraat Bankası gerçekten çiftçi bankasıysa, çiftçinin kredi koşullarını onun lehine düzenlemeli. Tarım Kredi Kooperatifleri de asli işlevine dönerek üreticiye düşük faizli kredi ve uygun fiyatlı girdi sağlamalı. Çiftçinin kamu bankalarına, özel bankalara, bayilere ve sanayiciye kadar uzanan çok yönlü borçluluğu var. Bu tablo karşısında yeniden borçlanarak borç ödeme modeli çözüm olamaz” diye konuştu.
Suiçmez, sosyal güvenlik prim borçlarının da çiftçinin gelir yetersizliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayarak, “Çiftçi kar ederse SGK primini de, vergi borcunu da ödeyebilir. Asıl sorun, ödeyemediği koşulları ortadan kaldırmamaktır. Destekler yetersizken, geç ödenirken, girdi maliyetleri yüksek kalırken ve ürün fiyatı baskılanırken çiftçiye ‘önce borcunu öde, sonra kredi al’ demek, gelecek yıl aynı sorunu daha ağır biçimde yeniden üretir” dedi.
PANSUMAN ÖNLEMLER YARARSIZ KALACAK
Öte yandan geçen yıl yaşanan zirai don, kuraklık ve şap hastalığının etkilerinin hâlâ sürdüğünü hatırlatan Suiçmez, “Tarımsal üretim doğaya bağlı. Don, kuraklık, dolu, sel ve hayvan hastalıkları gibi olağanüstü zararlar karşısında çiftçiye ek destek verilmesi gerekir. Çiftçi hem ürün kaybı yaşıyor hem yeterli gelir elde edemiyor. Böyle bir tabloda aldığı krediyi nasıl ödeyecek?” diye sordu.
“Çiftçinin krediye erişimini zorlaştırmak değil, kolaylaştırmak gerekir” diyen Suiçmez, “Ancak bu da pansuman önlemlerle değil üreticinin öz sermayesini güçlendirecek, girdi maliyetlerini düşürecek, destekleri artıracak ve borç-faiz sarmalını kıracak kalıcı tarım politikalarıyla mümkün olur” diye konuştu.

Haber: Havva GÜMÜŞKAYA

Haber kaynağına ulaşmak için lütfen TIKLAYINIZ.

Haber: Havva GÜMÜŞKAYA

Haber kaynağına ulaşmak için lütfen TIKLAYINIZ.
Okunma Sayısı: 46
