DENİZDEN SOFRAYA DOĞAYA SAYGIYLA BALIKÇILIĞIN GELECEĞİNİ KORUYALIM
1 Eylül’de av sezonu başlıyor. Balıkçılarımız yeniden “Vira bismillah” diyerek denizlere açılırken, sezonun yalnızca balıkçılığın değil, denizlerimizin geleceğini koruma sorumluluğunun da başlangıcı olduğunu hatırlamalıyız.
Türkiye’nin dört denizinde ve iç sularında önemli bir balıkçılık potansiyeli bulunmasına rağmen; aşırı avcılık, kirlilik, habitat kaybı, iklim değişikliği, küresel ısınma, su sıcaklıklarının artması ve yetersiz denetim deniz ve iç su ekosistemleri üzerindeki baskıyı artırmaktadır.
Bilimsel balıkçılık, tür bazlı stok yönetimi ve etkin denetim; denizlerin, iç suların, balık popülasyonlarının ve balıkçıların korunmasının, sağlıklı beslenmenin temel koşuludur.
2025 yılında Türkiye’nin toplam su ürünleri üretimi 1 milyon 37 bin tona ulaşmıştır. Üretimin önemli bölümü yetiştiricilik yoluyla üretilmiştir. Deniz balıkları avcılığı ise 346 bin ton düzeyinde gerçekleşmiştir. Bu av miktarının yaklaşık yüzde 71’ini hamsi balığı oluşturmuştur. Toplam üretimdeki artış denizlerdeki balık stoklarının artışından değil, yetiştiricilikteki üretim artışından kaynaklanmıştır.
Türkiye'nin 2025 yılı su ürünleri ihracatı Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre yaklaşık 2,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu ihracat tutarı yetiştiriciliği yapılan levrek, çipura, Türk somonu ve alabalık ihracatından kaynaklanmakta, 8.500 km deniz kıyı uzunluğu olan ülkemiz denizlerinden yapılan avcılıktan kaynaklanmamaktadır.
2000 yılında Türkiye'de denizler ve iç sularda avcılık yoluyla elde edilen toplam su ürünleri üretimi yaklaşık 503.289 ton olarak gerçekleşmiştir. 2010 yılında 485.939 ton, 220 yılında 364.400 ton, 2025 yılında hamsi balığı av miktarındaki artış ile toplam su ürünleri av miktarı 410.428 ton olarak gerçekleşmiştir. (TÜİK)
Deniz ve iç sularda avlanan toplam su ürünleri miktarı her geçen yıl azalmaktadır. Bu nedenle balıkçılık politikamızın odağında yalnızca “ne kadar balık avlandı?” sorusu değil, deniz ve iç sularımızın kirlenmesinin durdurulması ve balık stoklarımızın kendini yenileyebilmesi için alınması ve tavizsiz uygulanması gereken önlemler yer almalıdır.
İyi balıkçılık için temel olarak;
Bilimsel verilere dayalı tür bazlı stok yönetimi,
Av kapasitesinin stoklarla uyumlu hale getirilmesi,
Yasa dışı ve kuralsız avcılıkla etkin mücadele,
Marmara başta olmak üzere deniz ve iç sularımızın kirliliğinin giderilmesi için gerekli çalışmaların ivedilikle yapılması,
Balıkçıların emeğini ve gelirini koruyan adil bir sosyal güvenlik politikası,
Tüketici için ulaşılabilir, yeterli ve güvenli bir su ürünleri tedarik zinciri gereklidir.
Sonuç olarak;
Denizler ve iç sularımız tükenmez bir kaynak olarak görülmemelidir. Yalnızca daha fazla balık üretmek değil; doğanın kendini yenilemesine, kendi ihtiyaçlarını karşılamasına izin verme bilinci ile, balıkçının emeğini koruyarak ve gelecek nesillerin hakkını gözeterek balıkçılık faaliyeti sürdürülmelidir.
Rastgele…
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası