DW TÜRKÇE: BEŞ YILDA 15 KAT ARTTI: ET FİYATLARI NEDEN YÜKSELİYOR? - 16 ŞUABT 2026
Türkiye'de 2021'de asgari ücretle 73 kilo dana eti alınabilirken 2026'da bu miktar 48 kiloya geriledi. Fiyatlar beş yılda 15 kat arttı. Peki fiyatlar neden yükseliyor?
Ramazan ayının yaklaşmasıyla birlikte gıda fiyatları yeniden gündemin üst sıralarına tırmanırken kırmızı et piyasasındaki hareketlilik dikkat çekiyor.
Ulusal Kırmızı Et Konseyi'nin 5 Şubat 2026 tarihli verilerine göre kombina ve kesimhanelerden alınan haftalık ortalama dana karkas kesim fiyatı yaklaşık 584,20 TL/kg, kuzu fiyatı 565,44 TL/kg seviyesinde.
Kurumun geçmiş verileri artışın hızını ortaya koyuyor. Dana etinin ortalama fiyatı 6 Şubat 2025'te 374,54 TL iken 4 Şubat 2021'de 38,65 TL düzeyindeydi. Kuzu etinde ise fiyatlar sırasıyla 423,05 TL ve 48,63 TL olarak gerçekleşti.
Bu tablo üretici fiyatlarında son bir yılda danada yüzde 56, kuzuda yüzde 34 artış yaşandığını gösteriyor. Son beş yılda ise dana karkas fiyatı yaklaşık 15 katına, kuzu fiyatı yaklaşık 12 katına çıkarak hayvansal ürünlerdeki sert maliyet ve fiyat artışını ortaya koyuyor.
Vatandaşın alım gücü düştü
2021'de asgari ücretle yaklaşık 73 kilo dana eti alınabilirken 2026'da bu miktar 48 kiloya geriledi. Aynı dönemde kuzu etinde de benzer bir tablo ortaya çıktı: 2021'de 58 kilo civarında olan alım gücü, 2026'da yaklaşık 50 kiloya düştü. Ücretler nominal olarak artmış olsa da et fiyatlarındaki çok daha hızlı yükseliş nedeniyle asgari ücretlinin kırmızı ete erişimi belirgin biçimde azaldı.
DW Türkçe'ye konuşan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez'e göre fiyat artışının temelinde üç ana neden bulunuyor:
"Yapısal hale gelen yüksek maliyet krizinin çözülmemesi, özellikle küçük ve orta ölçekli süt ve et üreticisinin yanlış tarım politikası nedeniyle üretimden vazgeçmesi, arz açığının sürekli artmasına rağmen kalıcı çözüm olmayan yoğun ithalatın kalıcı duruma gelmesi."
Suiçmez, kırmızı et sektörünün büyük işletmelerin eline geçtiğini, Rekabet Kurumu müdahalelerine rağmen büyük firmaların diledikleri zaman fiyatlarla oynayabildiğini belirtiyor. Geçen yıl yaşanan şap hastalığının olumsuz etkilerinin de bugün yaşanan sorunların bir diğer nedeni olduğunu ifade ediyor.
Küresel piyasadaki belirsizlik baskısı
Fiyatlardaki yükseliş yalnızca Türkiye'ye özgü değil. Ulusal Kırmızı Et Konseyi'nin "2025 Yılının Kırmızı Et Sektörü Açısından Değerlendirme Raporu", küresel ölçekte sığır eti üretiminde sınırlı düşüş yaşanırken küçükbaş üretimin yalnızca sınırlı ölçüde arttığını, buna karşılık küresel karkas fiyatlarının ciddi artışlarla tarihi zirvelere ulaştığını ortaya koyuyor.
Rapora göre bu artışın başlıca nedenleri sınırlı ihracat imkanları, güçlü ithalat talebi, hayvan hastalıkları ve jeopolitik belirsizlikler. Avrupa'da karkas sığır eti fiyatlarının bir yılda yüzde 25-30 artması küresel baskının boyutunu gösteren örneklerden biri. Suiçmez, küresel ölçekte yaşanan fiyat belirsizlikleri ortamında ithalat politikalarının kalıcı çözüm üretmeyeceğini söylüyor:
"Dünyada fiyat belirsizliklerinin yaşandığı bir ortamda, ithalat politikaları ile iç piyasadaki fiyatlar gerçekten dengelenemez."
Türkiye'de et üretimi neden geriliyor?
TÜİK verilerine göre 2024'te toplam kırmızı et üretimi bir önceki yıla göre yüzde 11,7 azalarak 2 milyon 105 bin 895 tona düştü. Üretimdeki daralma, fiyat artışlarının yalnızca maliyet değil arz yönlü baskılarla da ilişkili olduğunu gösteriyor.
Suiçmez, üretimdeki düşüşün geçici olmadığını vurguluyor:
"Üretimdeki düşüş uygulanan yanlış politikaların sürekliliği nedeniyle kalıcıdır."
Suiçmez'e göre yerli üretimin desteklenmemesi, küçük ve orta ölçekli işletmelerin sistem dışına itilmesi ve hayvan varlığındaki azalış fiyatların kontrolünü zorlaştırıyor.
Maliyetler neden hızla yükseliyor?
Tarımsal üretimde maliyet baskısının temel göstergelerinden biri girdi fiyatları. TÜİK verilerine göre tarımsal girdiler 2021'de yaklaşık yüzde 46, 2022'de yüzde 103, 2023'te yüzde 41, 2024'te yüzde 33 arttı. Kasım 2025 itibarıyla yıllık artış yeniden hızlanarak yüzde 34,24'e çıktı. Yem fiyatları da benzer bir seyir izledi ve özellikle 2022'de yüzde 117,81 artışla rekor kırdı.
Suiçmez, yem maliyetlerinin toplam üretim giderlerinin yaklaşık yüzde 60-70'ini oluşturduğu bilgisini veriyor. Yem ham maddelerinin birçoğunun ithalata bağımlı olması nedeniyle yem maliyetlerinin sürekli arttığını ve bunun hayvancılık maliyetlerini önemli ölçüde artırdığını söylüyor.
TÜİK Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'ne dikkat çeken Suiçmez, Kasım 2025'te hayvancılık girdilerinden veteriner harcamalarının yüzde 65,48, hayvan yemi fiyatlarının ise yüzde 34,58 arttığını hatırlatıyor.
"Çiğ süt referans fiyatı ile karkas kesim fiyatı sürekli üretici aleyhine baskılanırken, yem ve diğer girdi maliyetlerindeki artış fiyatlara çok kısa sürede yansımaktadır" diyor.
Ulusal Kırmızı Et Konseyi raporu da üretim maliyetlerinin karkas satış fiyatlarına göre daha hızlı yükseldiğini vurguluyor.
Et ithal etmek çözüm mü?
Suiçmez, 2010 yılında başlayan ve kesintisiz 2026 yılında da devam eden canlı hayvan ve et ithalatına rağmen fiyatların düşmediğini belirtiyor. Sürekli ithalatın yerli üretime zarar verdiğini, ithalat bağımlılığı artarken azalan süt ve et hayvan varlığı nedeniyle fiyatların kontrol edilemediğini ifade ediyor:
"Ülkemizde sürekli artan et fiyatlarını düşürmek için çözüm, sürekli ithalat değildir."
Suiçmez'e göre üretici ve tüketici boyutunda kalıcı çözüm, üretimi sürekli kılarak üreticinin kar etmesine ve yatırım yapmasına imkan sağlayacak bir yapının oluşturulmasından geçiyor.
TÜİK Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi'ne dikkat çeken Suiçmez, Kasım 2025'te hayvancılık girdilerinden veteriner harcamalarının yüzde 65,48, hayvan yemi fiyatlarının ise yüzde 34,58 arttığını hatırlatıyor.
"Çiğ süt referans fiyatı ile karkas kesim fiyatı sürekli üretici aleyhine baskılanırken, yem ve diğer girdi maliyetlerindeki artış fiyatlara çok kısa sürede yansımaktadır" diyor.
Ulusal Kırmızı Et Konseyi raporu da üretim maliyetlerinin karkas satış fiyatlarına göre daha hızlı yükseldiğini vurguluyor.
Et ithal etmek çözüm mü?
Suiçmez, 2010 yılında başlayan ve kesintisiz 2026 yılında da devam eden canlı hayvan ve et ithalatına rağmen fiyatların düşmediğini belirtiyor. Sürekli ithalatın yerli üretime zarar verdiğini, ithalat bağımlılığı artarken azalan süt ve et hayvan varlığı nedeniyle fiyatların kontrol edilemediğini ifade ediyor:
"Ülkemizde sürekli artan et fiyatlarını düşürmek için çözüm, sürekli ithalat değildir."
Suiçmez'e göre üretici ve tüketici boyutunda kalıcı çözüm, üretimi sürekli kılarak üreticinin kar etmesine ve yatırım yapmasına imkan sağlayacak bir yapının oluşturulmasından geçiyor.
Haberin kaynağına ulaşmak için lütfen TIKLAYINIZ
