EMEĞİMİZİ, GELECEĞİMİZİ VE YAŞAMLARIMIZI HİÇE SAYAN ZAM ORANLARINI VE SEFALET DÜZENİNİ KABUL ETMİYORUZ!
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, 5 Ocak 2026 tarihinde "Emeğimizi, Geleceğimizi ve Yaşamlarımızı Hiçe Sayan Zam Oranlarını ve Sefalet Düzenini Kabul Etmiyoruz!" başlıklı bir basın açıklaması yaptı.
EMEĞİMİZİ, GELECEĞİMİZİ VE YAŞAMLARIMIZI HİÇE SAYAN ZAM ORANLARINI VE SEFALET DÜZENİNİ KABUL ETMİYORUZ!
Milyonlarca memurun, emeklinin yaşamını belirleyecek olan zam oranları Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) Aralık ayı enflasyon verilerini açıklamasının ardından belli oldu.
Üzülerek görüyoruz ki, siyasi iktidarın zam diye açıkladığı oran, özünde emeğiyle geçinen tüm toplumsal kesimlerin yaşamını açlık ve sefalete eşitlemekten başka bir şey değildir.
TÜİK’in gerçeklikten uzak ve kamuoyu nezdinde güvenirliği olmayan verilerinden ortaya çıkan tablo bile bunu en net biçimde gözler önüne sermiştir.
Bu verilere göre; “Tüketici Fiyat Endeksi, Aralık 2025” bülteniyle aralık aylık enflasyonunu %0,89 ve yıllık enflasyon %30,89 olarak ilan edilmiştir.
TÜİK verilerine göre; En yüksek ağırlığa sahip 3 ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 28,31 artış, ulaştırmada yüzde 28,44 artış ve konutta yüzde 49,45 artış olarak gerçekleşti.
Siyasi iktidarın bu verilere bakarak SGK ve Bağ-Kur emeklilerine uygulanacak ücret artış oranı %12,19 olurken; kamu emekçileri ve emeklileri için ücret artış oranı ise %18,60 olarak belirlenmiştir.
2026 bütçe uygulamaları ve politikaları, bu oranlarla birlikte geçmiş yıllarda olduğu gibi, adaletsizliği, eşitsizliği ve sömürüyü kurumsallaştıran bir anlayışın ürünü olarak şekillenmeye devam ediyor.
Halk işsizlikle, açlıkla, yoksullukla, artan borçlarla mücadele ederken siyasi iktidar sermayenin yanında durarak emeğiyle geçinen tüm toplumsal kesimlerin taleplerini görmezden gelmektedir.
Geçtiğimiz günlerde açıklanan ve işveren kesiminin tek taraflı talepleri doğrultusunda 28 bin 75 TL olarak ilan edilen asgari ücret de bu durumun en somut örneğidir.
Emekçiler sorumlusu olmadıkları bir krizin bedelini ödemek zorunda kalmaktadır.
Kamu emekçilerinin ve emeklilerin maaş zammı, yandaş sendika ile yapılan mutabakat ve TÜİK’in şaibeli enflasyon rakamları uyarınca değil, emekçilerin içinde bulunduğu derin yoksullaşma ve alım gücü kaybı dikkate alınarak yapılmak zorundadır. Tüm kamu emekçileri için insanca yaşamaya yetecek bir gelir düzeyini sağlayacak maaş zammı yapılmalıdır.
Daha yılın ilk günlerinde gelen zamlar ve vergi oranlarındaki artışlar nedeniyle asgari ücrete, memur maaşlarına ve emeklilere yapılan göstermelik artışlar daha emekçilerin cebine bile girmeden eriyip gitmiş durumdadır.
Hayat pahalılığı ve artan fiyatlar emeğiyle geçinen tüm yurttaşlarımız gibi biz mühendis, mimar ve şehir plancılarının hayatlarını da yaşanamaz bir noktaya getirmiştir.
Bir dönemin en gözdesi olarak görülen mesleklerimiz, bugün diplomalı işsizliğin, güvencesiz bir geleceğin, açlık ve yoksulluk sınırı altında ücretlerle çalışmanın sembolü olarak görülmektedir.
Meslektaşlarımızın ekonomik koşulları, üstlendikleri sorumluluklara ve almış oldukları eğitime uymayan bir düzeye geriletilmektedir.
Senelerini bin bir emek ile çalışarak geçiren meslektaşlarımız emekli olduklarında ise ülkemizdeki her emekli gibi daha da büyüyen sorunlarla uğraşmak zorunda kalmaktadır.
Geçtiğimiz aylar boyunca kamu emekçilerinden işçilere, hekimlerden mühendis, mimar ve şehir plancılarına, öğrencilerden emeklilere, işsizlerden esnaflara kadar toplumun her kesimi artan hayat pahalılığı ve ekonomik istikrarsızlık nedeniyle yaşadıkları geçim zorluklarını dile getirdi. Milyonlarca emekçinin daha iyi koşullarda çalışma ve insanca yaşayabilecekleri bir ücret düzeyi talepleri ülkemizin dört bir yanındaki meydanlarda ve işyerlerinde yankılandı.
Siyasi iktidar, bu taleplere sadece kulak tıkamakla kalmadı, bu talepleri dile getirenleri açık biçimde tehdit etti, grevleri yasakladı, baskı ve zor yoluyla sesleri bastırmaya çalıştı. Anayasal hak ve özgürlükleri kısıtlamanın demokrasi ve hukuk devletiyle bağdaşır tarafı bulunmamaktadır.
Siyasi iktidarın üzerine düşen, yaşadıkları sorunları dile getiren ve haklarını arayan emekçilerin, halkın taleplerine çözüm bulmaktır.
Ekonomik krizle mücadelenin yolu onu yok saymak değildir. Krizden çıkışın yolu emek eksenli politikalar geliştirilmesi, kamusal anlayışın yaygınlaştırılması ve üretime dayalı bir ekonomik yapının kurulmasıdır.
Krizden çıkışın yolu insanca bir yaşam için emeğin sesine kulak verilmesidir.
Bu noktada siyasi iktidara taleplerimizi bir kez daha sesleniyoruz;
- Ücretli kesimlerin omuzuna yıkılan vergi yükü hafifletilmeli, bütçe gelirleri büyük oranda kar, faiz ve servetin vergilendirilmesine dayanmalıdır. Kamu çalışanları ücretlerinde yapılan gelir vergisi dilimine bağlı mağduriyet giderilmelidir.
- Elektrik, su, doğalgaz ve internet faturaları vergi ve kesintiden muaf tutulmalıdır.
- Dolaylı vergiler düşürülmeli, tüm gıda ürünlerinde KDV sıfırlanmalıdır.
- En düşük emekli aylığı en az asgari ücret düzeyine yükseltilmelidir.
- Ekonomik ve sosyal hakları açısından büyük kayıplar yaşayan kamuda çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının özlük ve ekonomik hakları iyileştirilmelidir.
- Kamuda çalışan meslektaşlarımızın ekonomik ve özlük haklarını iyileştirecek adımlar bir an önce atılmalı, bu çerçevede Birliğimizce önerilen ancak yıllardır meclis komisyonlarında bekletilmekte olan kanun teklifleri yasallaştırılmalıdır.
- Kamuoyunda 3600 ek gösterge düzenlemesi olarak bilinen çalışmada kamuda çalışan meslektaşlarımızın ek göstergeleri 4200’e çıkartılmış ancak yansıtma oranları %145’te sabit kaldığı için herhangi bir fayda sağlamamıştır. Ek gösterge oranlarının mühendis, mimar, şehir plancıları için yeniden düzenlenmesi, çarpan grubu değişen diğer çalışanlar gibi bu çalışanların da emeklilikte hak ettiklerini alabilmeleri için çarpan grubunu bir üste çıkaracak yeni ek gösterge rakamlarının belirlenmesi gereklidir. Ek gösterge oranı kıdem ile birlikte artarak 5400’ü geçmeli ve 1. derecenin 4. kademesindeki mühendis, mimar, şehir plancısı için ek gösterge 6400 olmalıdır.
- Başmühendis, Başmimar, Mühendis, Mimar, Bölge Plancısı ve Şehir Plancılarının Ek Ödeme oranları, %180 ile %200 seviyesine yükseltilmeli ve emekli keseneğine yansıtılmalıdır.
- Teknik Hizmetler Sınıfı kapsamında ödenen Özel Hizmet Tazminatının tavan oranı artırılarak en az %260 olmalıdır ve bu oran emekli aylık ücretlerine de yansıtılmalıdır.
- Meslektaşlarımızın aldıkları büyük sorumluluğun ve özverili çalışmaların karşılığı olarak risk ve sorumluluk tazminatı adı altında ödeme kalemi oluşturulmalıdır.
- Meslektaşlarımızın aldıkları büyük sorumluluğun ve özverili çalışmaların karşılığı olarak risk ve sorumluluk tazminatı adı altında ödeme kalemi oluşturulmalı, Teknik Sorumluluk Ödemesi olarak her ay memur aylık katsayısının yirmi beş bin (25.000) ile çarpılması sonucunda bulunan tutarda ilave ödeme yapılmalıdır.
- Emekli olmuş mühendis, mimar ve şehir plancılarının emeklilik haklarında ve aylıklarında iyileştirme yapılmalıdır. Emekli Sandığı Kanununda yapılacak bir düzenlemeyle her ay aylıklarıyla birlikte, (20.000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak tutarda ek olarak ilave ödeme yapılmalıdır.
Ülkemizin ve halkımızın geleceği bu karanlığa teslim edilemez. Buradan çıkışın tek yolu emekçilerin birleşik mücadelesiyle mümkündür. Her zaman olduğu gibi bugün de emekten yana bir gelecek için tüm emekçilerle omuz omuza mücadele etmeye devam edeceğiz.
Biliyoruz ki hep beraber, omuz omuz dayanışma içerisinde mücadele etmezsek yaşadığımız sorunlar daha da büyüyecektir. Birlikte mücadele etmezsek ne ortak bir geleceğimiz ne de hak ettiğimiz eşit, özgür, adil bir ülkemiz olacaktır.
Taleplerimizden asla vazgeçmeyeceğiz!
Açlık ve sefalet düzenini kabul etmiyoruz! İnsan onuruna yakışır bir yaşam ve insanca yaşanacak bir ülke istiyoruz!
Emin Koramaz
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı
