KAHVERENGİ KOKARCA NEDEN AFAD KAPSAMINA ALINMALI!...-24.11.2025

TRABZON
25.11.2025

Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi olarak belki de böcek zararlısının dünyada ilk olacak AFAT kapsamına alınması için müracaatımızı yaptık. Kahverengi kokarca ile mücadele faaliyetlerinin İRAP kapsamına alınarak gerekli eylem tanımlarının Tarım ve Orman Bakanlığı, Araştırma kuruluşları, Üniversiteler ilgili STK’lar, eş güdümünde oluşturulması, kurumsal koordinasyonun AFAD Başkanlığınız ve AFAD İl Müdürlükleri uhdesinde yürütülmesi, il ve ilçelere gerekli talimatların iletilmesi ve bütçe desteği sağlanması için çok önem arz etmektedir. Kahverengi kokarca ve diğer böceklerle mücadelenin Milli sorumluluk olduğu, yapılacak bireysel mücadeleler yerine toplu olarak mücadelenin teşvik edilmesi gerekmektedir. Üniversiteler, Araştırma kuruluşları, Kamu, STK, çiftçi örgütleri, çiftçiler hatta toplumun her bireyinin Üzerinde titizlikle çalışılması gereken bir konu. Düşünmek bile istemiyorum, aksi bir durumda arzu etmesek de sivrisineklerle nasıl ki yaşam alanlarımızı paylaşıyorsak bu böcekle de maalesef yaşam alanlarımızı paylaşmak zorunda kalacağız.

 

.

19.11.2025 KAHVERENGİ KOKARCANIN; DÜNÜ, BU GÜNÜ VE YARINI!..
Ana vatanı Asya olan 
kahverengi kokarca böceği 1990’lı yıllarda ABD'de görülmeye başladı. Zararlı bir böcek türü olan kahverengi kokarca, 2013 yılında Gürcistan’da özellikle fındık alanlarında fark edilmesinden sonra 2017 yılında Türkiye'de de görüldü. Artvin'deki tarlalara hızlı bir giriş yapan böcek, 8 yıl içerisinde tüm Karadeniz Bölgesi'ne ve Marmara Bölgesi'nin bir kısmına yayıldı. 2023 ve 2024 yıllarında, Marmara Bölgesi’nde Kocaeli, İstanbul ve Yalova illerindeki tarım alanlarını istila eden kahverengi kokarca böceği Ankara, Adıyaman, Şanlıurfa illerine kadar ulaştı

Doğal uçuşların yanı sıra araç trafiğinin de kahverengi kokarcanın yayılmasında etkili olduğu bir gerçek. Şöyle ki Karadeniz Bölgesi ile Marmara Bölgesi arasındaki yoğun ticari faaliyetler böceğin yayılmasında etkili. Özellikle Artvin ilinden gelen araçların Giresun ve Ordu illerinde mola vermesi böceğin taşınmasında ve bu illerde yoğun popülasyonunun ortaya çıkmasında etkili oldu. Sezon boyunca dişiler sürekli olarak 82 günde ergin hale gelebilir.

Bu zararlı türün bitkilerde yarattığı hasarı sokucu emici ağız tipine sahip olan kahverengi kokarcanın, hem yetişkin hem de büyüme evresindekilerin bitki öz sularını emerek zarar veriyor. Bu hareketin ardından beslenme sırasında sindirim enzimlerini doğrudan meyveye enjekte ettiğini ve meyvelerde acılığa da neden olmaktadır. Vejetasyon (birbirinden farklı bitki türlerinin bir arada bulunması) durumuna göre alanda tüm sulu sebze, meyve hatta süs bitkileriyle beslenebilir. Ergin beslenmesi sonucu meyvelerde nekrozlar, yüzey renk bozulmaları, çöküntüler ve deformasyonlar oluşur ve bu da ürünlerin pazar değerlerini düşürür.

Kahverengi kokarcanın Türkiye’deki zararının henüz yeni  ortaya çıkmaya başladı. Şu ana kadar Türkiye'de bu zararlı türden en çok etkilenen tarımsal ürünün fındık. Türkiye'de, Giresun ve Ordu illerinde kahverengi kokarcanın fındıktaki zarar oranının bazı alanlarda yüzde 30-40'ı geçti. Bu alanların özellikle denize yakın ve güneyde bulunan bahçeler olduğunu ve bu alanlarda böceklerin kışlaklarından daha erken çıktığını, yumurta sayısı ve kalış süresinin daha uzun olduğunu iletti. Yoğun beslenme sonucu zarar gören fındıkların ise ticari değerlerini kaybettiğini ve sadece fındık yağı üretiminde kullanılabilmektedir.

Kahverengi kokarca böceğinin yalnızca fındık değil, birçok meyve ve sebzeyi de etkisi altına altındadır. İstilacı böceğin yaşam alanı ürünler arasındaFındık, badem, Antep fıstığı, elma, kivi, zeytin, şeftali, turunçgiller, armut, erik, nektarin, kayısı, kiraz, akçaağaç, leylak, hurma, mısır, soya fasulyesi, incir, domates, bamya, biber, patlıcan, üzüm ve pirinç. Bunlar dışında özellikle böğürtlen, çilek, ahududu gibi tatlı ve sulu bitkiler de beslendiği bitki türleri olarak karşımıza çıkıyor. 

Karadeniz'de görülmeye başlayan kahverengi kokarca böceği, 2023 yılı itibari ile Marmara Bölgesi'ne kadar ulaşmıştı. 2025 yılında da adından sıkça söz ettiren bu zararlının artık yalnızca tarlaları değil, evleri de istila etmesi sık sık gündeme geliyor. 

Kış mevsimine yaklaşırken kahverengi kokarcaların gruplar halinde evlere yönelmesi ve salgıladıkları kötü kokular insanlarda psikolojik zarara neden olabilir. Ender de olsa ağız parçalarındaki salgılarının insan derisine teması sonrası nekrotik kızarıklıklar meydana gelebilir. Kışı geçirmek için kapalı ortamlara yönelen böcekleri, yaşam alanlarımız başta olmak üzere kapalı alanlardan uzak tutmak için ilk olarak ev duvarlarının ilaçlanması gerektiğini veya ev pencerelerine sinekliklerin takılması gerekmektedir.

Kahverengi kokarca yüksek yayılma kapasitesi, adaptasyonu ve üreme gücüne sahip olması nedeniyle dünyanın birçok farklı ekosisteminde önemli bir istilacı tür olarak bilinmektedir. Böceklerin görüldüğü ülkelerde çok büyük ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Türkiye'de yapılan çalışmalarda da kahverengi kokarca popülasyonunun her yıl yüzde 50-75 oranında arttığı tespit edildi. Doğu Karadeniz Bölgesi'nin sahip olduğu bitki çeşitliliği nedeniyle böceğin zararı birkaç il dışında tam olarak görülmüyor.

Ancak ilerleyen yıllarda Türkiye’yi bekleyen tablo çok daha faklı olabilir. Şu an sadece sahil kesiminde zararın görülmesi bizleri yanıltmamalı. Bu böceklerin besin kıtlığı durumunda 1200 metrelik yükseltilere kadar çıkması muhtemel.

Doğu Karadeniz Bölgesi'nde kahverengi kokarca popülasyonunun bir önceki yıla göre daha da artarak 2026 yılında ekonomik kayıplara yol açabilecek. Şu anki yayılma hızı devam ederse, 4–5 yıl içinde bütün bölgelerimizdeki zararı artarak devam edecektir.

            Ege ve Akdeniz’e yayılmasıyla birlikte kayıplar daha da artacaktır. Çünkü, doğu Karadeniz’de yılda genellikle bir jenerasyon veren kahverengi kokarca,  Ege ve Akdeniz’in sıcak ikliminde 2–3 jenerasyon verebilecektir.

            Konukçu bitki türlerine bağlı olarak, her bir dişi ergin 20-30 lu gruplar halinde 200-400 yumurta bırakabilmektedir. Yumurta kümeleri daha çok bitkide ortada kalan yaprakların alt yüzeylerine bırakılmaktadır. Bir dişi değişik bitkilere haftalarca yumurta bırakabilmektedir.

En kısa sürede sonuç alınabilecek mücadele yöntemlerine öncelik verilerek vakit kaybetmeden mücadeleye başlanmalıdır. Mücadelede tek bir metod yerine Entegre Mücadele yöntemi olarak birden fazla metod bir arada kullanılmalıdır. Böceğin kışı geçirdiği mekruh binalar, çatılar, kömürlükler gibi alanların ilaçlanması önem arz etmektedir. Buna yönelik mücadele uygulamaları tüm alanlarda yaygınlaştırılmalı, böcek erken ilkbaharda kışlaktan çıkmadan önce yapılmalıdır. Bu kapsamda Feromon tuzaklarına ağırlık verilmesi önemlidir. Erken ilkbaharda böceğin uçuşuyla birlikte asılması ve böceklerin yumurta koymadan önce yakalanması önem arz etmektedir. Kolay ve ucuz bir yöntem olan karton kutularının içerisine kağıt, eski elbise, dalaş vd. koyarak kışlamak için toplandıkları kolaylıkla imha edebiliriz.

Mücadele sadece çiftçiye bırakılmamalıdır. Eylem planı revize edilerek çiftçiyi de mücadele uygulamalarına katacak projeler üretilmelidir. (Tuzağın benden, ilacın benden kampanyası vd) Ayrıca sosyal Medya bu amaçla mutlaka yaygın kullanılmalıdır.     

Kimyasal ilaçlamanın kahverengi kokarca mücadelesinde vazgeçilmez bir yöntem olarak görüldüğünü ancak dikkatli bir şekilde ve uygun ilaçlarla yapılması gerekir. Popülasyonunu düşürmek için kışlak ilaçlamasına önem vermenin zorunlu olduğunu hatırlattı. Bu sayede böceğin tarlaya ulaşmadan imhasının mümkün olabilmektedir.

Ülkemiz ekonomisine, tarımına, ekolojisine ve insanımızın yaşam kalitesine büyük zararlar vermesi kaçınılmaz olacaktır. Mücadelesi çok kolay olmayan fakat her ne pahasına olursa olsun bu zararlıların mutlaka ve mutlaka kontrol altına alınması gerekir. Bir an önce eylem planları hazırlanarak mücadele yöntem ve stratejileri belirlenmelidir. Mücadelede tek bir yöntem (Metot) ile değil, birden fazla mücadele yönteminin birlikte kullanılması ile başarılı olunabilir. Yapılacak bireysel mücadeleler yerine toplu olarak mücadelenin teşvik edilmesi gerekmektedir.

Kışlaklarda kontak etkili ilaçların böceğe ulaşması zor olabilmektedir. Popülasyon yoğunluğunun fazla olduğu alanlarda, özellikle sonbahar aylarında ışık tuzaklarının kullanımının artırılması gerekir. Bu bağlamda AR-GE çalışmalarıyla mevcut ışık tuzaklarının geliştirilmesi gerekmektedir. Kahverengi kokarca mücadelesi çok zor ama imkansız değil.   

Bu zararlılar, sadece üreticinin değil; bütün halkın yaşam konforunu bozacağı gibi ülkenin gıda güvenliği ve ihracat gelirlerinin de doğrudan tehdididir. Geç kalınmadan bütüncül bir mücadele başlatılması, Türk tarımının geleceği için hayati önem taşımaktadır. 

Kahverengi kokarcanın polifag (çok konukçulu) yapısı nedeniyle, klasik mücadele yöntemleri yetersiz kalmakta; sadece Tarım ve Orman Bakanlığının mücadelesi ile çözülecek bir sorun olmadığı, Kurumlar arası eşgüdüm ve merkezi bir koordinasyona ihtiyacı duyulmaktadır. Zararlının, ulusal ve uluslararası etkisi artık tarımsal sınırları aşarak çevresel, ekonomik ve sosyal bir krize dönüşmüş olup, afet boyutuna ulaşan bir tehdit olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Bu kapsamda aşağıda belirtilen krumların katılımı ile oluşturulacak “kahverengi kokarca Mücadele Komisyonu“ nun AFAT koordinasyonunda yürütülmesi ve gerekli desteklerin sağlanması önem arz etmektedir. Komisyonlar, İllerde Valiler, İlçelerde Kaymakamlar başkanlığında kurulmalıdır.

  • Tarım ve Orman İl/İlçe Müdürlüğü – Teknik destek ve personel desteği sağlar.
  • Belediye Başkanlığı (ilgili şube müdürlüğü) – Araç ve personel desteği sağlar.
  • Orman İşletme Müdürlüğü – Teknik ve lojistik destek sağlar.
  • Ziraat Fakültesi / Orman Fakültesi / MYO – Akademik ve bilimsel destek sağlar.
  • İl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü – Personel ve araç desteği sağlar.
  • Köy Muhtarlıkları – Köylerde yapılacak mücadelede halkı organize eder.
  • Komisyon bütçesi – Feromon tuzakları, kışlak ilaçlama ekipmanları ve kimyasal temini için tahsis edilir.
  • Sağlık bakanlığı- ev ilaçlamalarını organize etmeli ve eğitim çalışmalarına katkı vermeli.

Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şubesi olarak belki de böcek zararlısının dünyada ilk olacak AFAT kapsamına alınması için müracaatımızı yaptık. Kahverengi kokarca ile mücadele faaliyetlerinin İRAP kapsamına alınarak gerekli eylem tanımlarının Tarım ve Orman Bakanlığı, Araştırma kuruluşları, Üniversiteler ilgili STK’lar, eş güdümünde oluşturulması, kurumsal koordinasyonun AFAD Başkanlığınız ve AFAD İl Müdürlükleri uhdesinde yürütülmesi, il ve ilçelere gerekli talimatların iletilmesi ve bütçe desteği sağlanması için çok önem arz etmektedir.

Kahverengi kokarca ve diğer böceklerle mücadelenin Milli sorumluluk olduğu, yapılacak bireysel mücadeleler yerine toplu olarak mücadelenin teşvik edilmesi gerekmektedir. Üniversiteler, Araştırma kuruluşları, Kamu, STK, çiftçi örgütleri, çiftçiler hatta toplumun her bireyinin Üzerinde titizlikle çalışılması gereken bir konu. Düşünmek bile istemiyorum, aksi bir durumda arzu etmesek de sivrisineklerle nasıl ki yaşam alanlarımızı paylaşıyorsak bu böcekle de maalesef yaşam alanlarımızı paylaşmak zorunda kalacağız.

Kokarcasız GÜNLER DİLEĞİYLE…

 
Cemil PEHLEVAN                                                                   

ŞUBE BAŞKANI

Okunma Sayısı: 18