NEFES GAZETESİ: BETON KARIN DOYURMAYACAK - 4 AĞUSTOS 2025

NEFES GAZETESİ: BETON KARIN DOYURMAYACAK - 4 AĞUSTOS 2025
MERKEZ
04.08.2025

Tarım arazileri işlenmez duruma geldi. Araziler maden, enerji şirketleri için imara açıldı. ZMO Başkanı Suiçmez’e göre Türkiye tarımda daha fazla dışarıya bağımlı hale gelecek.

 

Türkiye gittikçe tarımdan, üretimden uzaklaşıyor. Bu yıl don, kuraklık felaketleriyle sarsılan çiftçi destek bulamadığı için tarladan uzaklaşıyor, ekimden vazgeçiyor. 20 yılda Belçika’nın yüz ölçümü kadar tarım alanı imara açıldı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Başkanı Baki Remzi Suiçmez, çiftçinin yoksullaştığı ortamda, kamu politikalarının değişmesi gerektiğine işaret ederek, “Bütçede her şeyden tasarruf yapabilirsiniz, ama tarımdan tasarruf yapılmaz. Baki Remzi Suiçmez ile Türkiye tarımını çiftçinin sorunlarını konuştuk.

EN YIKICI FELAKET

- 2025 don ve kuraklık yılı oldu. Tahribat gelecek yılları nasıl etkileyecek?

Don, kuraklık, sel, en son çıkan orman yangınları tarımda ciddi kayıp yaşattı. Don, son yılların en yaygın ve en yıkıcı felaketi oldu, 65 ilimiz etkilendi. Doludan kayıp oranı yüzde 80-90’ları bulan meyveler var. Fındıkta yüzde 40’a varan rekolte düşüşü bekleniyor. Çay olumsuz etkilendi. En önemlisi Türkiye’nin ihracatta önde olduğu kiraz, kayısı ve fındıkta büyük bir gelir kaybı da söz konusu oldu. Dona karşı TARSİM’in belirlediği hasar miktarı 22 milyar lira. Şimdiye kadar sadece 2 milyar lira ödeme yaptı. Sonbahara sarkan bir ödeme takvimi var, bu daha da uzayabilir. Bölgenin afet bölgesi ilan edilip masrafların karşılanmasını istedik ama olmadı. Tarım beklemez, üretim beklemez, Çiftçinin zararının karşılanması gerekiyor. Zarar gören ağaçların yeniden verime gelmesi için zaman lazım. Sulama, budama, gübreleme gibi akım işlerinin yapılması şart. Bu da yeni masraflar demek.

- Bu yıl don etkisi ve maliyet artışları nedeniyle ürün fiyatları da ciddi şekilde arttı, zamlar
sürer mi?

Haziranda yıllık gıda enflasyonu yüzde 32.4’ten yüzde 29.7’ye düştü. Bu inandırıcı değil. Tarımsal üretici fiyat endeksi yüzde 50’ye çıktı. Üreticinin tarladaki enflasyonunda meyvelerdeki artış yıllık yüzde 202. Bu rakamlar gıda fiyatlarına yansıyor. Zaten yeterince ürün yok. İlk 6 ayda tarımsal ihracatımız yüzde 1.6 artarken ithalatımız yüzde 28 arttı. Meyve fiyatları yükselirken, ihracat da azalırken bunu sadece dona, kuraklığa bağlamamak lazım. Asgari ücretin emekli maaşının bu kadar düşük olduğu bir ortamda raflarda ürün olsa bile insanlar alamayacak. Üretici dışında tüketici boyutunda da sorunlar var.

Yarın ne olacağı belirsiz

- Maliyetleriniz artıyor. Çiftçi ne kadar dayanabilir?

Mazot fiyatları 40 liralardan 55 liraya kadar çıktı. Maliyet artışlarında yarın ne olacağı belirsiz. Buğdayda önceki yıl 22 milyon ton üretim olduğunda kendimize yeterliydik. Ama tahminlere göre Türkiye’deki üretim 17 milyon tonlara düşecek. Buğdayda dışarıya bağımlılığımız artacak. Neresinden bakarsanız bakın üretimin deseklenmediği, sulama yatırımlarının artmadığı, kuraklığa yönelik verilen sözlerin tutulmadığı, desteklerin verilmediği, alım fiyatlarının baskılandığı bir ortamda üretici tarladan çekilecek. 2025’in ilk çeyreğinde 500 bine yakın çiftçi alandan çekilmiş. Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı 2.2 milyon civarı çiftçi var. TZOB’a bağlı çiftçi sayısı ise 5.5 milyon, demek ki yarısı kayıtsız.

Yanlışta ısrar ediliyor

- Son yıllarda imara açılan tarım arazilerinin oranı da artıyor son durum nedir?

2001-2020 yılları arasında tarım alanlarının yüzde 12’si kaybedildi. 2001’de 26 milyon 350 bin hektar olan tarım arazisi 2020’de 3 milyon 213 bin hektar düşüşle 23 milyon 137 bin hektara geriledi. Tarım arazileri işlenmez duruma geldi. Başta maden ve enerji şirketleri için imara açılan arazi miktarı 3 milyon hektarın üzerinde. Bu ortamda, kendimize yeterli olduğumuz ürünlerde de dışarıya bağımlı hale geleceğiz. İç piyasada fiyatlar yükselecek diye ihracat kısıtlaması yapmak ekim yapan üreticilerin önünü görememesi, alandan çekilmesine neden oluyor.

Çiftçi artık işi döndüremiyor

- Çiftçi borçlanmadan tarlayı ekebiliyor mu?

Türkiye’de tarımın ciddi sorunları var. Haziranda çiftçinin bankalardan kullandığı toplam kredi 1 trilyon 48 milyar lira. Geçen yıl, bu 691 milyar liraydı. Bunun üstüne özel sektöre ailelere borçları koyduğumuzda da 1.3 trilyon liraya çıkıyor. Kısa vadeli borçları artıyor. En önemlisi de takipteki kredi miktarı geçen yıl haziranda 2.5 milyar TL iken bu yıl haziranda 7.6 milyar liraya çıkmış.
Çiftçi artık işi döndüremiyor. Üretim borca bağımlı hale geldi. Destek şart. 2024’te çiftçiye 135 milyar liralık bir toplam destek verilmişti. Aslında kanuna göre verilmesi gereken 615 milyar liraydı ama verilmedi. Verilen destekler de geç ödendi. Şimdi 2026 bütçesi gündeme gelecek ama tarıma yine yeterli destek verilmeyecek. Bunun faturası işçiye, memura, çiftçiye kesiliyor. Dona dönük özel bir ek tarımsal paket gerekiyor. Kuraklık ciddi bir sorun. Özellikle Konya ve Trakya’da ciddi bir kuraklık var. Ayçiçeğinde yüzde 70 kayıp bekleniyor. Çayda 25 liralık fiyat açıklanmasına rağmen Çaykur’un kota ve kontenjanları artıramaması nedeniyle fiyatlar 18-20 liraya kadar indi.

Tarımın sahibi yok

- Sektörün ana sorunları?

En önemlisi tarımın sahibi yok. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kısıtları çerçevesinde bütçe belirleniyor. Tarım ve Orman Bakanlığı hiç yok. Talan yasasıyla, zeytinlikler, ormanlar, meralar, topraklar yok edilirken bunları korumak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın görevi iken mutlak bir sessizliğe gömülüyor. Tarımdaki yangın konusunda konuşmayan bir tarım bakanlığımız var. Daha depremin yaralarını saramadık, don zararları ödenemedi. Kendimize yeterliyiz diyorlar o zaman niye dünyada en yüksek gıda enflasyonuna sahibiz?

Tasarrufu başka alanlarda yapın

- Bu politikalar devam ederse tarımın, çiftçinin sonu ne olur?

Çiftçinin yoksullaştığı ortamda, kamu politikalarını değiştirmek zorunda. Tarıma ayrılan bütçeden tasarruf yapılmaz. Orman personelinin sayısından tasarruf edilemez. Tasarrufu başka alanlarda yapsınlar. Tarımdaki sorunları dona, sele, kuraklığa iklim olaylarına havale etmek kolaycılıktır. Çözüm, üretim alanlarını, üreticiyi koruyan, çok yıllı desteklerden geçiyor. Böyle giderse herkes üretimi bırakır. Önümüzü göremezsek 2025 çok daha kötü olacak. Dışarıya bağımlılık artacak. Felaket tellallığı yapmıyoruz uyarıyoruz.

Haber: Şehriban KIRAÇ

Haberin kaynağına ulaşmak için lütfen TIKLAYIN

Okunma Sayısı: 47