ORMAN YANGINLARINI ÖNLEMEK İÇİN BİLİMSEL VE KAMUCU UYGULAMALAR DERHAL HAYATA GEÇİRİLMELİDİR!
ORMAN YANGINLARINI ÖNLEMEK İÇİN BİLİMSEL VE KAMUCU UYGULAMALAR DERHAL HAYATA GEÇİRİLMELİDİR!
Geçtiğimiz hafta başta Antalya’nın Kaş, Kumluca ve Alanya; Muğla’nın Seydikemer ve Fethiye; Balıkesir’in Edremit, Gömeç ve Susurluk; Çanakkale’nin Ayvacık ve Bayramiç; Mersin’in Gülnar ve Aydıncık; Aydın’ın Çine, İzmir’in Buca, Yalova’nın Armutlu, Kütahya’nın Domaniç ve Altıntaş ile Isparta’nın Eğirdir ilçeleri olmak üzere ülkemizin pek çok bölgesinde orman yangınları meydana gelmiştir. Her yıl olduğu gibi bu yıl da ormanlarımız, tarım alanlarımız ve doğal yaşamımız büyük zarar görmüş; ülkemizin nefes alanları bir kez daha alevlere teslim olmuştur. Yangınlardan etkilenen tüm yurttaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor; evleri, tarım arazileri, üretim alanları ve hayvanları zarar gören yurttaşlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyoruz.
Yangınların söndürülmüş ya da kontrol altına alınmış olması, karşı karşıya olduğumuz tehlikenin ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. İklim değişikliğinin etkileri, aşırı sıcaklıklar, kuraklık, yanlış arazi kullanımı ve yıllardır sürdürülen hatalı ormancılık politikaları nedeniyle orman yangını riski her geçen gün artmaktadır. TMMOB olarak bir kez daha hatırlatıyoruz: Orman yangınları yalnızca meydana geldiklerinde müdahale edilecek afetler değildir. Yangınları önleyecek bilimsel, kamucu ve bütünlüklü politikaların hayata geçirilmesi zorunludur.
Her yıl yaşadığımız bu felaketler, orman yangınlarıyla mücadelenin basit bir söndürme işi olmadığını gösteriyor. OGM, Orman Genel Müdürlüğü, yıllardır orman yangınlarını önleme çalışmaları yapmak yerine yangın söndürme çalışmalarına odaklanmış durumdadır. Bu açık bir görev ihmalidir. Bu ihmalle kaybettiğimiz yalnızca doğamız değil, hepimizin geleceğidir.
Orman yangınlarını önlemek, risklerini azaltmak ve etkilerini en aza indirmek hepimizin yurttaşlık ödevi olsa da asıl sorumluluk, başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere kamu kurumlarının ve siyasi iktidarın anayasal ve yasal görevidir.
Son yıllarda ormancılıktaki özelleştirme politikaları sonucunda tohum toplama, fidan yetiştirme, dikim, ağaç kesimi ve taşıma gibi uygulamaların sermaye eliyle yaptırılması, orman köylülerinin ormanlara yabancılaşmasına neden olmuştur.
Yangın riski altındaki bölgelerde ivedilikle risk analizleri yapılmalı, gerekli tedbirler alınmalı ve acil durum eylem planları hazırlanarak hayata geçirilmelidir. Bu adımlar, en az kurtarma ve yardım çalışmaları kadar önemlidir ve ihmal edilemez.
Anayasa’nın 169. maddesi, yanan ormanların yerine yeni orman yetiştirilmesini görev ve ödev olarak tanımlamıştır. Orman fidanlıkları ise ormanlaştırma için kritik öneme sahiptir.
Türkiye’deki orman yangınlarının yüzde 90’ından fazlasının insan kaynaklı olduğu OGM tarafından açıklanmıştır. Bu yangınların sorumlularını ve kök nedenlerini araştırmak, buna uygun önlemler almak ve ormancılık politikaları geliştirmek OGM’nin göreviyken bu görev yıllardır tam anlamıyla yerine getirilmemiştir.
Orman yangınlarının büyük felaketlere dönüşmesinin engellenmesi ve yangınların yaratacağı doğal ve toplumsal yaraların en aza indirilmesi için önceden önlem alınması zorunludur. Ormanlarımızın rant amaçlı madencilik, taş ocakları, turizm, enerji ve benzeri gerekçelerle amaç dışı kullanılmasına son verilmelidir.
Ormanların doğal yapısını, su kaynaklarını, biyoçeşitliliğini ve iklim üzerindeki olumlu etkilerini koruyan politikalar, ekonomik çıkarların önünde tutulmalıdır. Ormanların parçalanmasını ve sermayenin çıkarları uğruna yok edilmesini engelleyecek, bu değerli varlıkların yeterli bütçe ve uzman personelle yönetilmesini ve gelecek nesillere taşınmasını sağlayacak kamucu politikalar ivedilikle hayata geçirilmelidir.
Uyarıyoruz ve alınması gereken önlemlere ilişkin önerilerimizi bir kez daha kamuoyuyla paylaşıyoruz:
Bu kapsamda:
186 yıllık deneyime sahip ormancılık örgütü, ormanların korunması konusunda yeterli sayıda orman muhafaza memuruna sahip değildir. Ormancılık örgütündeki rotasyona ve liyakat esaslı olmayan atamalara son verilmelidir.
Yangınla mücadele hem teknik hem de riskli bir alandır. Bölgeye hâkimiyet en önemli unsurlardan biridir. Bu nedenle görevli personelin devamlılığı kadar orman köylüsünün katkısı da vazgeçilmezdir. Orman yangınlarının önlenmesi ve söndürülmesi çalışmalarını yürütecek ekiplerde öncelikli olarak orman köylülerine yer verilmeli, bu sayede orman köylülerinin ormana yabancılaşması engellenmelidir.
Anayasa’nın 169. maddesinde yer alan görevler eksiksiz ve koşulsuz olarak uygulanmalıdır. Bakanlık ve Orman Genel Müdürlüğünün öncelikli görevi, Anayasa’da belirtildiği üzere, yanan ormanların yerine yeni ormanlar yetiştirmek ve bu alanların başka amaçlarla kullanılmasını engellemektir.
Anayasa’nın 170. maddesi, ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımından ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde devlet ile bu halkın iş birliğini öngörmüştür. Orman köylüsünün ormanlara ve orman köylerine yeniden kazandırılması sağlanmalıdır.
Ormancılık örgütü, yangınlar sırasında yerel yönetimler, demokratik kitle örgütleri ve diğer kamu kurumlarıyla eşgüdüm içinde çalışmayı öngören bir eylem planı hazırlamalıdır.
Yangın söndürme çalışmalarında kargaşayı önleyecek düzenlemeler yapılmalıdır.
Yangınların çıkışını engellemek için öncelikle orman köylerinde yaşayan halk, kamu görevlileri ve bölgedeki işletmelerin personeli eğitilmelidir. Kasıtlı çıkarılan yangınlar için ağır cezai yaptırımlar uygulanması büyük önem taşımaktadır.
Anız yakılması kayıtsız şartsız engellenmeli, elektrik iletim hatlarının durumu periyodik olarak kontrol edilmeli, orman yangın emniyet şeritlerinin her yıl düzenli bakımı yapılmalı, tarım arazileriyle orman alanlarının birleştiği sınırlarda yangının sıçramasını engelleyecek önlemler alınmalıdır.
Yangın riski yüksek zamanlarda orman alanlarına girişlere ilişkin kısıtlamalar herkese ve her kesime eşit ve etkin bir şekilde uygulanmalıdır. Bazı kesimlere tam kısıtlama getirilirken, hayvan otlatılmasına dahi izin verilmeyen orman alanlarının madencilik, turizm, enerji ve yapı sektörü gibi faaliyetlere açılması biçimindeki çelişkili uygulamalardan vazgeçilmelidir.
Orman yangınları sonrası hazırlanan raporlarda yangının çıkış tarihi, yanan alanın konumu, topografik yapısı, çıkış nedeni, meteorolojik koşullar ve yangın sonrasında alanın hangi amaçla kullanıldığı gibi bilgilere şeffaf ve eksiksiz biçimde yer verilmelidir. Bu, gelecekte meydana gelebilecek yangınlara karşı kapsamlı önlemler alınmasını sağlayacaktır.
Ali Ekber Çakar
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı