TARIMDA İŞ GÜVENLİĞİ YAŞAMA MÜCADELESİDİR (4-10 MAYIS İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HAFTASI)

TARIMDA İŞ GÜVENLİĞİ YAŞAMA MÜCADELESİDİR  (4-10 MAYIS İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HAFTASI)
MERKEZ
08.05.2026
 
TARIMDA İŞ GÜVENLİĞİ YAŞAMA MÜCADELESİDİR
4-10 MAYIS İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ HAFTASI

"Emeğin gücü ile bilimin ışığı aynı ufukta buluştuğunda,
çalışma hayatı daha adil, daha güvenli, daha insanca
bir düzene kavuşacaktır."

İş sağlığı ve güvenliği (İSG), Uluslararası Çalışma Örgütü (International Labour Organization-ILO) tarafından temel bir insan hakkı olarak tanımlanmakta; çalışanların güvenli, sağlıklı ve insan onuruna yakışır koşullarda çalışmasını güvence altına almayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda çalışanlar; karşılaştıkları riskler hakkında bilgi edinme, gerekli eğitimleri alma, süreçlere katılma ve tehlike anında çalışmaktan kaçınma hakkına sahiptir. İşverenler ise riskleri önceden öngörmek, gerekli önlemleri zamanında almak ve güvenli çalışma ortamını sağlamakla yükümlüdür. İSG anlayışı, kazalar gerçekleştikten sonra müdahale etmeyi değil, henüz ortaya çıkmadan önlemeyi esas alır; fiziksel risklerin yanı sıra psikososyal tehditleri de kapsayan bütüncül bir yaklaşımı gerektirir.

Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği alanındaki yasal çerçeve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile önemli kazanımlar sağlanmış olsa da, uygulama ve mevzuatın bazı noktalarında yapısal eksiklikler bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu ve ilgili yönetmeliklerle yürütülen süreçlerin 6331 sayılı İSG Kanunuyla entegrasyonunda karmaşıklıklar yaşanabilmektedir.

İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği'nde bulunan bazı hükümler, uygulamadaki sıkıntılarla birleştiğinde yasal çerçevenin işlevselliğini azaltabilmektedir.
 
Denetim mekanizmalarının yetersizliği, kayıt dışı istihdamın yaygınlığı, işverenlerin maliyet odaklı yaklaşımı ve eğitim eksiklikleri bu alandaki başlıca sorunlar arasında yer almaktadır. Bu sorunlar, özellikle tarım sektöründe daha belirgin hale gelmektedir. Güvencesizlik, mevsimlik işçilik, kadın ve çocuk emeği sömürüsü, düşük eğitim düzeyi, ekipman kullanımında eğitim eksikliği ve yaygın kayıt dışılık, tarımı İSG açısından en kırılgan ve riskli sektörlerden biri haline getirmektedir. Bu nedenle, yalnızca mevzuatın varlığı değil, etkin ve kararlı bir uygulama süreci de hayati önem taşımaktadır.

ILO verilerine göre, dünyada her yıl 2,3 ila 3 milyon insan iş kazaları ve meslek hastalıkları sonucu hayatını kaybetmektedir. Dünya çapında her gün yaklaşık bir milyon iş kazası yaşanmakta, her 15 saniyede bir işçi iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle hayatını kaybetmektedir.

Türkiye, ölümlü iş kazalarında Avrupa'da ilk sırada yer almaktadır.

Türkiye’de iş kazalarına bağlı ölümlerin önemli bir bölümü tarım sektöründe gerçekleşmektedir. Bazı yıllarda bu sektör, en fazla can kaybının yaşandığı alan olarak öne çıkmaktadır. İSİG Verilerine göre; 2025 yılında tarım/orman işkolunda 414 emekçi (183 işçi ve 231 çiftçi) hayatını kaybetmiştir. İş cinayetlerinin yaklaşık %20’sinin tarımda meydana geldiğini göstermektedir. 2026 Nisan ayı İş Cinayetleri Raporunda; 189 hayat kaybına neden olan iş cinayetlerinden 41 kaybın (%22) Tarım/Orman işkolunda olduğu kaydedilmiştir. Özellikle tarım makinelerinin kullanımı ve traktör kazaları, bu kayıpların başlıca nedenleri arasında yer almaktadır. Etkisi uzun dönemde ortaya çıkabilen risklerinden Bitki Koruma Ürünleri maruziyeti İSG sorunu olarak da ele alınmalıdır. Bu tablo, tarımın yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda yüksek risk barındıran bir çalışma alanı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Ziraat Mühendisleri Odası olarak; tarım sektöründe iş sağlığı ve güvenliğinin güçlendirilmesi için denetimlerin artırılması, yaptırımların caydırıcılığının sağlanması, kayıt dışı çalışmanın önlenmesi ve tüm tarım çalışanlarına düzenli İSG eğitimlerinin verilmesi gerektiğini vurgulamaktayız. Tarımda kullanılan makine ve ekipmanların güvenli hale getirilmesi, özellikle traktör kazalarını önleyici teknik tedbirlerin yaygınlaştırılması ve kişisel koruyucu donanım kullanımının zorunlu kılınması büyük önem taşımaktadır. Mevsimlik tarım işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi, çalışma sezonu öncesi İSG eğitimine tabi tutulmaları, küçük ölçekli işletmelerin İSG uygulamalarına uyumunun desteklenmesi ve toplumsal farkındalığı artıracak ulusal politikaların kararlılıkla hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Sonuç olarak, işçi sağlığı ve iş güvenliği yalnızca teknik bir düzenleme alanı değil, doğrudan insan hayatına temas eden etik bir sorumluluk ve haktır. Çalışma yaşamı; insan onurunu merkeze alan, emeğin değerini gözeten ve bilimin rehberliğini esas alan bir anlayışla yeniden inşa edilmelidir. Çünkü ancak emeğin gücü ile bilimin ışığı aynı ufukta buluştuğunda, çalışma hayatı daha adil, daha güvenli ve daha insanca bir düzene kavuşacaktır.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası


Okunma Sayısı: 40