TOPRAĞI KORUMAK, GELECEĞİ KORUMAKTIR.
TOPRAK BAYRAMI
TOPRAĞI KORUMAK GELECEĞİ KORUMAKTIR.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 11 Haziran 1945 tarihinde kabul edilen 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu, toprağı olmayan ya da yeterli toprağa sahip bulunmayan çiftçilerin aileleriyle birlikte geçimlerini sağlayabilecekleri ve üretime katılabilecekleri ölçüde toprak edinmelerini amaçlayan önemli bir düzenleme olarak tarihe geçmiştir. Kanun, Cumhuriyet'in kırsal kalkınma ve tarımsal üretimi güçlendirme hedeflerinin önemli araçlarından biri olarak tasarlanmış; aynı yıl kabul edilen 4760 sayılı Toprak Bayramı Kanunu ile de 11 Haziran tarihini takip eden ilk pazar günü “Toprak Bayramı” ilan edilmiştir.
Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'nun uygulanma süreci; dönemin büyük toprak sahiplerinin siyasi ve ekonomik direnci, yasal düzenlemedeki eksiklikler ve uygulama sorunları nedeniyle beklenen sonuçları vermemiştir. Türkiye'nin toprak reformu deneyimi, aradan geçen seksen yılı aşkın süreye rağmen, toprağa erişim, mülkiyet yapısı ve kırsal kalkınma konularının hâlâ güncelliğini koruduğunu göstermektedir.
Toprak Bayramı'nı kutlarken, toprağın yalnızca ekonomik bir üretim faktörü olmadığını; gıda güvencesinin ve yeterliliğinin, ekolojik dengenin, biyolojik çeşitliliğin, kırsal yaşamın ve toplumsal refahın temel unsuru olduğunu bir kez daha hatırlamak gerekiyor. İnsanlığın geleceği, toprağın, suyun korunması ile doğrudan ilişkilidir.
|
Tablo-Tarım Alanları (bin ha) |
|||||||
|
|
Tahıllar vd. ürünler |
Sebze |
Süs bitkileri |
Meyve, içecek ve baharat bit. |
Çayır ve Mera Arazileri |
Toplam |
|
|
Ekilen |
Nadas |
||||||
|
2001 |
17.917 |
4.914 |
909 |
- |
2.610 |
14.617 |
40.967 |
|
2025 |
16.529 |
2.868 |
754 |
6 |
3.821 |
14.617 |
38.595 |
|
Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu |
|||||||
Toprak Bayramı'nda arazilerin mevcut durumuna bakmak büyük önem taşımaktadır. TÜİK'in 2025 yılı verilerine göre; Türkiye'nin ekilen ve nadasa bırakılan, sebze ve süs bitkileri yetiştiriciliği yapılan, meyve içecek ve baharat bitkileri üretilen araziler ile çayır ve mera arazileri toplamı 38 milyon 595 bin hektardır. Oysa 2001 yılında bu rakam 40 milyon 967 bin hektar düzeyindeydi. Başka bir ifadeyle son 24 yılda yaklaşık 2 milyon 372 bin hektar tarım arazisi tarımsal üretim dışına çıkmıştır. Bu kayıp 2,56 tane Kıbrıs adasının yüzölçümü kadardır. Artan nüfusa rağmen üretim yapılan tarım alanlarının daralması, gıda güvencesi açısından üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir gelişmedir.
Gıda egemenliğine dair sorunlar derinleşirken kentsel büyüme planlamaları, madencilik, ulaştırma, turizm, sanayi yatırımları için verimli tarım arazilerinde yaşanan kayıplar artarak sürmektedir. Kentsel dönüşüm gerekçesi ile tarım ve mera arazilerinin, tarım dışı kullanıma açılarak, gıda üretimi yerine, imar rantı için kullanımına son verilmelidir.
1945 yılında çıkarılan Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu'nun temel amacı çiftçinin toprağa erişimini sağlamak iken, bugün karşı karşıya olduğumuz temel sorunlardan biri mevcut tarım topraklarını koruyabilmektir. Bu nedenle Toprak Bayramı, yalnızca geçmişteki bir reform girişimini anma günü değil; tarım arazilerinin korunması, kadınların ve gençlerin toprağa erişiminin güçlendirilmesi, kırsal yaşamın devamlılığının sağlanması ve gelecek kuşaklara üretken topraklar ve üretme bilinci bırakılması yönündeki sorumluluklarımızı hatırlama günüdür.
Toprak varlığımız yalnızca miktar olarak değil, nitelik olarak da tehdit altındadır. Erozyon, organik madde kaybı, kuraklık, çölleşme riski, su varlıklarının azalması ve iklim değişiminin etkileri, tarımsal üretimin geleceğini doğrudan etkilemektedir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), dünya genelinde toprakların önemli bir bölümünün çeşitli düzeylerde bozulmaya maruz kaldığını, gıda güvenliğinin ve yeterliliğinin ancak sağlıklı topraklarla mümkün olabileceğini vurgulamaktadır. Toprak kaybı yalnızca çevresel bir sorun değil, aynı zamanda ekonomik, toplumsal ve siyasal bir sorundur.
Toprak meselesinin bir diğer boyutu ise mülkiyet ve eşitlik sorunudur. Tarımsal üretimin her aşamasında belirleyici rol üstlenen kadınlar, çoğu zaman toprağın sahibi değil emekçisi konumundadır. Kadın çiftçiler üretime büyük katkı sunmalarına rağmen, mülkiyet haklarına erişim, kredi kullanımı, tarımsal desteklerden yararlanma ve karar alma süreçlerine katılım bakımından önemli eşitsizliklerle karşılaşmaktadır. FAO verileri, dünyanın birçok ülkesinde kadınların tarımsal arazi üzerindeki mülkiyet ve kullanım haklarının erkeklere göre oldukça düşük düzeyde olduğunu göstermektedir. Oysa kadınların toprağa erişiminin güçlendirilmesi; üretkenliğin artırılması, kırsal yoksulluğun azaltılması, gıda güvenliğinin ve yeterliliğinin güçlendirilmesi ve toplumsal eşitliğin sağlanması açısından kritik öneme sahiptir.
Kırsal nüfusun yaşlanması, gençlerin tarımdan uzaklaşması, küçük aile işletmelerinin ekonomik baskılar altında varlığını sürdürmekte zorlanması ve üretim maliyetlerindeki artış, tarım sektörünün geleceğini tehdit eden önemli gelişmelerdir. Tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesi uzun yıllardır ülkemiz tarımının temel yapısal sorunlarından biri olmuştur. Son yıllarda bu sorunu azaltmaya yönelik hukuki düzenlemeler yapılmış olsa da arazi toplulaştırması, üretici örgütlenmesi ve kırsal kalkınma politikalarının eşgüdüm içinde yürütülmesi gerekmektedir.
Toprağın korunması yalnızca tarım politikalarının konusu değildir. Aynı zamanda çevre politikalarının, kalkınma stratejilerinin, gıda politikalarının ve sosyal adalet anlayışının da merkezinde yer almalıdır. Tarım arazilerinin korunması, amaç dışı kullanımının önlenmesi, doğru arazi kullanım uygulamalarının yaygınlaştırılması, çiftçilerin üretimde kalmasını sağlayacak ekonomik koşulların oluşturulması ve kadınlarla gençlerin tarımsal üretimde güçlendirilmesi, geleceğe yönelik temel sorumluluklarımız arasında bulunmaktadır.
1945 yılında Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu ile ortaya konulan vizyon, bugün hâlâ güncelliğini korumaktadır. Ancak günümüzde bu vizyonun; iklim değişimi, gıda güvencesi ve güvenliği ve doğal varlıkların korunması gibi yeni başlıklarla birlikte ele alınması gerekmektedir.
Toprak Bayramı vesilesiyle farklı boyutlarda toprakla ilişkili olan tüm halkın, tarım üreticilerinin ve tarıma emek veren mühendislerin Toprak Bayramı'nı kutluyoruz.
Toprağın korunmasının, adil paylaşımının ve amaca uygun kullanımının gelecek kuşaklara karşı ortak sorumluluğumuz olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.
Toprağı korumak, geleceği korumaktır.
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası

