TRABZON GÜNEBAKIŞ HABER’İN RÖPORTAJI
ODA Başkanımız Baki Remzi SUİÇMEZ, Trabzon’da GüneBakış Haber Muhabiri Songül MAZLUM’a Karadeniz’in iki temel ürünü: fındık ve çay sektöründe yaşanan sorunlara yönelik röportaj verdi.
Trabzon GüneBakış Haber’de 15 Şubat 2026 tarihinde yayınlanan röportaj şöyledir:
Karadeniz'in tarımı çay ve fındık üzerine aslında kurulu. Çok fazla farklı alternatifimiz yok. Fındıkta da son dönemde kahverengi kokarca, drakula gibi uğraştığımız ciddi zararlılar var ve ne yazık ki bunun önüne geçilemiyor. Siz fındıkla ilgili yapılan mücadeleyi yeterli buluyor musunuz? Neler yapılması gerekiyor?
Baki Remzi SUİÇMEZ: Bitkisel üretim alanında en önemli iki ürünümüz çay ve fındık. Kahverengi kokarca 2017 yılında Gürcistan'dan ülkemize geldiğinde, 2019 yılında Trabzon Şubemiz konuyu dikkate çekmişti. Bilim insanlarının TÜBİTAK'a, TAGEM'e önerdiği projeler o dönemde işin ciddiyetine varılmadığı için kabul edilmemişti ama bu istilacı bir tür. Bir kere yayılınca yapılacak mücadele entegre olmadığı sürece son derece başarısız oluyor.
Samuray arılarıyla biyolojik mücadele gündemde. O anlamda da Samsun'daki bir araştırma enstitüsünde de üretilen arılar gündemde ama gerek yetersiz sayı, gerekse bu mücadelenin bir 5 yıla kadar yayılacak olması uzun vadede kokarcayla mücadelede bizleri sorunların devam edeceği şeklinde bir beklenti içine itiyor.
Fındık İçin Uygulamalar Yetersiz
Doğrudan ilaçlama yapılamıyor; diğer canlılar, bitkiler, arılar zarar görmemeli. Feromon tuzaklar ve bu konuda ruhsatlandırılmış iki ilaç gibi uygulamalar var. Tarım ve Orman Bakanlığının geç kalmasına rağmen kahverengi kokarca eylem planı yapması, Ziraat Odalarının, kooperatiflerin mutlaka sürecin içine katılması gerekiyor. Geçmişte görüşleri dikkate alınmayan akademisyenlerin uyarıları ve bizim gibi anayasanın 135. maddesi gereği kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşu olan bilim insanları üyelerimizin bilimsel görüşlerinin dikkate alınması bu sorunun daha hızlı çözülmesini kolaylaştırabilir ama şu andaki uygulamalar maalesef yetersiz.
Olağanüstü Koşullarda Ek Destekler Sağlanmalı
Fındıkta kokarca dışında kuraklık etkisini de yaşadık. Zirai don etkisini de yaşadık. Başka ürünlerde; kayısıda, kirazda, elmada birçok üründe zirai don çok gündeme gelse de maalesef fındık üzerinden o konu çok fazla gündeme getirilemedi. Tarım doğaya bağlı bir sektör. Gerek kuraklık, gerek don gibi doğa olaylarına karşı, kahverengi kokarca gibi artık Trabzon Şubemizin de buradaki bu kayıplar nedeniyle buranın "afet bölgesi" ilan edilmesini talep ettiği bir ortamda kamu yönetiminden beklentimiz; üreticinin desteklerini artırarak, bir yıl sonra değil zamanında ödeyerek, böyle olağanüstü koşullara yönelik ek tarımsal ekonomik destekler açıklayarak bu zor süreçlerin atlatılması.
Fındıkta dediğiniz gibi desteklerin artırılması üretici için çok önemli. Bir de bölgede çok yoğun olarak yapılan çay tarımı var. ÇAYKUR'da da kota sorunundan dolayı özel sektörle alakalı sorunlar yaşıyoruz. Çıkmayan bir çay kanunu var ve ÇAYKUR'un açıkladığı fiyatın çok çok altında zaman zaman çay satmak zorunda kalıyor üreticiler. Çay sektörü için neler söylemek istersiniz?
FİSKOBİRLİK Mutlaka Yeniden Güçlendirilmeli
Baki Remzi SUİÇMEZ: Fındıkta bir iki şey daha eklemek istiyorum. Verim, üretim azalma, rekolte azalması ve fındıkta rekolte tartışmaları üstünden yüksek gösterilen rekoltelerle alım fiyatının baskılanması yıllardır gördüğümüz bir olay. Dünyada ilk sıradaysak fındıktan elde edilen gelirin ülkemize yansıması gerekiyor. O anlamda geçmiş yıllarda önemli görevler gören, daha sonra diğer tarım satış kooperatifleri gibi işlevsizleştirilen Fiskobirlik'in mutlaka yeniden güçlü, demokratik, özerk bir çiftçi kooperatifi olması ve hem fındık fiyat alımı hem ürünü işleyip katma değerli satma gibi ortaklarına kâr edeceği bir ortam yaratması gerekir.
Eğer bir ülke fındık üretiminde dünyada tekelse, bu aşamada bir yabancı şirketin Türkiye'deki fındık fiyatlarını, alımını kontrol etmesi son derece yanlıştır. Rekabet Kurumu'na gidilen aşamalarda da kesilen para cezaları o şirketler için çok bir anlam ifade etmiyor. O anlamda fındıkta verim, kalite, rekolte, alım fiyatı, ihracat, ihracat gelirinin ülkeye gelmesi -şirketler özel sektör olabilir ama- Fiskobirlik gibi kurumların yeniden ayağa kalkması gerekiyor.
Çay İçin Kamu Düzenleyici Denetleyici Olmalı
Çay çok önemli. Göç veren bir ortamda Türkiye'ye Cumhuriyet kadrolarının kazandırdığı Zihni Derinlerin, bugün birçok kamu kurumu kapatılmışken halen varlığını koruyan, koruması gereken önemli bir kurum. Orada da 1980'lerde başlayan özelleştirmeler, özel sektörün alana girmesi, daha sonra çok uluslu şirketlerin de alana girmesi ÇAYKUR'un fiyat belirleme, düzenleme alanındaki yetkilerini, etkilerini oldukça kısıtladı.
Çaykur yeterli miktarda 45 fabrikası, yeterli ürünü alıp çiftçinin kar edebileceği bir fiyatla alıp işleyip pazarlarsa bu sorun çözülebilir. Ama orada yıllardır şu yapılıyor, Çaykur’un kota sorunu var, kontenjan sorunu var. Bu nedenle açıklanan fiyatlar çok da bir anlam ifade edemeyebiliyor çünkü kota kontenjan gündeme geldiğinde üretici ister istemez çayını özel sektöre satmak zorunda kalıyor. Özel sektörün de serbest piyasa mantığında belli kurallarla işletilmesi gerekirken maalesef şirketler kendi karlarını düşündüğü için üreticinin çayını çok daha ucuza alabiliyor. Bunu bu yıl da yaşadık, önceki yıllarda da yaşadık, gelecek yıllarda yaşamak istemeyiz. Ama orada Çaykur’un dışarıdan bankalardan aldığı finansman nedeniyle yaşadığı zorluklar, varlık fonunun içerisinde kendini tam olarak bir KİT (Kamu İktisadi Teşekkülü) olarak görememesi, çalışamaması sorunların temeli. Çay politikasında da fındık politikasında da liyakatli kadrolar, ama kamunun mutlaka düzenleyici, denetleyici olup özel sektör, kamu kuruluşu, üreticinin olduğu bir ortamda üretim ve üreticiyi koruması önceliği olmalıdır. Bugün biz yurt dışından çay alan bir ülkeyiz maalesef. Çayda da; yine verimlilik sorunu var, yenilenme sorunu var. Don sorunu çayda da yaşandı. Bizim bu bölgeye özgü, böylesine dünyada ilk sıralarda olduğumuz ve olmamız gereken ürünlerde gerek verim kaybı, gerek kalite sorunu, gerek pazarlama sorunu yaşamamamız lazım. Ama en önemlisi de üretici kar edemezse alandan çekiliyor.
Aynı Yanlışları Yapacaksak Yeni Çay Kanununa İhtiyaç Yok
İşçilik maliyetleri çok yükseldi.
Baki Remzi SUİÇMEZ: Pandemiyi yaşadık, unuttuk. Pandemi döneminde sokağa çıkma yasakları, evde kalmanın zorunlu olduğu ortamlarda Gürcistan’dan gelecek işçi gelmeyince İstanbul, Ankara, İzmir’deki yurttaşlarımıza "gidin çayınızı toplayın" diye izin çıktı. İşçilik masraflarının olduğu bir ortamda maalesef bu sorunları bir bütün olarak üretim, işleme sanayi, çay sanayi, fındık sanayi, tedarik zincirini kısaltma, ihracat, ihracatta süreklilik, ihracat gelirlerinin üreticilere, ülkemize, belli yabancı tekellere gitmeyeceği farklı bir modelin kurulması bir zorunluluk. Fındık kanunu var, Çay Kanunu var, yeni bir Çay Kanunu çıkıp aynı yanlışları yapacaksak yeni bir Çay Kanunu’na gerek yok. Ama gerçekten alandaki eksiklikleri düzenleyen bir Çay Kanunu’na ihtiyaç vardır, en önemlisi de çıkan kanunu doğru uygulamaktır.
Çok teşekkür ederim başkanım vaktinizi ayırdığınız için, iyi çalışmalar dilerim.
Baki Remzi SUİÇMEZ: Biz de teşekkür ediyoruz, iyi çalışmalar diliyoruz.
