YENİ ANKARA GAZETESİ: TARIMDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÇIKMAZI-9 OCAK 2026

YENİ ANKARA GAZETESİ: TARIMDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÇIKMAZI-9 OCAK 2026
MERKEZ
09.01.2026

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Suiçmez, tarımda sürdürülebilirliğin ekonomik, sosyal ve kamusal boyutlarını Yeni Ankara'ya değerlendirdi.

 

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Suiçmez Yeni Ankara'ya yaptığı açıklamada, tarımda sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel değil; ekonomik, sosyal ve kamusal boyutlarıyla ele alınması gerektiğini belirterek, mevcut tarım politikalarının üretimi değil rantı öncelediğini söyledi.

Türkiye’nin üretim alanlarını hızla kaybettiğine ve çiftçinin yüksek maliyet–düşük gelir sarmalında üretimden çekildiğine dikkat çeken Suiçmez, “Bu koşullarda ne tarımda ne de gıdada sürdürülebilirlik mümkündür” dedi.

“ÖNCE ‘KİMİN İÇİN SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK’ SORUSU SORULMALI”

Sürdürülebilir tarımın tanımının net yapılması gerektiğini vurgulayan Suiçmez, “Sürdürülebilirlik denildiğinde önce ‘kimin için sürdürülebilirlik’ sorusuna yanıt verilmelidir. Çok uluslu tarım ve gıda şirketlerinin kârını artırmayı hedefleyen bir düzeni sürdürülebilir kılmak, tarım açısından en büyük tehlikelerden biridir” ifadelerini kullandı.

Tarımın üretim alanları olmadan var olamayacağını belirten Suiçmez, toprakların, meraların, zeytinliklerin ve ormanların korunmadan tarımdan söz edilemeyeceğini vurguladı. Suiçmez, “Bu alanları betona, madenciliğe, sanayiye ve enerji projelerine açarsanız sürdürülebilirliği en başında kaybedersiniz” diye konuştu.

“İKLİM KONUŞULUYOR AMA ÜRETİM ALANLARI YOK EDİLİYOR”

İklim Kanunu, emisyon ticareti ve karbon ayak izi tartışmalarına değinen Suiçmez, meralar, zeytinlikler ve ormanların en önemli karbon yutak alanları olduğunu hatırlattı. Suiçmez, “Yeşil Mutabakat’ın konuşulduğu bir dönemde bu alanları termik santraller ve kömür projeleri için yok etmek, iklim söylemiyle çelişen bir politikadır. Bu anlayışla sürdürülebilirlik mümkün değildir” dedi.

“ÇİFTÇİ YÜKSEK MALİYET–DÜŞÜK GELİR KISKACINDA”

Üretimde sürdürülebilirliğin önündeki en büyük engellerden birinin ekonomik koşullar olduğunu belirten Suiçmez, küçük aile işletmelerinin tasfiye noktasına geldiğini söyledi. Mazot, gübre, tohum, ilaç ve yem gibi girdilerdeki yüksek KDV ve ÖTV oranlarına dikkat çeken Suiçmez, “Çiftçinin bankalara olan borcu bir trilyon liranın üzerine çıktı. Kapsamlı bir yapılandırma yapılmıyor. Çiftçi ürününü tarladayken baskılanan fiyatlarla satıyor, kâr edemiyor ve üretimden çekiliyor” dedi.

Don, kuraklık, dolu ve hastalıklar nedeniyle birçok üründe ciddi rekolte kayıpları yaşandığını belirten Suiçmez, olağanüstü doğa olaylarına karşı ek destek paketleri açıklanmadığı sürece tarımda sürdürülebilirliğin daha da zorlaşacağını söyledi.

“RAFLAR DOLU OLABİLİR AMA HALK SAĞLIKLI GIDAYA ERİŞEMİYOR”

Sürdürülebilirliğin yalnızca üreticiyle sınırlı olmadığını, tüketici boyutunun da göz ardı edildiğini vurgulayan Suiçmez, “Raflar dolu olabilir; ancak asgari ücret açlık sınırının altında. Emekli ve memur gelirleri yetersiz. Gelirler bu kadar düşükken halkın sağlıklı, ucuz ve yeterli gıdaya erişimi de sürdürülebilir değildir” değerlendirmesinde bulundu.

“İTHALAT ÇÖZÜM DEĞİL, GÜVENLİK SORUNUDUR”

Tarımda ithalata dayalı politikaların çözüm olmadığını vurgulayan Suiçmez, pandemi sürecini hatırlatarak, “Ette, sütte, hububatta, bakliyatta, pamukta ithalat çözüm değildir. Küresel krizlerin ve savaşların yaşandığı bir dünyada paranız olsa bile ürün bulamayabilirsiniz. İthalata bağımlı bir tarım ve gıda sistemi ülke için ciddi bir güvenlik sorunudur” dedi.

Sürdürülebilir bir tarım sistemi için üretim alanlarının korunması, üreticinin desteklenmesi, tedarik zincirinin kısaltılması ve ithalat yerine üretimi önceleyen politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

“TOPRAK SAĞLIĞI KISA VADELİ VERİMDEN DAHA ÖNEMLİ”

Toprak sağlığının uzun vadede tarımsal üretimin temel unsuru olduğunu belirten Suiçmez, aşırı su kullanımı, yanlış gübreleme ve bilinçsiz ilaçlamanın çevreye ve insan sağlığına zarar verdiğini söyledi. Sulamada kapalı sistemlere geçilmesi, drenajla tuzlanmanın önlenmesi ve tüm süreçlerin ziraat mühendislerinin denetiminde yürütülmesi gerektiğini vurguladı. Suiçmez, “Doğru ilaca, doğru zamanda ve doğru dozda müdahale edilmezse bu yalnızca ekonomik kayıp değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Bu denetimin sorumluluğu Tarım ve Orman Bakanlığı’ndadır” dedi.

“TOHUMDA ŞİRKET BAĞIMLILIĞI BÜYÜK RİSK”

Tohumda dışa bağımlılığın sürdürülebilirliği tehdit ettiğini ifade eden Suiçmez, çok uluslu şirketlerin tohumla birlikte ilaç ve diğer girdileri de dayattığını belirtti. Özelleştirilen TİGEM’lerin yeniden yapılandırılması gerektiğini vurgulayan Suiçmez, “Yerli tohumculuk stratejik bir zorunluluktur” dedi.

“ARI ÖLÜMLERİ GELECEK İÇİN ALARM”

Biyoçeşitlilik kaybı ve arı ölümlerinin tarımsal üretimi doğrudan tehdit ettiğini belirten Suiçmez,
“Arılar olmadan tarım olmaz. Doğal alanların maden ve taş ocaklarıyla tahrip edilmesi, ileride çok daha büyük toplumsal sorunlara yol açacaktır” ifadelerini kullandı.

“GENÇLER ZARAR EDEN BİR SEKTÖRE GİRMEK İSTEMİYOR”

Genç ziraat mühendisleri ve genç çiftçilere de değinen Suiçmez, neoliberal tarım politikaları sürdükçe tarım nüfusunun yaşlandığını ve gençlerin sektörden uzaklaştığını söyledi. Suiçmez, “Üreticinin ve mühendisin kâr edebileceği bir sistem kurulmadan tarımda geleceği konuşamayız” diyerek değerlendirmelerini tamamladı.

Muhabir: İpek Necmiye ÇAKIR
Editör: Meryem Zelal DİREKÇİ

Haberin kaynağına ulaşmak için lütfen TIKLAYINIZ

Okunma Sayısı: 73