YENİ ANKARA GAZETESİ: ZMO BAŞKANI BAKİ SUİÇMEZ ANKARA İÇİN UYARDI! “SU HAVZALARINDA ACİL EYLEM PLANI ŞART” - 4 AĞUSTOS 2025

YENİ ANKARA GAZETESİ: ZMO BAŞKANI BAKİ SUİÇMEZ ANKARA İÇİN UYARDI! “SU HAVZALARINDA ACİL EYLEM PLANI ŞART” - 4 AĞUSTOS 2025
MERKEZ
04.08.2025

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baki Remzi Suiçmez, iklim değişikliğinin etkisiyle barajlardaki su seviyelerinde yaşanan ciddi düşüşe dikkat çekerek, su yönetiminde acil ve kalıcı çözümlerin üretilmesi gerektiğini vurguladı.

 

Türkiye'nin farklı bölgelerinde etkisini artıran kuraklık ve orman tahribatı, hem su kaynaklarını hem de tarımsal üretimi tehdit ediyor. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baki Remzi Suiçmez, ormanların yalnızca ağaç toplulukları değil, aynı zamanda suyun doğal hafızası ve deposu olduğunu belirterek, özellikle Ankara’daki baraj doluluk oranlarının kritik seviyelere gerilediğine dikkat çekti.

“ORMANLAR SADECE AĞAÇ DEĞİL, DOĞAL SU HAFIZASI”

Ankara’daki barajların alarm verici seviyede boşaldığını, İzmir Çeşme’de çiftçilere su sağlanamadığını vurgulayan Başkan Suiçmez, “Kuraklık dendiğinde su en önemli unsurdur. Sulu tarım yapılan bölgelerde verimlilik yüksektir. Ancak ülkemizde, özellikle Ankara’daki barajların doluluk oranları son derece düşüktür. İzmir’in Çeşme ilçesinde ise çiftçilere su verilememektedir. Bu da üretimi doğrudan sekteye uğratmaktadır. Unutulmamalıdır ki ormanlar, sadece ağaçlardan ibaret değildir. Vadileriyle, tepeleriyle ormanlar aynı zamanda doğal su depoları ve su hafızası alanlarıdır. Bu nedenle ormanların korunması, sadece ekosistem açısından değil, su yönetimi açısından da hayati öneme sahiptir. Orman yangınlarını değerlendirirken, yalnızca yangın olarak değil; ormanların madencilik faaliyetlerine taban, enerji yatırımlarına zemin, turizm yatırımlarına da tavan olarak kullanılması ve imar planlarıyla talan edilmesini bir bütün olarak ele almak gerekir. Kesilen zeytin ağaçlarının yerine zeytin dikileceği söylense de, orman alanlarımız gerçekte artmamaktadır. Her ne kadar ‘ormanlarımız artıyor’ denilse de, biz diyoruz ki: Yılların birikimi olan bir ekosistem, bir bütün olarak yanan bir ormanın yerini başka bir yerde oluşturmak mümkün değildir. Orman, tek tek dikilen fidanlardan ibaret değildir; insanıyla, hayvanıyla, canlı çeşitliliğiyle, bitkisiyle, su döngüsüyle bir bütündür. Bu nedenle bakış açımızın değişmesi gerekmektedir. Herkesin ortak malı olan ormanlar ve meralar, kamu tarafından korunmalıdır. Bu alanlar, herhangi bir ‘rezerv alan’ ya da ‘üzerine her şey yapılabilecek boş alan’ olarak görülmemelidir.” dedi.

“ANKARA SU KRİZINDE”

Ankara’da ciddi kuraklık sorunlarının yaşandığına dikkat çeken Suiçmez, “Ankara'da da ciddi kuraklık sorunları yaşanmaktadır. Kuraklık, yangın riski ve aşırı yağışlar gibi iklim olayları her an yaşanabilir. Geçmiş yıllarda bu felaketlerle karşılaştık. Özellikle bu sıcaklıkların artmasıyla birlikte Batı Karadeniz ve Doğu Karadeniz bölgelerinde sel zararları tekrar gündeme gelebilir. Orman kayıpları, kuraklık, insan etkisi, dere yataklarına yapılan evlerin yıkılması ve can kayıpları gibi durumları yeniden yaşamamayı umuyoruz. Bu noktada suyumuzu korumak büyük önem taşımaktadır. Tarımsal sulama, su kullanımında en büyük payı alan alanlardan biridir. Bu nedenle öncelik, barajlar ve nehirlerdeki su kaynaklarının içme suyu olarak insanlara ulaştırılması olmalıdır.” ifadelerini kullandı.

MODERN SULAMAYA KAMU DESTEĞİ ŞART”

Türkiye’de tarımda su tüketimi yüzde 70 seviyesine ulaşırken, tarımda modern sulama sistemlerine geçişin zorunlu hale geldiğini belirten Suiçmez, şunları kaydetti:

Tarımda su kullanımı yüzde 70 oranında gerçekleşmektedir. Tarımda da modern sulama sistemlerine geçilmesi artık zorunludur. Damla sulama, yağmurlama gibi modern sulama yöntemlerine geçiş yapılmalıdır. Ancak bu sistemlere kim geçecek? Zaten yeterli maddi gücü olmayan çiftçiler mi? Büyük çiftlikler bir yere kadar bu dönüşümü sağlayabilir. Bu nedenle sulama yatırımlarına kamusal kaynak ayrılmalı, modern sulama sistemlerine geçiş kamu eliyle yürütülmelidir. Çiftçilere de bu sistemler için uygun kredi olanakları sağlanmalıdır. Ankara'da, Sincan’dan Eskişehir’e kadar uzanan Ankara Çayı Vadisi’nde sulu tarım yapılmaktadır. Bu bölgede bazı çiftçiler ürünlerini verimli şekilde alabilirken, şimdi Ankara Çayı üzerinde bir yabancı firmaya hidroelektrik santral (HES) kurma izni verilmek istenmektedir. Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci, köylülerin tüm itirazlarına rağmen hızla başlatılmıştır. Tıpkı zeytinliklerde ve meralarda olduğu gibi burada da çiftçiler yaşam alanlarından ve tarım faaliyetlerinden uzaklaştırılmak istenmektedir.”

“SU HAVZALARINDA ACİL EYLEM PLANI ŞART”

Su havzalarında yeterli suyun kalabilmesi için acil önlemlerin ve bütüncül eylem planlarının hazırlanması gerektiğini söyleyen Suiçmez, “Su havzalarımızda yeterli suyun olması ve kuraklığı göz önünde bulundurarak buna yönelik önlemler ve eylem planlarının hazırlanması gerekmektedir. Ancak mevcut bakış açısı şöyledir: Eğer doğal kaynakları korumayıp, onları sadece belli şirketlerin kullanımına açıyorsanız, aslında ormancılık, tarım, ekonomi ve çevre politikalarınız yanlış demektir. Öncelikli olarak ormanların, toprakların, su havzalarının, meraların ve diğer doğal zenginliklerin, bu ülkenin gerçek geleceği ve temel varlıkları olduğu kabul edilmeli; bunları koruyarak, üreticiyi ve orman köylüsünü destekleyerek sağlıklı bir çevrede yaşam ortamı oluşturulmalıdır. İklim kanununda ormanlar ve meraların karbon depolama alanı olarak korunacağı belirtilirken, bir hafta sonra çıkarılan yasa ise ormanları ve meraları tahrip etmektedir. Bu çelişki giderilmemiştir. Bu nedenle, politikalar artık doğa öncelikli, insan odaklı olmalıdır. Söylediklerimi toparlamaya çalıştım, umarım güzel olmuştur.” dedi.

POLATLI’DA ACELE KAMULAŞTIRMA KARARLARINA ÇİFTÇİLERDEN HUKUKİ TEPKİ

Polatlı’nın bazı köylerinde alınan acele kamulaştırma kararlarına karşı çiftçilerin dava açmak istediğini değinen Suiçmez, “Polatlı’nın bazı köylerinde ise acele kamulaştırma kararları alınmıştır. Çiftçiler bu karara karşı dava açmak istemektedir. Sulu tarımın öneminden, gıdanın her şeyin temeli olduğundan bahsediyoruz; verimli üretim ve sulama diyoruz. Ancak elimizde hâlihazırda bir elektrik açığı olmamasına rağmen, Ankara Çayı üzerine HES kurulmak isteniyor. Bu, su kaynaklarımızı ve tarım alanlarımızı ciddi şekilde tehdit etmektedir. Bugün orman alanlarını, meraları ve kömür sahalarını enerji yatırımlarına açmak; kısa vadeli, şirket odaklı çıkarlara kamu mülkünü feda etmek demektir. Ormanlar hepimizindir. Meralar hepimizindir. Topraklar hepimizindir. Bu alanlar, bireysel ya da ticari çıkarlara kurban edilemez. Unutmayalım ki ormanları korursak, aynı zamanda su kaynaklarımızı da korur, hatta artırırız.” şeklinde konuştu.

Haberin kaynağına ulaşmak için lütfen TIKLAYIN

Okunma Sayısı: 49