YENİ ANKARA GAZETESİ: ZMO BAŞKANI BAKİ SUİÇMEZ'DEN KRİTİK UYARI! “YANGINLAR SADECE AĞAÇLARI DEĞİL, GEÇİM KAYNAKLARINI DA YAKIYOR!” - 2 AĞUSTOS 2025

YENİ ANKARA GAZETESİ: ZMO BAŞKANI BAKİ SUİÇMEZ'DEN KRİTİK UYARI! “YANGINLAR SADECE AĞAÇLARI DEĞİL, GEÇİM KAYNAKLARINI DA YAKIYOR!” - 2 AĞUSTOS 2025
MERKEZ
02.08.2025

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baki Remzi Suiçmez, son günlerde artan orman yangınlarının sadece ağaçları yok etmekle kalmadığını, aynı zamanda orman köylülerinin ve çevredeki tarım arazilerinin geçim kaynaklarını da derinden etkilediğini söyledi.

 

Türkiye’de son dönemde art arda yaşanan orman yangınları, iklim değişikliği ve kuraklıkla birleşerek tarımı ve çiftçileri derinden etkiliyor. Konuyla ilgili önemli değerlendirmelerde bulunan Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baki Remzi Suiçmez, Yeni Ankara’ya özel açıklamalarda bulundu.

“YANGINLAR SADECE AĞAÇLARI DEĞİL, GEÇİM KAYNAKLARINI DA YAKIYOR”

Tarım ve orman alanlarının korunmasının sadece çevresel değil, ekonomik açıdan da büyük önem taşıdığını söyleyen Başkan Suiçmez, “Ülkemizin son günlerdeki en önemli gündem maddelerinden biri, çeşitli illerde çıkan ve günlerce söndürülemeyen orman yangınlarıdır. Bu yangınlara karşı alınan önlemlerin yeterli olup olmadığı da tartışma konusudur. Orman yangınları sadece orman varlığında kayba yol açmakla kalmıyor; aynı zamanda orman köylüleri, çevredeki tarım arazileri ve tarım sektörü üzerinde de olumsuz etkiler yaratıyor. Küresel ısınma ve kuraklığın tarımsal verim üzerinde geçen yıl olduğu gibi bu yıl da olumsuz etkileri olacağı bir dönemdeyiz. Bizler Tarım ve Orman Bakanlığı yönetiminde orman yangınlarını konuşurken, tarım sektöründe yaşanan krizleri maalesef yeterince gündemimize almıyoruz. Türkiye'de resmi verilere göre yaklaşık 23 milyon hektar orman alanı bulunmakta ve son yıllarda her yıl ortalama 7 bin hektar orman alanı maalesef yanmaktadır.” dedi.

“ORMAN YANGINLARI EKOSİSTEMİ DE YOK ETMEKTEDİR”

Orman yangınlarının sadece ağaçları değil, ekosistemin tamamını etkileyerek biyolojik çeşitlilikte kalıcı zararlar verdiğini belirten Suiçmez, “Orman yangınlarının nedenleri arasında insan kaynaklı etkenler büyük bir yer tutmaktadır. İhmaller, sigara izmaritleri ve tarlalardan çıkan anız yangınları sıkça gündeme gelse de, sabotajlar da geçmişte olduğu gibi bugün de önemli bir nedendir. Ancak yangınların en önemli nedenlerinden biri, özelleştirilen elektrik piyasası sonrası yüksek gerilim hatlarındaki bakımsızlıktır. Bu durum her ne kadar 'belirlenemeyen neden' olarak açıklansa da, en son İzmir Valisi, yüksek gerilim hatlarının yangın çıkışında önemli bir faktör olduğunu dile getirmiştir. Fakat bu konuda herhangi bir soruşturma, denetleme ya da cezai işlem olup olmadığı kamuoyuna açıklanmamıştır. Bu durum endişe vericidir. Kamuoyunun bu konuda bilgilendirilmesi gereklidir. Yangına sebep olan kişi kadar, ihmali olan elektrik şirketleri de payları oranında gerekli cezayı almalıdır. Orman yangınları yalnızca ağaçları değil, aynı zamanda tüm ekosistemi yok etmektedir. Biyolojik çeşitlilik, bitkisel ve hayvansal canlılar geri dönülmez şekilde zarar görmektedir.” diye konuştu.

“TARIMDAN VE ORMANDAN TASARRUF OLMAZ”

Türkiye’de ormanların korunması anayasal bir görev olmasına rağmen, son yıllarda turizm, konut, madencilik ve enerji projeleri kapsamında orman alanlarının kullanıma açılmasının tehlikeli olduğuna işaret eden Suiçmez, “Orman alanlarının içerisinde aynı zamanda tarım alanları da bulunmaktadır. Ülkemiz bir anayasal hukuk devletidir ve Anayasa’nın 169. maddesi, ormanları koruma görevini devlete vermektedir. Ancak ne yazık ki son yıllarda turizm, konut, madencilik ve enerji şirketleri gibi çeşitli amaçlarla ormanlar 2B kapsamında kullanıma açılmış, bu da orman bütünlüğünün bozulmasına ve parçalanmasına neden olmuştur. Biz nasıl ki ‘tarımdan tasarruf olmaz’ diyorsak, ormanlardan da tasarruf edilmemelidir. Fakat Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesi ile Orman Genel Müdürlüğü bütçesinin artırılması gerekirken, bu alanda gerekli adımlar atılmamaktadır. Orman yangınları artarken, orman işçilerinin eğitilerek sahaya sürülmesi gerekir. Buna rağmen, Buca’daki eğitim tesisi kapatılmış ve yeni alınan işçiler eğitimsiz şekilde yangın bölgelerine yönlendirilmiştir. Bu durum, maalesef farklı zamanlarda 10 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden olmuştur.” ifadelerini kullandı.

“AFETLER TARIMI VURDU: TARSİM’DEN NET ÖDEME PLANI BEKLENİYOR”

Orman yangınları başta olmak üzere depremler, seller ve don gibi afetlerin tarımsal üretimi olumsuz etkilediğine dikkat çeken Suiçmez, “Doğu bölgelerinde tarım kuraklık nedeniyle büyük önem taşımaktadır. Ancak çiftçilerimiz, gelir düşüklüğü, tarım sigortası poliçelerinin yüksek maliyetleri ve kesinti oranlarının fazlalığı nedeniyle yeterince sisteme kayıtlı değildir. Bu kapsamda, orman yangınlarından etkilenen üreticilerin ve tarım alanlarının durumu da değerlendirilmelidir. TARSİM’in bu konuda ne kadar üreticiyi kapsadığı, kimlerin etkilendiği ve nasıl bir ödeme planı yapılacağı konusunda kamuoyuna net bilgi verilmelidir. Gerçek hasar tespitleriyle birlikte, Tarım Sigortaları Havuzu'ndan (TARSİM) somut bir ödeme planı beklenmektedir. Ayrıca son yıllarda depremler, seller, dolu, don, aşırı yağışlar ve domuz istilaları gibi pek çok afet yaşanmıştır. Orman yangınları da bu zincirin bir parçasıdır ve tarımı doğrudan olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle acil eylem planlarımız olup olmadığı tartışılmalıdır. Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Eylem Planı, Resmî Gazete'de yayınlanmış olmasına rağmen, yıllardır uygulanmakta mıdır, bu da sorgulanmalıdır. 2025 yılı içinde yine kuraklık nedeniyle ciddi ürün kayıpları yaşanmıştır.” dedi.

ÜRETİCİ NE ZAMAN NEFES ALACAK?

Sektörde yaşanan zararın boyutuna dikkat çeken Suiçmez, şunları kaydetti:

“Tarım sektörü son derece olumsuz koşullar altında varlık göstermeye çalışıyor. Dolu zararları ülkemizi ciddi şekilde etkilemiştir. Meyve fiyatları ortadadır; ihracatın düşeceğini daha önce söylemiştik ve nitekim ihracat düşmüştür. Don zararları ödenmiş midir? Meclis’te bir Don Komisyonu kurulmuş, hızlı bir şekilde çalışıp her kesimi dinlemiştir. Ancak don zararlarıyla ilgili olarak TARSİM, yüzde 100 hasarlı alanlarda sadece 2 milyar TL’ye yakın ödeme yapmıştır. Oysa kendi hesaplarına göre ödemeleri gereken tutar 21,7 milyar TL’dir ve bu tutarın ancak kasım ayında ödeneceği belirtilmektedir. Sigortalı olmayan ama Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı olan üreticilerin hasarlarının, maliyet ve hasar oranı dikkate alınarak ödeneceği yönünde Cumhurbaşkanlığı tarafından bir açıklama yapılmıştır. Ancak Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri tarafından bu konuda herhangi bir ödeme yapılmamıştır. Kasım ayında yapılacağı söylenmektedir ancak miktarın ne olacağı ya da ne kadar gerçekçi olduğu belirsizdir. Peki, ÇKS sistemine dahil olmayan üreticilerin zararları ne olacak.”

“ÇİFTÇİ YALNIZ, DESTEK GECİKMEMELİ”

Çiftçilerin ürün, hayvan ve üretim araçlarında yaşadığı kayıpların hızla karşılanması gerektiğini vurgulayan Suiçmez, “Ne yazık ki bu konuda çiftçiler ortada bırakılmıştır. Uygulanan tarım, ekonomi ve maliye politikaları, tarımda verimliliği düşürmüş; rekolteyi azaltmış ve çiftçileri borçlanarak üretime devam etmeye zorlamıştır. Bu yangınlar sonucu çiftçilerin ürünleri, evleri, ahırları ve hayvanları yanabilmekte; tarım alet ve makineleri zarar görebilmektedir. Artık yerleşim yerleri de yangın alanı haline gelmiştir. Böyle bir ortamda, çiftçilerin üretim araçları, ektikleri ürünler ve hayvan kayıplarının hızla karşılanması gerekmektedir. Bu konuda gecikmeye yer olmamalıdır. Yangın sonrası hasar tespitleri yapılmış olsa da, ödemelerin her zaman sonraki aylara ya da yıllara ertelendiği bir süreç yaşanmaktadır. Ayrıca elde edilen veriler, arıcılıkta da kayıpların yüksek olduğunu göstermektedir.” diye aktardı.

Muhabir: Büşra SAĞLAM
Editör: Meryem Zelal DİREKÇİ

Haberin kaynağına ulaşmak için lütfen TIKLAYIN

Okunma Sayısı: 45